01 Blog
21-08-26
İştirak Nafakası (Tespit, Artırım, İndirim Ve Sair Konular)

Boşanma hukukunun en dinamik ve sürekli değişen alanlarından biri şüphesiz iştirak nafakasıdır. Toplumda ve sıklıkla tarafların kendilerinde oluşan "işsizim ödeyemem", "protokol yaptık değişmez", "okul parasını ödedim nafakadan düşer" gibi kabuller, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin güncel ve detaylı içtihatları karşısında hukuki bir dayanak bulamamaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun emredici hükümleri ve yüksek mahkemelerin gerekçeli kararları, iştirak nafakasının sadece bir "borç" değil, çocuğun üstün yararına dayalı anayasal ve kamu düzenine ilişkin bir "yükümlülük" olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu yazımızda, nafakanın belirlenme esaslarını, tarafların sıkça öne sürdüğü mazeretlerin mahkemelerce nasıl karşılandığını ve usuli hassasiyetleri, emsal kararların detaylı gerekçeleriyle birlikte inceleyeceğiz.
 

1-) NAFAKANIN HUKUKİ TEMELİ VE MİKTARIN TAKDİRİ
Türk Medeni Kanunu’nun 182/2 ve 327. maddeleri, velayet kime verilirse verilsin, ana ve babanın çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine gücü oranında katılmasını zorunlu kılar. TMK m. 328/1 gereğince bu bakım borcu, çocuk ergin olana kadar devam eder.

Nafaka miktarı belirlenirken hakim keyfi bir takdir yapamaz. TMK m. 330/1 uyarınca; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam standardı ile velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ve nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilir. Yargıtay, velayeti alan tarafın çocuğa bizzat bakması nedeniyle üstlendiği sorumlulukların ve emeğinin de bir "katkı payı" olduğunu belirtir. Ancak bu durum, velayeti almayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmasını da gerektirmez, giderlerin makul sınırlar içinde kalması esastır.

2-) SIKÇA ÖNE SÜRÜLEN MAZERETLER VE MAHKEMELERİN YAKLAŞIMI
A) "İŞSİZİM, GELİRİM VE MAL VARLIĞIM YOK" MAZERETİ

Halk arasında en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri, davalı babanın işsiz olması veya mal varlığının bulunmaması halinde nafaka yükümlülüğünün ortadan kalkacağı yönündedir. Oysa Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik içtihatları bu durumu net bir şekilde reddetmektedir. Mahkemeler, çalışmaya engel bir sağlık sorunu bulunmayan her yetişkin bireyin, en azından asgari ücret düzeyinde bir gelir elde etme kapasitesine sahip olduğunu varsayar. Dolayısıyla işsizlik, davanın tamamen reddini gerektiren bir mazeret değil, yalnızca nafaka miktarının takdirinde (örneğin asgari sınırdan belirlenmesinde) dikkate alınması gereken bir olgudur. Nitekim Konya ve İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri, ekonomik sosyal durum raporunda çalışmaya engel bir durum saptanmayan davalılar için asgari ücret düzeyinde gelir kabulü yaparak bu ilkeyi pekiştirmiştir.

B) "CEZAEVİNDEYİM, ÖDEME GÜCÜM YOK" İDDİASI
Ceza infaz kurumunda hükümlü olmanın nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırıp kaldırmayacağı da bir diğer tartışma konusudur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.09.2023 T., 2023/5030 E., 2023/3828 K sayılı kararında ortaya koyduğu gibi, cezaevinde bulunmak hürriyeti bağlayıcı bir ceza olması nedeniyle kişinin gelir elde etmesini fiilen zorlaştırabilir; ancak bu durum, kanundan kaynaklanan ve kamu düzenine ilişkin olan nafaka yükümlülüğünü hukuki olarak ortadan kaldırmaz. Mahkeme, geliri ve mal varlığı olmayan kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakası verilmesi şartlarının oluştuğunu vurgulayarak, davalı erkeğin cezaevinde olmasını borçtan kurtulma yolu olarak görmemiştir.

