01 Blog
16-06-26
Birden Fazla Davalının Vekâlet Ücreti ve Yargılama Giderlerinden Sorumluluğu

Hukuk muhakemesinde davanın tarafları kadar, hükmün mali sonuçları olan yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de uyuşmazlığın ve infaz aşamasının en kritik unsurlarını oluşturur. Birden fazla davalının yer aldığı (gerek mecburi gerekse ihtiyari dava arkadaşlığı bünyesindeki) davalarda, mahkemelerin hüküm fıkrasını kurarken kullandığı dil, icra aşamasında çoğu zaman ciddi uyuşmazlıklara yol açmaktadır.

Uygulamada sıklıkla düşülen hata, davada esasa ilişkin maddi hukuk ilişkisinden doğan müteselsil sorumluluğun, usul hukukunun bir parçası olan yargılama giderleri ve vekâlet ücretine kendiliğinden sirayet edeceğinin varsayılmasıdır. Oysa usul hukuku ve ilamların infazı rejimi, maddi hukukun esnekliklerini ve karinelerini her zaman barındırmaz. Bu yazıda, birden fazla davalının bulunduğu dosyalarda mahkeme ilamında "müştereken ve müteselsilen" ibaresinin yer almaması halinde sorumluluğun sınırlarını ve bu durumun icra takipleri karşısındaki neticelerini ele alacağız.

İlamlı icra takibinin en temel yapı taşı, ilamın hüküm fıkrasının yorumlanmadan, olduğu gibi (aynen) infaz edilmesi zorunluluğudur. İcra daireleri veya icra mahkemeleri, maddi hukuktaki haklılık durumuna ya da dava arkadaşlığının niteliğine bakarak ilam metnini genişletemez veya daraltamaz. Aşağıdaki metinde yer alan içtihatlar bu evrensel usul kuralını nettir biçimde ortaya koymaktadır

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK'nın) “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.

(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/284, K. 2020/203 sayılı ilamında, iş kazasından kaynaklanan bir rücu davasında (asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcutken), mahkeme vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı olan üç ayrı süjeden (asıl işveren, alt işveren ve işveren vekili) tahsiline karar vermiştir. Takipte alacağın tamamı tek bir şirketten istenmiş, alt derece mahkemeleri ise maddi hukuktaki asıl/alt işveren ilişkisine dayanarak şikayeti reddetmiştir.
 

Yargıtay ise yerleşik kararlarına da atıf yapılarak (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. sayılı ilamları.), ilamların infaz edilecek kısmının yalnızca hüküm bölümü olduğu ve buranın yorum yoluyla belirlenemeyeceği hatırlatılmıştır. Hükümde "müştereken ve müteselsilen" ifadesi yer almadığından, davalıların iç ilişkideki kusur oranlarına veya maddi hukuk statülerine bakılmaksızın vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden eşit oranda (1/3 oranında) sorumlu tutulmaları gerektiği vurgulanmıştır. İcra emrinin bu yönde düzeltilmesi için karar bozulmuştur.
 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/17977, K. 2016/14117 sayılı ilamında, İki davalı aleyhine açılan davada mahkeme, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin "davalılardan alınarak davacıya verilmesine" hükmetmiştir. Alacaklı, bu alacak kalemlerinin tamamını tek bir borçludan (müteselsilmiş gibi) talep ederek icra emri düzenlemiştir. Borçlu vekili ise teselsül hükmü olmadığı için alacağın tamamının tek bir borçludan istenemeyeceğini belirterek icra emrinin iptalini talep etmiştir. Yerel mahkeme icra emrini tümden iptal etmiştir.
 

Yargıtay, ilamda açıkça "müştereken ve müteselsilen" ibaresi yer almadığı ve iki davalı bulunduğu için tarafların bu giderlerden yarı yarıya( ½ oranında) eşit sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Ancak usul ekonomisi ve 2004 sayılı İİK Madde 17 uyarınca, icra mahkemesinin icra emrini tümden iptal etmek yerine, borçlunun sorumluluğunu eşit orana çekecek şekilde "düzeltilmesine" karar vermesi gerektiğine hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
 

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2010/8650, K. 2010/18012 sayılı ilamında, toplam beş davalının bulunduğu bir asliye hukuk mahkemesi ilamında, vekâlet ücretinin davalılar arasında bir teselsül ilişkisi kurulmaksızın "davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İcra mahkemesi borçlunun şikayeti üzerine sorumluluğu 1/2 olarak belirlemiştir.
 

 Yargıtay, davalı sayısının net bir şekilde beş kişi olduğunu belirterek, teselsül yoksa sorumluluğun kişi sayısına bölünmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Mahkemenin borçlu lehine 1/2 oranında sorumluluk öngören hatalı kararını bozmuş; borçlunun toplam vekâlet ücretinin ancak 1/5'inden sorumlu tutulabileceğine hükmetmiştir.

WhatsApp Icon