Depremde Yakınını Kaybedenler İçin İdari Yargıda Tazminat Hakları
Deprem zararlarından kaynaklı idari tazminat hakları, Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmüne dayanmaktadır. İdarenin sorumluluğu; yapı ruhsatlarının verilmesi, imar planlarının hazırlanması, zemin etütlerinin denetimi ve afet sonrası müdahale hizmetlerinin aksaması gibi "hizmet kusuru" hallerinde doğar. 3194 sayılı İmar Kanunu (m. 21, 28, 32) uyarınca belediyeler ve valilikler, yapıların ruhsata ve fen kurallarına uygun inşasını denetlemekle görevlidir. Kaçak veya usulsüz yapılara göz yumulması, idarenin tazminat sorumluluğunu doğuran asli kusurlardan biridir.
1. DAVA ÖN ŞARTI VE SÜRELER:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 13 uyarınca, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce ilgili idareye (Belediye, Valilik, Bakanlık vb.) başvurmaları zorunludur. Bu başvuru, eylemin/zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. İdarenin başvuruyu reddetmesi veya 30 gün içinde cevap vermemesi halinde tam yargı davası açılabilir. Erzurum BİM 2. İdari Dava Dairesi'nin 22.05.2019 tarihli, 2019/806 E. ve 2019/1010 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, idareye başvuru bir dava ön şartıdır.
2. HİZMET KUSURU VE İLLİYET BAĞI:
Yargı kararlarında idarenin sorumluluğu, zarar ile idari ihmal arasındaki illiyet bağına göre belirlenmektedir.
-Denetim İhmali: Denetim görevinin ihmali, bir kamu görevlisinin görevini gereği gibi yerine getirmemesi veya denetlemekle sorumlu olduğu işleri ihmal etmesi sonucu meydana gelen bir suçtur. Danıştay 6. Dairesi'nin 15.01.2008 tarihli, 2007/5045 E. ve 2008/20 K. sayılı kararında, kaçak bir binanın inşasına ve denetimine ilişkin görevlerini yerine getirmeyen belediyenin %100 kusurlu olduğu onanmıştır. Benzer şekilde, Anayasa Mahkemesi'nin 11.12.2019 tarihli başvurusunda, belediyenin zemin etüdü ve denetim eksikliği nedeniyle yaşam hakkı ihlaline sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
-İlliyet Bağının Kesilmesi: Anayasa Mahkemesi'nin 02.05.2023 tarihli kararında, deprem sonrası idareden bağımsız ve habersiz kurulan bir çadırda çıkan yangın nedeniyle idarenin sorumlu tutulamayacağı, zira ölüm olayı ile idari eylem arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtilmiştir.
-Kusur Dağılımı: Mahkemelerce yaptırılan bilirkişi incelemelerinde idare, müteahhit ve yapı sahibinin kusur oranları ayrı ayrı belirlenir. Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin bir kararında belediye %50, Bakanlık %20 kusurlu bulunmuştur (AYM, 21/03/2019).
3. TALEP EDİLEBİLECEK TAZMİNAT KALEMLERİ:
Depremde yakınını kaybedenler aşağıdaki kalemleri talep edebilmektedir:
-Maddi Tazminat: Destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleri ile eşya/bina bedeli talep edilebilir. Danıştay 4. Dairesi'nin 20.11.2024 tarihli, 2024/2750 E. ve 2024/6554 K. sayılı kararında, destekten yoksun kalma tazminatının yanı sıra işgücü kaybı tazminatına da hükmedilmiştir.
-Manevi Tazminat: Yakın kaybı nedeniyle duyulan ağır elem ve kederin telafisi amaçlanır. Danıştay 6. Dairesi'nin 17.06.2021 tarihli, 2021/3530 E. ve 2021/8527 K. sayılı kararında, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı, ancak manevi tatmin sağlayacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek miktarda belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
4. YASAL FAİZ VE ÖDEME ESASLARI:
Tazminata işletilecek yasal faiz, kural olarak idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren başlatılır.
-Faiz Başlangıcı: Erzurum BİM 2. İdari Dava Dairesi (2019/806 E.), faizin idareye başvuru tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir. Miktar artırımı (ıslah) yapılan hallerde, artırılan kısım için faiz, artırım dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği tarihten itibaren işletilir (Danıştay 6. Daire, 08.12.2020, 2020/2338 E., 2020/12310 K.).
-Manevi Tazminatta Faiz: Danıştay 6. Dairesi'nin birçok kararında (Örn: 2021/10899 E., 2021/1194 E.), manevi tazminata faiz yürütülmesi oyçokluğuyla kabul edilmekle birlikte; karşı oylarda manevi tazminatın "takdiren" belirlendiği ve önceden miktarının bilinemeyeceği gerekçesiyle faiz uygulanmaması gerektiği savunulmuştur.
-Tahsilde Tekerrür: Sigorta şirketleri veya adli yargıda özel kişilere karşı açılan davalarda yapılan ödemeler, idari yargıdaki tazminat miktarından mahsup edilerek tahsilde tekerrür önlenir (Erzurum BİM, 2019/806 E.).
