01 Blog
30-04-26
İş Kazalarında İş Güvenliği Uzmanlarının Hukuki Ve Cezai Sorumluluğu

İş sağlığı ve güvenliği, modern çalışma hayatının en kritik alanlarından biri olup, yalnızca bir iş organizasyonu meselesi değil; doğrudan doğruya yaşam hakkı ile bağlantılı bir hukuk disiplinidir. Günümüzde teknolojik gelişmeler, üretim kapasitesinin artması ve iş süreçlerinin karmaşıklaşması, iş kazası risklerini ortadan kaldırmamış; aksine birçok sektörde yeni risk alanları ortaya çıkarmıştır. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yalnızca kâğıt üzerinde değil, fiilen uygulanmasının önemini daha da artırmıştır.
İş güvenliği, işin yürütümü sırasında çalışanların karşılaşabileceği tehlikelerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir seviyeye indirilmesi amacıyla işverene yüklenen teknik ve hukuki yükümlülükler bütünüdür. Bu yönüyle iş güvenliği; yalnızca kazaların önlenmesine yönelik bir sistem değil, aynı zamanda çalışanların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü koruyan bir koruma mekanizmasıdır.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ
İş sağlığı ve güvenliği kavramı, yalnızca iş kazalarını önlemeye indirgenemeyecek kadar geniştir. Bu alan; çalışanların sağlık durumlarının korunması, meslek hastalıklarının önlenmesi, ergonomik çalışma koşullarının sağlanması ve psikososyal risklerin azaltılması gibi çok boyutlu unsurları kapsar.
Bu kapsamda iş güvenliği sisteminin temel hedefleri şu şekilde sıralanabilir:
-İş kazalarının önlenmesi 
-Meslek hastalıklarının engellenmesi 
-Çalışma ortamının güvenli hale getirilmesi 
-Risklerin sistematik biçimde analiz edilmesi 
-Önleyici yaklaşımın benimsenmesi 
Modern iş güvenliği anlayışı, “kaza olduktan sonra müdahale” yerine “kaza olmadan önce önleme” yaklaşımını esas alır. Bu nedenle risk değerlendirmesi, sistemin merkezinde yer almaktadır.

HUKUKİ ALTYAPI VE NORMATİF DÜZENLEMELER
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki en önemli düzenleme 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. Bu Kanun ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği alanı müstakil bir yapıya kavuşturulmuş ve Avrupa Birliği normlarına uyum sağlanmıştır.
Kanunun getirdiği en önemli yeniliklerden biri, iş güvenliği hizmetlerinin profesyoneller aracılığıyla yürütülmesini zorunlu kılmasıdır. Bu kapsamda:
-İş güvenliği uzmanı 
-İşyeri hekimi 
-Diğer sağlık personeli 
gibi profesyoneller iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunun temel unsurları haline gelmiştir.
Kanun ayrıca işyerlerini tehlike sınıflarına ayırarak (az tehlikeli, tehlikeli, çok tehlikeli) alınacak önlemlerin kapsamını belirlemiş ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme yükümlülüğünü tüm işverenler açısından zorunlu hale getirmiştir.

İŞVERENİN SORUMLULUĞU: TEMEL VE DEVREDİLEMEZ YÜKÜMLÜLÜK
İş sağlığı ve güvenliği sisteminde en geniş sorumluluk alanı işverene aittir. İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, sadece önlem alma ile sınırlı olmayıp; aynı zamanda bu önlemlerin uygulanmasını sağlama ve denetleme yükümlülüğünü de içerir.
Önemle vurgulanmalıdır ki, işverenin dışarıdan hizmet alması veya iş güvenliği uzmanı görevlendirmesi, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu durum, hukuki sorumluluğun devredilemezliği ilkesinin bir yansımasıdır.
İşverenin yükümlülükleri arasında özellikle şu hususlar öne çıkar:
-Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak 
-İş sağlığı ve güvenliği organizasyonu kurmak 
-Uygun ekipman ve koruyucu donanım sağlamak 
-Çalışanları eğitmek ve bilgilendirmek 
-Denetim mekanizmasını işletmek 
Bu yükümlülüklerin ihlali, hem idari para cezalarına hem de cezai sorumluluğa yol açabilmektedir.

