Denetimli Serbestlik Kararlarında "iyi Hal" Değerlendirmesinde İnfaz Hâkimliğinin Yetki Sınırları
Türkiye’de infaz hukukunun en kritik ve tartışmalı konularından biri, denetimli serbestlik uygulamasında infaz hâkimlerinin sınırlarının nerede bittiğidir. Denetimli serbestlik, hükümlülerin dış dünyaya yeniden uyum sağlamasını ve aile bağlarını güçlendirmesini amaçlayan önemli bir mekanizma. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi, belirli şartları taşıyan iyi hâlli hükümlülerin kalan cezalarını bu yolla infaz etmesine olanak tanımaktadır.
Peki bu süreçte “iyi hal” tespitinin rolü ne kadar büyük ve infaz hâkimi bu konuda ne kadar yetkili?
5275 sayılı Kanun'un "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" başlıklı 89. maddesi,
"(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır.
(5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır.
(6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez.
(7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir."
5275 sayılı Kanun'un -başvuru tarihi itibarıyla- "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" başlıklı 105/A maddesi,
"(1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.
(2) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler."
5275 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi,
"(1) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (madde 87, fıkra iki, bent d), işkence suçu (madde 94 ve 95), eziyet suçu (madde 96), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104 ve 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137 ve 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere, 105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'bir yıl'lık süre, 'üç yıl' olarak uygulanır.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, iyi hâlli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkında da uygulanır.
(4) 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, üç gün; onsekiz yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır."
Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in (Yönetmelik) "İdare ve gözlem kurulunun görevleri" başlıklı 14. maddesi,
"(1) İdare ve gözlem kurulu; mevzuatta verilen diğer görevlerinin yanında hükümlünün kademeli olarak toplumla bütünleştirilmesi ile ilgili aşağıda sayılan görevleri yapar:
a) Hükümlüleri sınıflandırır.
b) Hükümlüleri gruplandırır.
c) Hükümlülerin durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarına karar verir.
ç) Uygulanacak infaz ve iyileştirme rejimini saptar.
d) Mevzuatta iyi hâlliliğin arandığı diğer durumlar ile ilgili değerlendirmeleri yapar.
e) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün hükümlüler hakkındaki ara değerlendirmeleri en geç altı ayda bir yapar.
f) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmeye veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmeye esas iyi hâl değerlendirmelerini yapar.
(2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu; toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların; açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle kalan cezalarının infazına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta iken koşullu salıverilme hariç olmak üzere ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmelerine ilişkin iyi hâl değerlendirmelerini yapar."
Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik’in "Kurul kararları" başlıklı 17. maddesi,
"(1) Kurul kararları gerekçeli olarak yazılır; karara karşı başvuru yolu, mercii, süresi ve şekli kararda açıkça belirtilir.
(2) Açık ceza infaz (Değişik ibare:RG-10/11/2021-31655) kurumuna ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye dair değerlendirmede hükümlünün iyi hâlli olmadığına karar verilmesi durumunda, hükümlü hakkında yapılacak bir sonraki değerlendirme tarihi kararda açıkça belirtilir. Yeniden değerlendirme süresi (Değişik ibare:RG-10/11/2021-31655) üç aydan az, bir yıldan fazla olamaz. Hakkında olumsuz karar verilen hükümlü hakkında psiko-sosyal yardım servisi ile eğitim ve öğretim servisince hazırlanan iyileştirme planı revize edilerek hükümlüye tebliğ edilir.
(3) İdare ve gözlem kurulunun, açık ceza infaz kuruma ayrılmaya, kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına ve ceza infaz kurumundan doğrudan koşullu salıvermeye esas olumlu iyi hal değerlendirmesini içeren gerekçeli kararı; 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin onbirinci fıkrasında yazılı “gerekçeli rapor” ile ilgili yönetmeliklerde belirtilen “değerlendirme raporu” ve “iyi hal kararı” yerine geçer."
Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik’in "Kararlara karşı başvuru" başlıklı 39. maddesi,
"(1) İlgililer, ceza infaz kurumu idaresi ile idare ve gözlem kurulunun bu Yönetmelikte belirtilen kararlarına karşı, 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununun 5 ve 6 ncı maddelerinde yazılı usul ve esaslar çerçevesinde şikâyet ve itirazda bulunabilir."
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" başlıklı 4. maddesi,
"2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek."
İYİ HAL DEĞERLENDİRMESİ NASIL YAPILIYOR?