C) "YENİ EVLENDİM, BORÇLANDIM, DURUMUM KÖTÜLEŞTİ" SAVUNMASI
Nafaka borçlusunun boşanma sonrası yeni bir evlilik yapması, kredi borçlanması veya lüks harcamalara girmesi, önceki evliliğinden olan çocuğunun nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin Torbalı 1. Aile Mahkemesi kararını onayan ilamında detaylıca açıkladığı üzere; boşanma sırasında öngörülen nitelikte olmayan yeni hukuksal nedenler (yeni evlilik, borçlanma) maddi durumu kötüleştirmiş gibi görünse de, bu durumlar "öngörülebilir" hayat tecrübeleridir. Ortak çocuktan, babanın yeni kurduğu düzen veya borçları nedeniyle fedakarlık beklenmesi hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Velayet sahibi annenin ekonomik durumunun iyi olması veya davalı babanın yeni borçları, babanın TMK m. 182/2'deki "gücü oranında katılma" yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir sihirli değnek değildir.

D) ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLLERİ VE İYİNİYET İLKESİ
Anlaşmalı boşanma süreçlerinde tarafların yaptığı protokoller, Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olmakla birlikte, çocuğun üstün yararı söz konusu olduğunda mutlak bağlayıcılıkları esneyebilir. Ancak tam tersi bir durum, yani sırf boşanmayı sağlamak için babanın mali gücünün çok üzerinde bir nafakayı "kabul etmesi" ve sonradan indirim istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. İzmir BAM 25. Hukuk Dairesi, davacının (babanın) yeniden evlenmesinin veya borçlanmasının öngörülebilir olduğunu, sırf boşanmayı sağlayabilmek için imzalanan protokol gereğince yüksek nafaka kabul edip sonradan "çocukların ihtiyaçları arttı" diyerek indirilmesini istemenin iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmayacağını açıkça belirtmiştir.

3-) NAFAKA ÖDEMELERİ VE MAHSUP (DÜŞME) SORUNU
Nafaka borçlularının en sık düştüğü usuli hatalardan biri, çocuğun okul taksidini, kıyafetini veya sağlık giderlerini doğrudan ödeyerek bu tutarları nafakadan düşeceklerini sanmalarıdır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinin (İstanbul BAM 10. HD 07/07/2020 T., 2018/2497 E., 2020/728 K.; İstanbul BAM 42. HD 04/09/2025 T., 2025/591 E., 2025/791 K kararlarında vurgulandığı üzere, babanın çocuğun eğitim ve sağlık giderlerini karşılaması "ahlaki bir ödevin" ifası mahiyetindedir. Nafaka alacağının asıl alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olduğundan, borçlu tarafından üçüncü kişilere (okul, hastane) yapılan ödemeler, açıkça "nafaka mahsuben" ödendiği dekonta yazılmadıkça nafaka borcundan düşülemez. Yargıtay, son uygulamalarında objektif kriterler getirerek; eğer ödeme aylık nafaka miktarına denk geliyor ve düzenli yapılıyorsa mahsup edilebileceğini belirtse de, "okul ücreti" gibi açıklamalarla yapılan ödemelerin ahlaki vecibe kapsamında kalacağı ve nafakaya mahsup edilemeyeceği yönünde kesin bir tutum sergilemektedir.

4-) NAFAKA ARTIŞ ORANLARINDA ÜFE VE TÜFE DENGESİ
Nafakaların yıllık artırımı konusunda Yargıtay ve BAM'lar uzun yıllar sadece ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) oranını esas almış, ancak ülkemizin içinde bulunduğu aşırı enflasyonist ortam ve alım gücündeki dramatik düşüş bu yaklaşımda köklü bir değişikliği zorunlu kılmıştır.

Öncelikle Diyarbakır BAM 2. HD 06/05/2024 T., 2023/495 E., 2024/624 K, sayılı ilamında nafakaya asgari ücrete yapılan zam oranında artış yapılmasının hukuka aykırı olduğunu hükme bağlamıştır. Ardından İzmir BAM 2. HD 15/10/2024 T., 2023/778 E., 2024/1578 K. sayılı ilamıyla görüş değişikliğine giderek; nafaka artış oranının "TÜİK tarafından açıklanacak yıllık TÜFE oranını geçmemek kaydıyla, yıllık ÜFE oranı" olarak belirlenmesi gerektiğini karara bağlamıştır. Bu yaklaşım, çocuğun alım gücünün korunması ve TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesinin hayata geçirilmesi adına, enflasyonist ortamda nafaka alacaklısını ezdirmeyen son derece isabetli bir uygulamadır.