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ KONUMU VE FONKSİYONU
İş güvenliği uzmanı, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin teknik ayağını oluşturan en önemli aktörlerden biridir. Ancak bu rol, çoğu zaman yanlış yorumlanmakta ve uzmanın sorumluluk alanı olduğundan daha geniş ya da dar değerlendirilmektedir.
İş güvenliği uzmanı esas itibarıyla:
• Rehberlik eder 
• Danışmanlık yapar 
• Riskleri tespit eder 
• Önlem önerir 
Ancak uygulama ve nihai karar alma yetkisi işverene aittir.
Bu noktada uzmanın rolü, bir “denetleyici” değil; teknik bir “danışman” olarak değerlendirilmelidir.

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ GÖREVLERİ
1. Rehberlik ve Danışmanlık

Uzman, işyerinde yürütülen faaliyetlerin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi için işverene yol gösterir. Bu kapsamda:
-Makine ve ekipman seçimi 
-Çalışma ortamının düzenlenmesi 
-Kişisel koruyucu donanımların belirlenmesi 
gibi konularda önerilerde bulunur.
2. Yazılı Bildirim Yükümlülüğü
İş güvenliği uzmanının en kritik görevlerinden biri, tespit ettiği eksiklikleri işverene yazılı olarak bildirmesidir. Bu bildirimler genellikle “onaylı defter” üzerinden yapılır.
Bu yükümlülük, ileride doğabilecek cezai sorumluluk açısından belirleyici niteliktedir.
3. Risk Değerlendirmesi Sürecine Katılım
Risk değerlendirmesi, işyerindeki tehlikelerin sistematik olarak analiz edilmesini ifade eder. Uzman, bu sürecin teknik lideri konumundadır.
Amaç:
-Tehlikeleri belirlemek 
-Riskleri analiz etmek 
-Önleyici tedbirleri planlamak 
4. İş Kazalarının Analizi
Uzman, meydana gelen iş kazalarının nedenlerini araştırır ve tekrarını önlemeye yönelik çözüm önerileri geliştirir. Ayrıca, henüz ölüm veya yaralanma ile sonuçlanmamış olmakla birlikte, gerçekleşmesi hâlinde çalışanların sağlığına, işyerine veya ekipmana zarar verme ihtimali bulunan olayların da tespiti, kayıt altına alınması ve sistematik şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu tür olayların değerlendirilmesi, ileride meydana gelebilecek iş kazalarının önlenmesi bakımından işverenin gözetim ve risk değerlendirmesi yükümlülüğünün bir uzantısı olup, iş güvenliği uzmanının rehberlik ve danışmanlık görevi kapsamında da önem arz etmektedir.

CEZAİ SORUMLULUK
İş kazalarından doğan cezai sorumluluk, kusur ilkesine dayanır. Ceza hukukunda bir kişinin sorumlu tutulabilmesi için:
-Hukuka aykırı bir fiil 
-Kusur 
-Nedensellik bağı unsurlarının birlikte bulunması gerekir.
Bu bağlamda Türk Ceza Kanunu kapsamında iş kazaları genellikle:
-Taksirle öldürme 
-Taksirle yaralama 
suçları kapsamında değerlendirilir.

TAKSİR KAVRAMI
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması sonucu istenmeyen bir neticenin meydana gelmesidir.
Bilinçsiz Taksir
Neticenin öngörülememesi durumudur.
Bilinçli Taksir
Neticenin öngörülmesine rağmen gerçekleşmeyeceğine güvenilmesidir.
İş kazalarının büyük çoğunluğu öngörülebilir nitelikte olduğundan, uygulamada bilinçli taksir tartışmaları önem kazanmaktadır. Ancak her olay somut şartlara göre değerlendirilmelidir.

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ CEZAİ SORUMLULUĞUNUN SINIRLARI
İş güvenliği uzmanının cezai sorumluluğu, doğrudan değil; görevlerini ihmal etmesi halinde gündeme gelir.
Şu durumlarda sorumluluk doğabilir:
-Riskleri tespit etmemişse 
-Gerekli önlemleri önermemişse 
-Yazılı bildirim yapmamışsa 
Buna karşılık:
-Gerekli uyarıları yapmış 
-Bunları yazılı olarak belgelemiş 
ise, işveren önlem almamış olsa dahi uzmanın sorumluluğu doğmaz.