Deprem nedeniyle yakınını kaybeden vatandaşların (mirasçıların) idari yargıda tazminat elde edebilmeleri, münhasıran idarenin "hizmet kusurunun" ispatlanmasına bağlıdır. Mevzuat ve yerleşik yargı içtihatları çerçevesinde deprem, kural olarak bir "mücbir sebep" (zorlayıcı sebep) kabul edilerek idarenin kusursuz sorumluluğu reddedilmektedir. Ancak; imar planlarının hazırlanması, yapı ruhsatlarının verilmesi, denetim yükümlülüklerinin ihmali veya afet sonrası arama-kurtarma hizmetlerinin geç/yetersiz yürütülmesi durumlarında idarenin hizmet kusuru işlediği kabul edilmekte ve maddi-manevi tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Özellikle Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yaşam hakkı kapsamında idarenin pozitif yükümlülüklerini (önleyici tedbirler ve etkin soruşturma) vurgulayarak tazminat hakkını vurgulamaktadır.
5. KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TERMİNOLOJİ:
-Hizmet Kusuru: İdarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinin (imar, denetim, afet yönetimi) hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesidir. Deprem zararlarında asli sorumluluk kaynağıdır.
-Mücbir Sebep: İdarenin kontrolü dışında gerçekleşen, öngörülemez ve önlenemez olaylardır. Literatürde deprem, tipik bir mücbir sebep örneği olarak görülse de, idarenin önceden alabileceği tedbirler (zemin etüdü, denetim) bu niteliği zayıflatmaktadır.
-Tam Yargı Davası: İdari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenlerin maddi ve manevi zararlarının tazmini için açtıkları dava türüdür (İYUK m. 13).
-Sosyal Risk İlkesi: Kusur şartı aranmaksızın, toplumun genelini etkileyen olaylarda zararın kolektif olarak karşılanması ilkesidir. Doktrinde deprem zararları için bu ilkenin uygulanması önerilse de yargı pratiğinde henüz tam kabul görmemiştir.
6. USULİ SONUÇLAR VE DAVAYA ETKİLERİ:
-Zorunlu İdari Başvuru: İYUK m. 13 uyarınca, dava açmadan önce ilgili idareye (Belediye, Valilik, AFAD vb.) başvurulması şarttır. Bu başvuru, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde yapılmalıdır.
-Zamanaşımı Riskleri: Deprem davalarında zararın öğrenilmesi (enkazın kaldırılması, ölümün kesinleşmesi) anından itibaren süreler işlemeye başlar. 15 yılı bulan yargılama süreleri "makul süre" ihlallerine yol açmaktadır.
-Faiz Başlangıcı: Tazminata işletilecek yasal faiz, idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren başlatılır.
7. MADDİ HUKUK SONUÇLARI VE RİSK ALANLARI:
-Tazminat Kalemleri: Yakınını kaybedenler "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı" ve "Cenaze Giderleri" (maddi) ile "Manevi Tazminat" talep edebilirler.
-Kusur Oranlaması: Mahkemeler; müteahhit, yapı denetim kuruluşu ve idare arasında kusur dağılımı yapar. İdare, sadece kendi hizmet kusuruna (denetim eksikliği) isabet eden orandan sorumlu tutulur.
-Enflasyon Kaybı: Uzun süren davalar sonunda hükmedilen tazminatın değer kaybetmesi ciddi bir risk alanıdır. AYM kararlarında olduğu gibi, düşük tazminatların mülkiyet hakkını ihlal edebileceğine hükmetmiştir.
-Emsal Kararlar: 1999 Marmara Depremi'nde asker yakınlarının "kurtarma hizmetindeki gecikme" nedeniyle açtığı davalar kabul görmüştür .Bingöl Depremi (2003) sonrası denetim eksikliği nedeniyle verilen bozma kararları, idarenin sorumluluğunu pekiştirmiştir.
Depremde yakınını kaybedenler için idari yargı yolu, meşakkatli ve ispat yükü ağır bir süreçtir. Dava açarken dikkat edilmesi gereken hususlar ise şunlardır;
1-Sadece depremin gerçekleşmiş olması değil, idarenin imar, ruhsat ve denetim aşamalarındaki somut ihmalleri (hizmet kusuru) vurgulanmalıdır.
2-Arama-kurtarma faaliyetlerindeki gecikme ve organizasyon bozuklukları ayrı bir kusur kalemi olarak dosyaya sunulmalıdır.
3-İYUK m. 13'teki süreler titizlikle takip edilmeli, idari başvuru yapılmadan dava açılmamalıdır.
4-Yerel mahkeme süreçlerinin uzaması durumunda, AYM'ye "makul sürede yargılanma hakkı" ve "yaşam hakkı" üzerinden bireysel başvuru yolu saklı tutulmalıdır.
Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi, deprem sebebiyle meydana gelen zararlarda yakınını kaybedenler için tazminat hakkı bulunmaktadır. Bu zararlar maddi veya manevi nitelikte olabilmektedir. Sadece depremin gerçekleşmiş olması değil, idarenin imar, ruhsat ve denetim aşamalarındaki somut ihmalleri (hizmet kusuru) vurgulanmalıdır.
Av. BEYZA URUÇ