5-) YARGILAMA GİDERLERİ, ISLAH VE İSTİNAF SINIRI
Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti:
Normal davalarda taraflar kısmen haklı çıkarsa giderler paylaştırılır (HMK 326/2). Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre; nafaka yükümlüsüne göre ekonomik yönden güçsüz olan nafaka alacaklısı (genellikle çocuk adına anne) tarafından açılan davalarda, dava kısmen de kabul edilse, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalı tarafa yükletilir. Reddedilen kısım için davalı lehine gider yazılmaz. Ayrıca, iştirak ve yoksulluk nafakası birlikte istenmişse, tek bir vekalet ücreti (toplam değer üzerinden) hükmedilir. Adli yardım kapsamında Baro tarafından atanan vekil için bile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi zorunludur.
 

Islah ve Kısmi Dava Yasağı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/3-564 E. ve 2019/1150 K. sayılı kararına göre, iştirak nafakası niteliği itibarıyla bölünebilir bir alacak değildir. Bu nedenle nafaka artırımı davalarında ıslah yoluyla talep artırımı yapılamayacağı gibi, kısmi dava da açılamaz.
 

İstinaf (BAM) Sınırı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E-2005/235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında kanun yolu başvurusunda, yıllık nafaka (ya da artış farkı) miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. 
Nafakanın kesinlik sınırının belirlenmesinde her çocuk için hükmedilen nafakanın ayrı ayrı yıllık nafaka miktarı değerlendirilir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2012 tarih ve 2012/7371 esas 2012/10992 karar ve 12/01/2015 tarih 2014/13494 esas 2015/291 karar sayılı kararları).
 

2026 yılı için 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı kanunun 44. Maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen  ve 04/06/2025 tarihli 7550 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile değişen HMK Ek Madde 1 uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle belirlenen istinaf parasal sınırı 50.000,00 TL'dir. Her çocuk için hükmedilen nafakanın yıllık miktarı ayrı ayrı değerlendirilir. Eğer bir çocuk için yıllık nafaka (veya artış farkı) 50.000 TL'nin altındaysa, o çocuğa ilişkin karar kesinleşir ve istinaf edilemez. (2025 yılı 40.000,00TL; 2024 yılı 28.250,00TL)

6-) İÇTİHATLAR 
A-) Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.07.2009 T., 2009/3-352 E., 2009/348 K.: Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırım davası açılabileceği, önceki artış oranı hükümlerinin kesin hüküm teşkil etmeyeceği.
 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 22.03.2010 T., 2010/3576 E., 2010/4699 K.: Davalı babanın işsiz olması, gelir ve mal varlığının bulunmamasının nafaka yükümlülüğünden kurtarmayacağı, en az asgari ücret seviyesinde gelir kabulü gerektiği şeklindeki karar “Davalı babanın herhangi bir işinin bulunmaması, gelir ve mal varlığının da olmaması davalı babayı nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz, zira, en azından asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunduğu kabul edilmeli; bu durum (babanın geliri ve mal varlığının bulunmaması) ancak nafaka miktarının takdirinde etkili olup, davanın tamamen reddini gerektirmez. Davalı, hakkaniyete uygun bir miktarda nafaka ödemelidir.” şekllindedir
 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 12.09.2023 T., 2023/5030 E., 2023/3828 K.: "4721 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi gereği velâyet kendisine verilmeyen eşin çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğü olduğu, geliri ve mal varlığı olmayan kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakası verilmesi şartlarının oluştuğu, ceza evinde hükümlü olmanın nafaka yükümlülüğün ortadan kaldırmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkeğin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." Ceza infaz kurumunda hükümlü olmanın nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, geliri ve mal varlığı olmayan kadın lehine nafaka verilmesi şartlarının oluştuğu açıklanmıştır.
 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 09.09.2008 T., 2008/9857 E., 2008/13986 K.: "... Hükmolunan nafakaların  gelecek yıllarda da artırımına ilişkin  TMK 176/4, 330/4, 365/5 maddeleri nazara  alındığında; madde gerekçelerinde de belirtildiği gibi, bu hükümler,  ekonomik yönden güçsüz olan nafaka alacaklılarının her yıl dava açmak suretiyle emek sarfından ve masraf yapmaktan kurtarılmaları amacıyla getirilmiştir. Hükmolunan nafakaların gelecek yıllardaki artırımına ilişkin olarak kurulan ve bu konuda kesinleşen  önceki hükümler,  sonraki davalarda kesin hüküm teşkil etmezler. Zira, sonraki zamanlarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında, ihtiyaçlarında, ülkenin ekonomik yapısında vs. hallerde önemli değişiklik olması hallerinde önceki ilamlardaki hükmolunan gelecek yıllardaki artışa ilişkin değerler veya oranlar sonradan yetersiz kalabilir. Şartların değişmesi halinde nafaka her zaman artırılabilir." şeklinde anlaşmalı boşanmada hükmolunan gelecek yıllardaki artış oranlarının, şartlar değiştiğinde yetersiz kalabileceği, nafakanın her zaman artırılabilir olduğu açıklanmıştır
 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/12684 E., 2015/12788 K.: Nafaka borcunun ödendiğine ilişkin iddianın ispatı için ödeme belgelerinde açıkça nafaka borcuna atfen yapılması gerektiği, okul ücreti gibi açıklamaların ahlaki vecibe sayılıp mahsup edilemeyeceği.
 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.04.2005 T., 2005/3-169 E., 2005/235 K.: Nafaka davalarında kanun yolu başvurusunda, yıllık nafaka (ya da artış farkı miktarının dikkate alınacağı.
 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 13.04.2017 T., 2016/16257 E., 2017/5276 K.: iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasının artırılması davası birlikte açılmış ve her iki nafakanın da artırımına karar verilmiş ise de; hüküm kurulan her iki nafakaya ilişkin toplam değer üzerinden hesaplanacak tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. 
 