Yargı kararlarında da bu yaklaşım benimsenmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi    25.11.2020 tarihli ve 2018/1129 E., 2020/6401 K. sayılı ilamında “sanığın ... inşaatta iş güvenliği uzmanı olarak görev yapmadığını iş güvenliği danışmanı olup haftada 1 gün gerekli denetimleri yapmakta olduğunu, kazanın olduğu yerde sürekli görevli olanın ... olduğunu, mahkemece bunu tespit etmek yerine mahkemece keşif dahi yaptırılmadan iş güvenliği uzmanı olmayan bilirkişilerden iş güvenliği uzmanlarının asli kusurlu kabul edildiğini, olayda asıl sorumlu olanların: işveren, şantiye şefi ve iş güvenliği danışmanı olarak görev yapan ...’nın olduğunu, ancak iş güvenliği uzmanı olarak çalışmayan ve bu konuda ücret almayan sanık hakkında verilen kararın yanlış olduğuna, sanığa imzalatılan iş güvenliği sözleşmesinin bakanlık onayının alınmadığına, sanık ... müdafinin, sanığın ... şirketinde iş güvenliği uzmanı olarak çalışmakta olup, ... ile ... şirketi arasındaki yazılı sözleşme gereğince A sınıfı iş güvenliği uzmanı olarak haftada 1 kez denetimde bulunduğunu ayrıca iş yeri yetkililerini iş güvenliği ile ilgili kural ihlalleri yönünden sanığın uyardığına ve kusurunun bulunmamasına rağmen mahkemece kusurlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine” karar verilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 02/10/2018 tarihli ve 2017/392 E. , 2018/9085 K sayılı ilamında “sanık …’nin müdafisi tarafından dosyaya sunulan ıslak imzalı belgelere göre, sanığın gerekli risk analizi ve değerlendirmesini yaptığı, hazırladığı risk analizi belgesinde çok açık bir biçimde 20.sırada hareketli tavan vinciyle yük transferi konusunda operatöre gerekli eğitimi aldırmak, 39.sırada boya yapım sahasında, eşekler üzerindeki malzemelerin el ile hareket ettirilmesi tehlikesinde ciddi yaralanma ve can kaybı olabileceği, vinç yardımıyla çalışılması gerektiği, 40.sırada yine boya yapım sahasında, payandası olmayan eşek kullanımında ise yine ciddi yaralanma ve can kaybı olabileceği, eşeklerin malzemeleri taşıyabilecek seviyede olması, devrilmeye karşı tedbirlerin alınması gerektiğinin yazılı olduğu, olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmayan sanık …’nin atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi” şeklinde tüm bu sorumluluklarının yerine getiren iş güvenliği uzmanlarının cezai sorumluluğuna ilişkin birçok olayda ihmali bir davranışı olmadığı için beraat ettiği de görülmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.06.2020 tarihli ve 2019/6280 Esas, 2020/3145 Karar sayılı ilamında, “Sanık … hakkında yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafinin katılan işçinin olaydan 9 gün önce işe başladığı ve işe başlamasının işveren tarafından sanığa bildirilmemesi nedeni ile iş güvenliği eğitiminin verilemediği, kısmi zamanlı çalışan sanığın aylık toplantı ve risk analizlerini bildirdiği, her makinenin günlük çalışma takibinin yapılmasının mümkün olmaması nedeni ile sanığın kusurunun bulunmadığına; katılan vekilinin ise vardiya amiri sanık …’e makinedeki sorun bildirilmesine rağmen ilgilenmemesi, kontrol ve gözetimde bulunmaması nedeni ile kusurlu olduğuna, diğer sanık …’ya verilen cezanın ise az olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle; sanık … hakkındaki beraat hükmü ile sanık …hakkındaki mahkumiyet hükmünün isteme uygun olarak ONANMASINA, karar verildi.” şeklinde kısmi zamanlı iş güvenliği uzmanlarından günlük çalışma takibindeki aksaklıklarından da sorumlu olmadığına değinilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 04.04.2019 tarihli ve 2017/8899 E.,2019/4562 K. sayılı ilamında “..ayrıca sanık müdafii tarafından sunulan 27.02.2012 tarihli iş sağlığı ve güvenliği gözetim raporunda “dokuma bölümündeki dokuma makinelerinin çalışma esnasında kapaklarının açık olduğu, kapalı çalışılması gerektiği, ayrıca kompresörün açıkta yani kapaksız çalışan döner kayış – kasnak kısmının uzuv sıkışması / kaptırma ihtimaline karşı kapakla kapatılması gerektiğinin belirtilmiş olması, yine 28.03.2012 tarihinde iş güvenliği uzmanı tarafından yapılan denetimde “dokuma bölümündeki tik tak