5275 sayılı Kanun’un 89. maddesi, hükümlülerin ceza infaz kurumunda kaldıkları süre boyunca tutum ve davranışlarının İdare ve Gözlem Kurulu tarafından değerlendirilmesini öngörmektedir. Bu değerlendirmede şu unsurlar ön plana çıkarmaktadır.
-Kurum kurallarına uyum,
-Haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı,
-İyileştirme programlarına katılımı,
-Toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı,
-Tekrar suç işleme riskinin düzeyi.
Yönetmelikler de bu değerlendirmenin somut, gerekçeli ve denetlenebilir olmasını şart koşuyor. Çünkü İdare ve Gözlem Kurulu, hükümlüyü günlük hayatta gören, psiko-sosyal raporlarını hazırlayan ve kurum içindeki davranışlarını yakından takip eden asıl makam. Bu yüzden iyi hal tespiti temelde idari bir süreç olarak kabul ediliyor.
İNFAZ HÂKİMLİĞİ NE KADAR YETKİLİ?
İnfaz hâkimliği, denetimli serbestlik taleplerini incelerken hukuka uygunluk denetimi yapar. Yani idarenin kararının usulüne ve mevzuata uyup uymadığını kontrol eder. Ancak hâkimlik, İdare ve Gözlem Kurulu’nun yerine geçip kendi takdirini devreye sokarak “bence iyi hal yok” veya “var” diye doğrudan karar veremez. Bu, yerindelik (esasa ilişkin) denetimi anlamına gelir ve infaz hukukunda kabul edilen bir yaklaşım değildir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin yerleşik kararları da bu ayrımı oldukça net ortaya koymuştur. Mesela Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin E.2022/8372, K.2022/7298 sayılı kararında, infaz hâkimliğinin Kurul’un yerine geçerek hükümlünün davranışlarını esastan yeniden değerlendiremeyeceği, incelemenin şekli şartlar ve hukuka uygunlukla sınırlı kalması gerektiği vurgulanmış. Hâkimlik bir çelişki veya hukuka aykırılık görürse, dosyayı yeniden değerlendirme için kurula iade etmeli.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20/12/2024 tarihli ve E.2023/7828, K.2024/8734 sayılı karar ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25/12/2024 tarihli ve E.2024/5028, K.2024/8845 sayılı kararlarda da şu nokta öne çıkıyor: Hâkimlik, raporların mevzuata uygun olup olmadığını, puanlamanın objektifliğini, iyileştirme planına uyumu denetleyebilir. Ama idarenin somut gözlemlere dayanan takdir yetkisini kendi görüşüyle değiştiremez. Açık bir çelişki varsa, bunu gerekçelendirerek yeniden değerlendirme talep etmelidir.
Bu içtihatlar infaz hukukunda idare ile yargı arasında korunması gereken denge açısından oldukça önemlidir Sonuçta hükümlüyü en iyi tanıyan kurum, onu günlük olarak gözlemleyen İdare ve Gözlem Kurulu’dur. İnfaz hâkimliği ise genellikle dosya üzerinden denetim yapıyor.
BU SINIR NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Birkaç temel nedeni var:
Kanunilik ilkesi, özgürlük kısıtlamalarının belirsiz olmaması gerektiğini söyler. Eğer infaz hâkimlikleri iyi hal kriterlerini geniş yorumlarsa, hükümlüler neye göre karar verildiğini önceden kestiremez hale gelir.
Kurulun disiplin durumu, pişmanlık beyanı, faaliyetlere katılımı ve psiko-sosyal raporlardaki somut gözlemleri esas alınmalı. Hâkimlik bu verileri baştan yazmak yerine usul ve gerekçe denetimiyle yetinmeli.
Ne yazık ki bazı infaz hâkimlikleri, suçun niteliği, işleniş şekli ya da hükümlünün kurumda kalış süresinin kısalığını gerekçe göstererek doğrudan ret kararı verebiliyor. Yargıtay ise bu tür yerindelik değerlendirmelerini hukuka aykırı buluyor.
Denetimli serbestlik otomatik bir hak değil; iyi hal şartı ve infaz hâkiminin onayı gerekiyor. Ama bu onay, kanundaki şartların varlığını hukuka uygunluk çerçevesinde denetlemekle sınırlı kalmalı. İdare ve Gözlem Kurulu kararları yeterince gerekçeli ve somut verilere dayanıyorsa, hâkimliğin temel görevi bu kararın mevzuata uygunluğunu teyit etmek olmalıdır.