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 02.07.2018 T., 2015/33956 E., 2018/16388 K.: "dava,  adli yardım talepli olarak açılmıştır. Mahkemece davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacıya Baro tarafından adli yardım talebi nedeniyle kendisini davada temsil etmek üzere avukat görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, vekalet ücretinin Baro tarafından karşılanacağı gerekçesiyle vekalet ücreti hakkında karar verilmemiştir. Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hüküm sonuçlarına göre tarafların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. Mahkemece bu yön nazara alınmadan davada kendini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücretine hükmetmesi gerekir"  şeklinde adli yardım talepli davalarda, Baro tarafından görevlendirilen vekil için dahi davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine hükmedilmiştir
 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/3-564 E. ve 2019/1150 K.: İştirak nafakasının niteliği itibarıyla bölünebilir bir alacak olmadığı, ıslah yolu ile artırılamayacağı ve kısmi davaya konu olamayacağı.
 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 03/04/2006 T., 2006/3639 E., 3500 K.: Önceki nafaka artırma davasının kesinleşmemiş olmasının yeni dava açılmasına engel olmadığı, derdestlik koşullarının oluşmadığı.

B-) Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Kararları
Konya BAM 2. HD 25/12/2019 T., 2019/1383 E., 2019/1404 K.: “Davalı baba hakkında düzenlenen ekonomik sosyal durum raporundan çalışmaya engel bir durumunun olmadığının anlaşıldığında, bu cümleden davalının en az asgari ücret düzeyinde olmak üzere gelir elde edebilecek durumda olduğunun kabulü gerekmektedir.” şeklindeki kararda Çalışmaya engel bir durumu olmayan davalının en az asgari ücret düzeyinde gelir elde edebileceğinin kabulü gerektiğine değinilmiştir.
 

İzmir BAM 2. HD 27/12/2017 T., 2017/3244 E., 2017/2641 K.: “Davalı babanın işsiz olduğu belirlenmiş ve davacı davalının çalıştığını ispat edememiş ise de, çalışmasına engel bir hastalığı olduğu tespit edilemeyen davalının en azından asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğinin kabulü gerekmektedir” şeklindeki ilamda iİşsizlik ve çalışmaya engel hastalık bulunmaması halinde asgari ücret düzeyinde gelir kabulü gerektiğine hükmolunmuştur
 

İzmir BAM 2. HD 26/09/2023 T., 2023/894 E., 2023/1400 K.: Önceki dava kesinleşmese de yeni dava açılabileceği, mükerrer tahsil oluşturmayacak şekilde hakkaniyete uygun nafaka takdir edilmesi.
 

İzmir BAM 2. HD 12/02/2025 T., 2024/1100 E., 2025/245 K.: Nafaka alacağı hükümle miktar olarak belirlenen ve muacceliyet kazanan bir alacak olup, yasal faiz uygulanır. Talep halinde; iştirak nafakasına kararın kesinleşme tarihinden itibaren  itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekir. 
 

