01 Blog
05-01-26
Hakaret Suçunun Hareket Ve İşaretle İşlenmesi

Türk ceza hukukunda hakaret suçu denildiğinde akla genellikle ağızdan çıkan ağır sözler gelse de, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları bu suçun kapsamını çok daha geniş bir perspektifle ele almaktadır. Bu yazıda, hakaret suçunun sadece sözle değil; yazı, resim, işaret ve hatta bazen tek bir vücut hareketiyle nasıl oluşabileceğini Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz. 

Yargıtay, teknoloji ve toplumsal kabullerin değişimiyle birlikte hakaretin 'biçiminden' ziyade 'mağdurda yarattığı etkiye' odaklanmaktadır.

HAKARET SUÇUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ VE KORUNAN DEĞER
Türk Ceza Kanunu’nun m. 125-131 arasında "Şerefe Karşı Suçlar" başlığı altında düzenlenen hakaret suçu, bireyin toplum içindeki itibarını, haysiyetini ve özsaygısını korumayı amaçlar. Kanun koyucu, suçun oluşması için iki temel yöntem öngörmüştür:
-Somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi
-Kişinin genel ve soyut nitelikteki (sövme) sözlerle değersizleştirilmesidir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” başlıklı 125. maddesinin ilk üç fıkrası;
“1- Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilaf edilerek işlenmesi gerekir.
2- Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
3- Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz...” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile 765 sayılı TCK'ndan farklı olarak hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturan seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir. (Mahmut Koca- İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.430)
5237 sayılı TCK'nun "Soruşturma ve kovuşturma koşulu" başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, TCK'nun 125. maddesinin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü fıkrasında ise nitelikli halleri düzenlenmiş, aynı kanunun 131/1. maddesinde kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret dışında kalan hakaret suçlarının şikâyete tâbi olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerektirmektedir.
Burada kritik olan husus şudur: Hakaret suçu doğrudan bir kişinin "birey olmaktan kaynaklanan" kişilik haklarına saldırıdır. Bu nedenle, tüzel kişilere (şirket, vakıf vb.) karşı hakaret suçu işlenemez; suçun mağduru ancak gerçek bir kişi olabilir.

HAKARET SUÇUNUN YALNIZCA SÖZLE DEĞİL YAZI, RESİM, İŞARET VE MÜSTEHCEN BİR EL HAREKETİYLE DE İŞLENEBİLECEĞİ 
TCK m. 125/2 uyarınca suç, yazı, resim, müstehcen bir el hareketi ile gerçekleştirilebilir. Söz gelimi bir kimseye bir parça ot göstererek "ye" demek, el ile galiz ve müstehcen bir işarette bulunmak, mağdurun yüzüne tükürmek sövme teşkil eder (Sulhi Dönmezer, Ceza Hukuku Özel Bölüm, 1974, s.186-187)
Ancak asıl dikkat çekici olan, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız müstehcen el hareketleri veya sessiz jestlerin hukuki karşılığıdır. Yargıtay, bu konuda oldukça net bir çizgi çizmektedir.

Yargıtay Kararlarından Somut Örnekler
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin çarpıcı kararlarından bazıları şöyledir:
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/8878 Esas, 2023/20838 Karar ve 12.09.2023 tarihli kararında, bir duruşma çıkışında yaşanan tartışmada sanığın "sağ el orta parmağını göstererek" yaptığı eylem, doğrudan hakaret suçunu oluşturan bir işaret olarak kabul edilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/14611 Esas, 2014/12219 Karar ve 16.04.2014 tarihli kararında, Ses çıkmasa bile hakaretin oluşabileceği bir vakada; "sanığın dudak hareketleri ile 'o.......ç' demesi" yerel mahkemece beraat ettirilmiş olsa da, Yargıtay bu eylemin "yazı, resim, işaret ve müstehcen bir el hareketi ile de gerçekleştirilebilmesi" kuralı gereği suç teşkil ettiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/19374 Esas, 2024/441 Karar ve 15.01.2024 Tarihli kararında, arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan bir tartışmada sanığın "elini yumruk yapıp bileğinden aşağı yukarı sallamak suretiyle" yaptığı hareket, mahkemece hakaret eylemi olarak nitelendirilmiş; ancak olayda karşılıklı hakaret bulunduğu gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar onanmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/38487 Esas, 2024/12651 Karar ve 16.10.2024 Tarihli kararında, bir acil servis koridorunda gerçekleşen "katılanın yüzüne tükürme" eyleminin hakaret suçunu oluşturduğunu açıkça belirtmiştir. Sadece işaretler değil, bazı fiziksel davranışlar da bu sınıftadır. Yargıtay, bir kimsenin yüzüne tükürme eylemi, doğrudan onur ve saygınlığı rencide eden bir hakaret fiili olarak kabul edilmiştir 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.04.2015 tarihli 2014/756 Esas ve 2015/124 Karar sayılı ilamında ise, olay günü karakola ait araçlar için tahsis edilmiş park yerine aracını park etmek istemesi nedeniyle çevre koruma nöbetçisi olan polis memuru müşteki ile tartışan ve tepkili biçimde aracını patinaj yaptırarak hızlı bir şekilde bulunduğu yerden alarak başka bir yere park edip geri gelen sanığın, karakola girmek istediğinde kendisine nereye gideceğini soran müştekiye hitaben “sana ne lan, sen kimsin, ben istediğim yere gider, istediğim yerden çıkarım, bana kimse karışamaz” şeklinde sözler söylediği, sanığın olumsuz tavrını sözüyle pekiştirdiği, davranışlarının bir bütün halinde görevini yapmakta olan müşteki polis memurunu tahkir etmek amacıyla ve müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olduğundan sövmek suretiyle işlenen, hakaret suçunun yasal unsurlarının oluştuğu kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 10.06.2020 tarihli 2019/29061 Esas ve 2020/6332 Karar sayılı ilamında, sağ elinin işaret parmağı ile orta parmağının arasına baş parmağını sokup elini yumruk haline getirerek ve kolunu ileriye doğru uzatarak “nah yaparsın” diyen kişinin sözlerinin ve el hareketinin, Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşıdığı kararına varmıştır.
Yargıtay’ın bu kararları, hakaret suçunun tipiklik unsurunun "iletişim biçimiyle" değil, "oluşturulan küçük düşürücü etkiyle" ilgili olduğunu kanıtlamaktadır. 
 

WhatsApp Icon