AİHM İçtihatlarındaki Mutatis Mutandis Prensibi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını okurken veya ulusal mahkemelere AİHM dayanaklı dilekçeler sunarken sıkça karşılaştığımız Latince bir ifade vardır: Mutatis mutandis.
Pek çok uygulayıcı bu ifadeyi sadece "süslü bir hukuki jargon" olarak geçiştirse de, aslında AİHM içtihadının ulusal hukuka entegrasyonunun ve insan hakları standartlarının evrenselleşmesinin en önemli metodolojik köprülerinden biridir.
Peki, mutatis mutandis tam olarak nedir, AİHM bunu neden sıklıkla kullanır ve Türk hukukunda yargıçları/yargılayanları nasıl bağlar?
I-) MUTATİS MUTANDİS PRENSİBİ NEDİR?
Mutatis mutandis, Latince kökenli bir ifade olup "gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra" veya "değiştirilmesi gereken unsurlar değiştirildiğinde" anlamına gelmektedir. Hukuki terminolojide bu prensip; bir kuralın, testin veya daha önce verilmiş bir yargı kararının, aradaki somut farklılıklar gözetilip gerekli uyarlamalar yapıldıktan sonra, benzer yeni bir duruma veya farklı bir hukuki bağlama uygulanabilmesini ifade eder.
AİHM kararlarında sıklıkla kullanılan bu kavram, özellikle yerleşik içtihatların (established case-law) iç hukukta doğru ve geniş bir şekilde yorumlanması açısından hayati bir işlev görür.
II-) İNCE BİR ÇİZGİ: MUTATİS MUTANDİS Mİ, A FORTİORİ Mİ?
Hukuk metodolojisinde bu iki kavram sıklıkla karıştırılır. Oysa aralarındaki fark, bir kararın gerekçelendirilmesinde önem kazanır.
A Fortiori : Türk hukuk metodolojisindeki en yakın karşılığı evleviyet ilkesidir. Bir prensibin, çok daha güçlü ve net nedenlerle somut olaya uyarlanması gerektiği durumlarda kullanılır. Mantık şudur "Bırakın daha zayıf olanı, güçlü olan için bile bu kural geçerlidir."
Mutatis Mutandis: İki durum arasındaki farklılıklar gözetilmek kaydıyla, ilk durumdaki hukuki yaklaşımın ve testin ikinci durumda da geçerli olduğunu söyler.
Örneğin delil durumu çok daha ağır olan bir dosyada verilen beraat kararı, delil durumu daha zayıf olan bir dosyada kullanılacaksa evleviyet (a fortiori) ilkesi kullanılır. Ancak delil durumları birbirleriyle yarışan veya farklı dinamiklere sahip iki dosya için benzer bir beraat/ihlal kararı oluşturulacaksa mutatis mutandis kullanılmalıdır. A fortiori gerekçenin ikinci durumda daha da güçlü olduğunu söyler; mutatis mutandis ise farklılıkları kabul ederek temel hukuki mantığın korunmasını sağlar.
III-) AİHM NEDEN BU PRENSİBİ SIKLIKLA KULLANIR?
AİHM, daha önce çözdüğü bir davadaki hukuki ilkeyi, benzer nitelikteki yeni bir davaya aktarırken bu ifadeyi kullanır. Yeni davanın olay örgüsü, tarafları veya bağlamı farklı olsa bile temel hukuki mantık örneğin adil yargılanma, ifade özgürlüğünün sınırları aynı kalır. Mahkeme, yeni davanın özel şartlarına uymayan kısımları ayıklar ve ilkeyi o davaya uyarlar.
AİHM Bir "İlkeler Mahkemesidir"
Esasında AİHM'in bu prensibi iç hukuka göre çok daha fazla kullanmasının nedeni sistemin doğasında yatmaktadır. AİHM, bir Yargıtay veya Danıştay değildir. AİHM'in, her özel durumun kendi gereklerine göre sıfırdan yeni içtihat üretmesi mümkün değildir. Böyle bir uygulama AİHM'in "dördüncü derece yargı merci" (fourth instance doctrine) olmaması prensibine aykırı olur. Mahkemenin mevcut personel ve zaman yapısıyla çalışmasını imkansız hale getirir.