İzmir BAM 2. HD 09/04/2026 T., 2025/589 E., 2026/672 K.: "Davalı tarafından her ne kadar, bakmakla yükümlü olduğu başka bir çocuğu ve anne-babasının bulunduğu, davacının ekonomik gücünün daha iyi olduğu, asgari ücret dışında gelirinin bulunmadığı, arttırılan nafakanın fahiş olduğu ileri sürülmekte ise de, geçen sürede çocuğun büyümesine bağlı olarak ihtiyaçlarının da arttığı ve çeşitlendiği tartışmasızdır. Nafaka miktarı alım gücünün korunmasını temine yönelik olup, tarafların ekonomik ve sosyal durumundaki değişmeler de gözetilmek kaydıyla çocuğun yeni ihtiyaçları ve çocuk için yapılması zorunlu ek giderler de dikkate alınmak suretiyle davacının talebinin değerlendirilmesi gereklidir. Öte yandan, davalı tarafından boşanma sırasında öngörülen nitelikte başka hukuksal nedenlerle gelişen olaylar bulunduğu ve bu nedenle YENİ EVLİLİK, borçlanmalar vs. nedeniyle maddi durumunun kötüleştiğinin ileri sürülmesi nafaka yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmayacağı aşikardır. Davacı kadının ekonomik durumunun iyi olması velayeti kendisine tevdi edilen çocuğun giderlerine tek başına katlanma yükümlülüğü vermeyeceği kanun lafzı gereği açıktır. Başkaca gelişen durumlar nedeniyle davalı erkeğin maddi durumunun olmadığı gerekçesiyle ortak çocuktan fedakarlık beklenmesi de hakkaniyete ve hayatın olağan akışına uygun değildir. Velayet sahibi annenin çocuğun giderlerine gücü oranında katılması gerekliliği babanın da nafakaya "gücü" oranında katılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Bu durumda, davalının tüm bunlara yönelik istinaf taleplerinin reddedilmesi gerekmiştir." şeklinde davalının yeni evlenmesi, borçlanması gibi durumların nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, çocuğun yaşına bağlı artan ihtiyaçları karşısında babanın fedakarlık bekleyemeyeceği açıklanmıştır
İzmir BAM 25. HD 25/12/2024 T., 2024/1576 E., 2024/522 K.: Sırf boşanmayı sağlamak için mali gücün üzerinde nafaka kabul edip sonradan indirim istemenin iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkelerine aykırı olduğu.
İstanbul BAM 10. HD 07/07/2020 T., 2018/2497 E., 2020/728 K.: Nafaka borçlusunun kendiliğinden yaptığı harcamaların mahsup açıklaması yoksa nafakadan düşülemeyeceği.
İstanbul BAM 42. HD 04/09/2025 T., 2025/591 E., 2025/791 K.: Ortak çocuğun okul ve eğitim giderlerine ilişkin ödemelerin, "nafakaya mahsuben" açıklaması yoksa ahlaki ödev kapsamında kalıp nafakaya mahsup edilemeyeceği.
Diyarbakır BAM 2. HD 06/05/2024 T., 2023/495 E., 2024/624 K.: "iştirak nafakası yönünden TÜİK'in belirlediği Üfe oranında artışa karar verilmesi gerekirken "Her yıl ocak ayında asgari ücrete yapılan zam oranında" artırım uygulanması doğru görülmemiştir." şeklinde açıklandığı üzere nafaka artışında asgari ücret zam oranının değil, ÜFE oranının esas alınması gerekmektedir.
İzmir BAM 2. HD 15/10/2024 T., 2023/778 E., 2024/1578 K.: "Yargıtay'ın ve önceden Dairemizin yerleşik uygulamalarında nafakaların her yıl memur maaş artış oranları ya da benzeri başka bir oran üzerinden değil ÜFE oranları üzerinden artırılması gerektiği benimsenmiş ise de; ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda ve ekonomik göstergelerde meydana gelen aşırı değişimler sebebiyle yeni uyuşmazlıklar yaşanmasına engel olunmak amacıyla, Dairemizce yerleşen uygulamada değişikliğe gidilmesi, nafakanın sonraki yıllar için belirlenecek artırım oranının ÜFE yerine, "TÜİK tarafından açıklanacak yıllık TÜFE oranını geçmemek kaydıyla, yıllık ÜFE oranı" olarak belirlenmesi TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun bulunmuştur." şeklinde görüş değişikliğine gitmiş olup ekonomik koşullar gereği nafaka artış oranının "TÜFE'yi geçmemek kaydıyla yıllık ÜFE oranı" olarak belirlenmesinin hakkaniyete uygun olduğu benimsenmiştir.

Yasal Uyarı:

Bizi Takip Edin

WhatsApp Icon