01 Blog
29-07-26
Borçlunun Kısmi Ödeme Yapması Halinde Zamanaşımının Kesilmesi (Haksız Fiil)

Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi, zamanaşımının kesilme sebeplerini açıkça düzenlemektedir. Bu maddeye göre zamanaşımı, özellikle borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması halinde kesilir. Aynı şekilde rehin verilmesi veya kefil gösterilmesi de kesilme sebebidir. 
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 154/1. maddesinde “Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse zamanaşımının kesileceği” düzenlemesine; 156/1. maddesinde ise “Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu düzenlemelerle, herhangi bir ayrım yapılmaksızın, tüm borç ilişkileri bakımından geçerli olan zamanaşımının kesilmesi nedenleri ve kesilmeden sonra işleyecek sürenin ne olduğu tespit edilmiş bulunmaktadır.
Haksız fiil niteliğinde olan trafik kazaları bakımından zamanaşımı sürelerini özel olarak düzenleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesinde, haksız fiilin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlar için uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı ilkesi benimsenmiştir. KTK'nın 109/2. maddesi ile zarar görenlerin kısa zamanaşımı süreleri nedeniyle hak kaybına uğramasının önlenmesi ve zarar görenlerin korunmasının amaçlandığı açıktır. Bu itibarla; haksız fiil mağduru olan zarar görenlerin korunması amacıyla getirilen ve daha uzun süreler içinde hak arama imkanı veren kanuni düzenlemenin, zarar görenlerin aleyhine sonuç doğuracak biçimde ve mutlak surette uygulanması, kanunun amacına uygun düşmeyecektir. Kaldı ki KTK'nın 109/2. maddesindeki ceza zamanaşımının uygulanması hükmünün, haksız fiiller de dahil olmak üzere tüm borç ilişkilerinde zamanaşımının kesilmesi nedenlerini ayrıca ve açıkça düzenleyen Borçlar Kanunu düzenlemelerini bertaraf edecek şekilde uygulanmasının, özel kanunda hüküm bulunmayan halde genel kanunun uygulanması ilkesine aykırı olacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.
Kısmi ödeme, borçlunun borcun varlığını ve miktarını fiilen kabul ettiğini gösteren en net ikrar türlerinden biridir. Bu nedenle kısmi ifa gerçekleştiği anda zamanaşımı kesilir ve TBK m. 156 uyarınca yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Uygulamada en sık karşılaşılan durum, trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararlar ile işçilik alacaklarında sigorta şirketleri veya işverenler tarafından yapılan kısmi ödemelerdir. Bu ödemeler, alacaklı lehine zamanaşımını yeniden başlatır ve çoğu zaman davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesini engeller.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu yasal düzenlemeyi net biçimde uygulamaktadır. Aşağıda, kısmi ödemenin zamanaşımını kestiğine dair önemli karar özetleri yer almaktadır.

YARGITAY KARARLARI
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Esas No: 2023/8192, Karar No: 2025/2897, Tarih: 20.02.2025 

“Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TBK'nın 154 üncü maddesi uyarınca; 1- Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, 2- Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı süresinin kesileceği, başvurucunun yapmış olduğu müracaatın tek başına zamanaşımını kesen bir neden olmadığı, müracaat sonrası sigorta şirketi tarafından kısmen ifada da bulunulmadığı anlaşılmakla başvuru tarihi olan 29.06.2022 tarihi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.” şeklindeki kararda İtiraz Hakem Heyeti başvurunun tek başına zamanaşımını kesmediğini ve kısmi ifa bulunmadığını gerekçe göstererek 8 yıllık sürenin dolduğuna karar vermiş; Yargıtay ise temyiz itirazlarını reddederek bu kararı onamıştır. Kararda TBK m. 154’ün açık hükmü hatırlatılmış, kısmi ödeme olmaksızın müracaatın kesici etki yaratmayacağı vurgulanmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Esas No: 2021/12101, Karar No: 2022/5616, Tarih: 23.03.2022 
“Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu somut olayda; davacının bedensel zarara uğramasıyla sonuçlanan kazanın 28/06/2009 tarihinde gerçekleştiği; yapılan başvuru üzerine, 13/12/2016 tarihinde davalı tarafından 29.913,00 TL tazminat ödemesinin yapıldığı; bu ödemenin yetersiz olduğu gerekçesiyle davacının 03/12/2018 tarihinde tahkim yoluna başvurduğu ve davacı lehine 81,472,00 TL tazminata karar verildiği; İtiraz Hakem Heyetince kaza tarihinden sonraki 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 13/12/2016 tarihinde yapılan (kısmi) ödeme ile BK'nun 133/1 maddesi gereği, zamanaşımı kesilmiş ve yeni iki yıllık süre işlemeye başlamış olup, dava tarihi itibariyle yeni işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi de dolmamıştır. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; davalının kısmi ödemesi nedeniyle zamanaşımının kesildiği ve yeniden işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı gözetilerek, davalının zamanaşımı def'inin reddi ile davacı tarafın zarar talebi için inceleme yapılması ve davalı vekilinin UHH kararına ilişkin diğer itirazları da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” şeklindeki kararda, 2009 tarihli trafik kazası sonrası 2016’da yapılan 29.913 TL’lik kısmi ödeme nedeniyle zamanaşımının kesildiği ve yeni 2 yıllık sürenin işlemeye başladığı kabul edilmiştir. 2018’de açılan tahkim başvurusunun bu yeni süre içinde olduğu belirtilerek, İtiraz Hakem Heyeti’nin 8 yıllık ceza zamanaşımına dayanarak verdiği ret kararı bozulmuştur. Kararda KTK m. 109’daki uzamış sürenin, Borçlar Kanunu’ndaki genel kesilme hükümlerini bertaraf edemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, Esas No: 2017/525, Karar No: 2017/6308, Tarih: 01.06.2017 
“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davaya konu trafik kazası 09.08.2006 tarihinde meydana gelmiş; 22.04.2014 tarihinde davalı … şirketi tarafından kısmi ödemede bulunulmuş, 18.11.2015 tarihinde dava açılmıştır. Yapılan kısmi ödeme tarihinde zamanaşımı kesilmiş ve 2 yıllık süre yeniden işlemeye başlamıştır. Bu halde 18.11.2015 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde yapıldığını kabulü ile işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” şeklindeki kararda, 2006 tarihli trafik kazasında 2014’te yapılan kısmi ödeme zamanaşımını kesmiş ve 2 yıllık süre yeniden işlemeye başlamıştır. 2015’te açılan davanın bu süre içinde olduğu kabul edilerek mahkemenin zamanaşımı nedeniyle ret kararı bozulmuştur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, Esas No: 2016/8122, Karar No: 2017/2350, Tarih: 06.03.2017 
“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davaya konu trafik kazası 26.08.2013 tarihinde meydana gelmiş; 03.01.2014 tarihinde davalı ... şirketi tarafından kısmi ödemede bulunulmuş, 16.01.2014 tarihinde dava açılmıştır. Yapılan kısmi ödeme tarihinde zamanaşımı kesilmiş ve 2 yıllık süre yeniden işlemeye başlamıştır. Bu halde 22.09.2015 tarihindeki ıslahın zamanaşımı süresi içerisinde yapıldığını kabulü ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve yabancı ülkede düzenlenen bilirkişi raporunda aracın onarım masrafı dışında, piyasa değeri ve sovtaj değeri de belirlendiğinden aracın onarımının ekonomik olmadığı, pertinin ekonomik olduğu tespit edilmiş olup piyasa değerinden sovtaj değeri mahsup edilince 6.700 Euro zarar bulunmuştur. Zarardan davalı ... şirketince ödenen 4.000 Euro indirildiğinde davacının bakiye zararı 2.700 Euro'dur. Bu durumda mahkemece bakiye 2.700 Euro tazminatın fiili ödeme tarihindeki kur değeri üzerinden TL karşılığının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” şeklindeki kararda, 2013 tarihli kaza sonrası 2014’te yapılan kısmi ödeme zamanaşımını kesmiş, 2015’teki ıslah talebinin de yeni başlayan 2 yıllık süre içinde olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin ıslahı zamanaşımına uğramış sayarak verdiği karar bozulmuş ve bakiye tazminatın hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, borçlunun kısmi ödeme yapması, TBK m. 154/1 uyarınca zamanaşımını kesin biçimde keser ve yeni bir süre başlatır. Özellikle sigorta şirketleri ile işverenlerin yaptığı kısmi ödemeler, alacaklılar açısından kritik bir fırsat yaratır. Bu nedenle kısmi ödeme belgelerinin dosyaya sunulması ve zamanaşımı def’ine karşı titizlikle değerlendirilmesi büyük önem taşır.

WhatsApp Icon