Özgürlük hakkına (AİHS md. 5) ve adil yargılanmaya (AİHS md. 6) ilişkin prensipler farklı güvencelerdir. Md. 5/2'deki "tutukluluk nedenlerinin bildirilmesi" yükümlülüğü ile md. 6'daki "gerekçeli karar" yükümlülüğü farklı olsa da; Mahkeme, md. 6 kapsamında geliştirdiği "demokratik toplum gerekleri" ve "şeffaflık" testlerini, mutatis mutandis (gerekli uyarlamalarla) md. 5/2 kapsamında da uygulamaktadır.
Peki AİHM her olaya özgü kriter belirlemiyorsa iç hukuktaki yanlış uygulamaları nasıl düzeltecek?
İşte tam bu noktada genel tedbirler (general measures) devreye girer. İyi niyetli bir yönetimin ve ulusal yargının, eldeki hazır AİHM içtihatlarından hareketle, benzer dosyalarda mutatis mutandis yorumlamalarla insan hakları standartlarını proaktif bir şekilde iyileştirme yükümlülüğü bulunmkatadır.
IV-) TÜRK HUKUKUNDA DURUM: KIYAS MI, AİHS UYUMLU YORUM MU?
Hukukumuzda mutatis mutandis prensibinin tam ve tek kelimelik bir Türkçe karşılığı bulunmamaktadır, en yakın metodolojik karşılığı kıyas metodudur. Ancak bu durum, Türk hukuk sisteminin bu prensibi dışladığı anlamına kesinlikle gelmez.
Yargıtay ve Danıştay iç hukuktaki somut uyuşmazlıklara ilişkin zaten oldukça spesifik ve detaylı içtihatları bulunmaktadır. Bu nedenle ulusal mahkemelerin mutatis mutandis prensibine, AİHM'in "boşluk doldurma" ihtiyacı kadar ihtiyacı yoktur.
Ancak işin içine AİHM ve İnsan Hakları girdiğinde durum değişir. Türkiye'nin AİHM yargısına tabi olması ve AİHM'in de zaman zaman başka ülkeler (örneğin Rusya veya Macaristan) için ortaya koyduğu testleri Türkiye ile ilgili davalarda mutatis mutandis uygulaması bunun en net kanıtıdır.
AİHM kararları kapsamında alınması gereken genel tedbirler düşünüldüğünde, uygulayıcıların AİHM kararlarına gerekirse mutatis mutandis atıfta bulunması gerekmektedir. Başka bir deyişle eldeki dosyanın olgusal yapısı AİHM kararındaki dosyaya %100 birebir uymasa dahi, yakın ilkeleri içeren AİHM kararları milli yargıdaki uyuşmazlıklar için birer "pusula" olarak kullanılabilir. İç hukukta her dosyanın özel durumu için "birebir uyumlu" bir AİHM içtihadı beklemesi, AİHS'nin ruhuna ve yardımcılık (subsidiarity) ilkesine aykırı, yanlış bir tutumdur.
AİHM bir ilkeler mahkemesidir ve ortaya koyduğu prensiplerin pozitif manada, insan hakları lehine geniş yorumlanması gerekir. AİHM'den her somut delil veya her yeni olay örgüsü için "bana özel yeni bir karar" beklenmesine gerek bulunmamaktadır.
AİHM içtihatları, doğrudan atıf yapılarak veya durumun gerektirdiği mutatis mutandis uyarlamalarla iç hukukta uygulanmalıdır. Bir avukat olarak mahkemeye sunulan dilekçede, "Sayın Mahkeme, AİHM'in X ülkesiyle ilgili verdiği karardaki demokratik toplum testi, işbu davadaki olgusal farklılıklar gözetilerek (mutatis mutandis) Türkiye'ye uyarlandığında, ihlal sonucuna varılacağı açıktır" diyebilmek, modern bir hukukçunun en güçlü metodolojik silahlarından biridir.
Ceza Genel Kurulu'nun 19.11.2020 tarihli ve 2018/441 E., 2020/468 K.; 18.02.2020 tarihli ve 2016/1140 E., 2020/110 K.; 29.12.2021 tarihli ve 2018/421 E., 2021/696 K. sayılı kararları ile 19. Ceza Dairesi'nin 17.05.2016 tarihli ve 2015/10706 E., 2016/18091 K. sayılı ilamında, mutatis mutandis (kıyas yoluyla) terimine yer verilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına referans olarak başvurulmuştur.
Unutmayalım hukuk, sadece birebir aynı olan olaylarda değil, farklılıkların ardındaki ortak hukuki mantığı yakalayabildiğimizde evrensel bir nitelik kazanır.