Hırsızlık ve Yağma Suçlarında Suçun Tamamlanma Ani ve Teşebbüs İlişkisi
Ceza hukuku uygulamasında ve öğretisinde sıklıkla tartışma konusu edilen hususlardan biri malvarlığına karşı işlenen suçlarda tamamlanma anının ne olduğudur. Özellikle hırsızlık suçu ile yağma suçu arasındaki ortak unsurlar ve ayrım noktaları, "suça teşebbüs" ve "tamamlanmış suç" kavramlarının sınırının çizilmesinde kritik bir rol oynar.
Hırsızlıkta olduğu gibi yağma suçunda da suç konusu taşınır malın sanığın hakimiyet alanına sokulması anına kadar gerçekleştirilen icra hareketlerinin teşebbüs aşamasında kalmış sayılmasının mümkün mü dür?
Bu sorunun cevabını net bir şekilde verebilmek için öncelikle her iki suçun koruduğu hukuki değerlere ve yapılarına bakmak gerekmektedir. TCK'nın 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu, zilyedinin rızası olmadan taşınır bir malı almak suretiyle işlenen ve temel olarak mülkiyet/zilyetlik hakkını koruyan bir suçtur. Hırsızlıkta suçun tamamlanmış sayılması, uygulamada "yarar sağlamanın asgari zorunluluğu" bağlamında failin malı kendi egemenlik (hakimiyet) alanına sokması şartına bağlanmıştır. Bu, hırsızlık suçuna özgü istisnai bir durumdur.
Oysa TCK'nın 148. maddesinde düzenlenen yağma suçu; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan zor yoluyla hırsızlık, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Yağma suçu cebir veya tehdit kullanılarak işlenen hırsızlık eyleminden mürekkep, kendine özgü bağımsız bir bileşik suçtur. Yağma suçu sadece mülkiyet veya zilyetlik hakkını değil; aynı zamanda kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığını da korumaktadır. Cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun malı teslim etmesi veya alınmasına karşı koyamaması hâlinde, mülkiyet hakkından bağımsız olarak mağdurun kişi hürriyeti ve vücut dokunulmazlığı da ihlal edilmiş olur.
Bu nedenle, yağma suçunda tamamlanma anı sanık merkezli değil, mağdur merkezli olarak belirlenmiştir. Suçun tamamlanıp tamamlanmadığı yönünden belirleyici kriter; suç konusu taşınır malın sanığın hakimiyet alanına sokulup sokulmaması değil, cebir veya tehdit sonucunda mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelip gelmemesidir.
Doktrinde ve yerleşik yargı kararlarında kabul edildiği üzere; fail cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı teslim alamazsa teşebbüs aşamasında kalır. Ancak cebir veya tehdit etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında (yani mağdurun tasarruf olanağı ortadan kalktığında) suç tamamlanmış sayılır. Örneğin madde gerekçesinde verilen örneğe göre de, evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, malı almak için cebir veya tehdit kullanacak olursa yağma suçu oluşur ve malı eline aldığı an suç tamamlanır. Bu nedenle sanığın malı alıp kaçarken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir; zira yağmada hırsızlıktaki gibi "failin mal üzerinde serbestçe kullanım imkânı sağlayacak şekilde fiili hâkimiyet kurması" aranmaz. Kısacası, hırsızlık suçundaki "hakimiyet alanına sokma" kriterinin kıyasen yağma suçuna uygulanmasının hukuki bir dayanağı yoktur.
YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARLARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yağma suçunda tamamlanma anının "mağdurun tasarruf olanağının ortadan kalkması" anı olduğu yönündeki öğretisel görüşleri ve madde gerekçesini benimseyerek verdiği güncel kararlarında, failin olay yerinde veya kaçarken yakalanmasını teşebbüs olarak değerlendirmediğini açıkça ortaya koymuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/64, Karar: 2023/204, Tarih: 05.04.2023
Karara konu olayda, mağdurun arkasından yaklaşan şüphelilerden birinin mağdura sarılarak onu yere düşürdüğü, diğer şüphelinin de cüzdanı aldığı, ancak devriye gezen polisleri gören şüphelinin cüzdanı yere atarak kaçtığı belirtilmiştir. Genel Kurul, neticesi harekete bitişik bir suç olan yağmada, failin mal üzerinde serbestçe kullanım imkânı sağlayacak şekilde fiili hâkimiyet kurmasının aranmadığını; şüphelinin cüzdanı herhangi bir dış engel ile karşılaşmadan almasıyla mağdurun mal üzerindeki tasarruf olanağının ortadan kalktığını ve suçun bu aşamada tamamlandığını, polisin müdahalesi üzerine cüzdanın yere atılmasının eylemi teşebbüs aşamasında bırakmayacağını hükme bağlamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/248, Karar: 2025/557, Tarih: 03.12.2025
Bu kararda, sanığın bıçak göstermek suretiyle mağdurun üzerini arayıp cep telefonunu alması eylemi incelenmiştir. Genel Kurul, bıçak tehdidiyle telefonun alınmasıyla tipe uygun hareketin gerçekleştiğini ve mağdurun mal üzerindeki tasarruf olanağının ortadan kalktığını vurgulamıştır. Sanığın hemen sonrasında kolluk görevlilerince mağdurun yanında yakalanarak cebindeki telefonu polislere teslim etmesinin, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını göstermeyeceği, zira yağma suçunun malın failin hakimiyet alanına girmesi şartına bağlı olmadığı gerekçesiyle yağma suçunun tamamlandığı kabul edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/577, Karar: 2026/273, Tarih: 29.04.2026
İncelenen bu kararda ise suça sürüklenen çocuğun silah göstererek katılandan 105 TL'yi alması ve sonrasında marketten çıkmak isterken katılanın bağırması üzerine bystander (çevredeki kişiler) tarafından yakalanması durumu ele alınmıştır. Genel Kurul, silah tehdidiyle paranın alınması anında mağdurun tasarruf olanağının ortadan kalktığını ve suçun tamamlandığını belirtmiştir. Faillerin marketten çıkarken yakalanmalarının, hırsızlık suçundaki istisnai "hakimiyet alanına girme" kriterinin yağma suçuna kıyasen uygulanamayacağı gerekçesiyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını göstermeyeceği yönünde oybirliği ile karar vermiştir.