makinesinin açıkta çalışan kayış – kasnak kısmına koruyucu kapak yapılması gerektiği’nin vurgulanmış olmasına rağmen, sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmayarak, eksik cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.” şeklinde işverenin, aksaklıklar ve eksiklikler konusunda iş güvenliği uzmanı tarafından sürekli uyarılması ve bu uyarılara rağmen gerekli iş güvenliği önlemelerinin alınmaması nedeni ile meydana gelen iş kazasında işverenin sonucu öngördüğü ve artık bilinçli taksir ile sorumlu olacağı kabul edilmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 17.03.2016 tarihli ve 2015/4764 E., 2016/4331 K.sayılı ilamda “Asıl işveren ... İnşaat AŞ'de 01.10.2010 tarihinden itibaren A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ve maden mühendisi olarak görev yapan sanık ...'in kusurlu bulunduğu kabul edilmiş ise de, asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşme ve eklerinde, iş sağlığı ve güvenliğinden ehil bir firma olan yüklenicinin sorumlu olacağına ilişkin hükümler gözetildiğinde, asıl işveren ve yetkililerinin kusurundan bahsedilemeyeceği, kaldı ki; sanık dahil asıl işveren firma tarafından olay öncesi çeşitli zamanlarda şantiye alanında yapılan denetimlerde, alt işveren tarafından çalışma alanında A sınıfı iş güvenliği uzmanının bulundurulmadığı, sahada çalışanların çoğunun yüksekte çalışma eğitimlerinin olmadığı, sürekli uyarılara rağmen işçilerin emniyet kemersiz çalıştıkları, 1,30 cm'den yüksek döşeme kenarlarına gerekli standartlarda düşmeye karşı uygun korkulukların yapılmadığı, işçilerin gelip geçtiği yerlerde kullanılan merdiven ve platformların etrafının belirtilen standartlarda halat zincir veya ahşap korkuluklar ile çevrilmediği, bina içindeki boşlukların düşmeye karşı uygun ve yeterli yükseklikte sağlam korkuluk veya ağ platformları ya da başka yolla kapatılmadığı, defalarca tehlikeli ve riskli çalışmalarda yapılan uyarılara rağmen tehlikeli ve riskli çalışmalara devam edildiği tespit edilerek alt işveren firma hakkında yaptırım uygulandığı anlaşılmakla, asıl işveren A sınıfı iş güvenliği uzmanı sanık ...'in gerekli denetim ve kontrol görevlerini yerine getirerek, tespit edilen eksikliklerin taşeron firmaya bildirilmesi noktasında da bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, sanıkların atılı suçtan beraati yerine delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkumiyetlerine karar verilmesi”, kanuna aykırı olduğu, iş güvenliği uzmanının, gerekli denetim ve kontrol görevlerini yerine getirerek, tespit edilen eksikliklerin taşeron firmaya bildirilmesi noktasında bir kusurunun bulunmayacağı belirtilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 18.01.2016 tarihli ve 2015/2717 E., 2016/489 K sayılı ilamda, “Görev sorumluluğu kapsamında işyerindeki olaya konu aksaklıkları tespit eden ve iş yeri defterine maddeler halinde yazarak görev ve sorumluluğunu yerine getiren iş güvenliği uzmanı sanık A.. D..'a olay nedeniyle kusur izafe edilemeyeceğine” karar verilmiştir.

UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR
Her ne kadar mevzuat güçlü bir çerçeve sunuyor olsa da uygulamada ciddi sorunlar bulunmaktadır:
-İş güvenliği hizmetlerinin “formaliteden ibaret” görülmesi 
-İşverenlerin maliyet kaygısıyla önlem almaktan kaçınması 
-Uzmanların bağımsız hareket edememesi 
-Denetim mekanizmalarının yetersizliği 
Bu sorunlar, iş kazalarının devam etmesinin temel nedenleri arasında yer almaktadır.

SONUÇ: KAĞIT ÜZERİNDE DEĞİL, SAHADA GÜVENLİK
İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca mevzuat düzenlemeleri ile sağlanabilecek bir alan değildir. Asıl önemli olan, bu düzenlemelerin etkin şekilde uygulanmasıdır.
İşverenlerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıklarını koruyarak görevlerini yerine getirmesi ve çalışanların bilinçlendirilmesi, sistemin etkinliği açısından hayati öneme sahiptir.
Unutulmamalıdır ki iş kazaları kader değil; büyük ölçüde önlenebilir olaylardır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği, bir yükümlülükten öte, insan hayatına verilen değerin en somut göstergesidir.
 

WhatsApp Icon