01 Blog
06-08-26
Kısmi Davada Alınan Bilirkişi Raporunun Ek Davadaki Bağlayıcılığı ve Kesin Delil Niteliği

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 109 uyarınca açılan kısmi davalarda; alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmekte, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaktadır. Uygulamada ve usul hukukunda en sık karşılaşılan sorunlardan biri; kısmi davada alınan ve kesinleşen kararın dayanağını oluşturan bilirkişi raporunun, kısmi dava tutarını aşan (bakiye) bölümünün, sonradan açılan ek davada mahkemeyi bağlayacak nitelikte bir KESİN DELİL olup olmadığıdır. 
Bilirkişi raporları doğası gereği takdiri delil niteliğindedir. Ancak ilk davada tespit edilen alacak miktarının, yargısal denetimlerden geçerek kesinleşmesi halinde ek davada hâkimin yeniden inceleme yapıp yapamayacağı hem doktrinde hem de yargı kararlarında kritik bir tartışma konusudur. 

KURAL: BİLİRKİŞİ RAPORU TAKDİRİ DELİLDİR VE EK DAVAYI DOĞRUDAN BAĞLAMAZ
Gerek öğretide gerekse yerleşik yargısal uygulamada kabul edilen genel prensip; kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kural olarak kesin delil teşkil etmeyeceğidir. 
Bilirkişi raporu takdirî delillerden olup, ilk açılan kısmi davada alacağın dava edilen miktar kadar olduğunu ispat etmek için yeterlidir. Bilirkişi raporunun usulü kazanılmış hak teşkil etmesi kural olarak verildiği ilk davada hükmedilen miktar içindir; bu nedenle sonradan açılan ek davada hâkimi kendiliğinden bağlamaz. 
Bu temel kuralın doğal sonucu olarak:
-Kısmi davanın edaya veya tespite ilişkin bölümü kesin hüküm oluştururken, karara dayanak alınan bilirkişi raporu tek başına mutlak bir kesin delil hâline gelmez. 
-Açılan ikinci (ek) davaya konu edilen bakiye alacağın miktarının davacı tarafça kanıtlanması gerekir; ilk davadaki rapor ikinci davada talep edilen alacağın miktarının ispatı için her zaman yeterli görülmeyebilir. 
-Eğer ilk davadaki rapor kesin delil niteliği kazanmamışsa, ek davada verilen karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf veya temyiz başvurularında bilirkişi raporuna ilişkin itirazların denetlenmesi imkânı mevcuttur. 

İSTİSNA: BİLİRKİŞİ RAPORUNUN KESİN DELİL NİTELİĞİ KAZANMASI VE USULÜ KAZANILMIŞ HAK
Bilirkişi raporlarının takdirî delil olduğu kuralı mutlak değildir. Somut olayın özelliklerine, ilk davadaki yargılama safahatına ve yargısal denetim süreçlerine göre bu raporlar ek davada kesin delil niteliği taşıyabilir. 
Kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan bilirkişi raporu tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılmış, tüm yargısal denetim yollarından (istinaf/temyiz) geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse, artık ek davada KESİN DELİL olarak değerlendirilmesi gerekir. 
Bu durumda ek davaya bakan mahkeme:
-Kısmi davadaki tespit ve sorumluluk olgusuyla bağlı olduğu gibi, usulü kazanılmış hak ile kesinleşen toplam alacak miktarıyla da bağlıdır. 
-Yeniden bilirkişi incelemesi yaptıramaz; aksi durum yargıya olan güveni zedeler ve usulü kazanılmış hak kuralını bertaraf eder. 
-Sadece kısmi davada verilen kararda saklı tutulan bakiye kısmın tahsiline karar vermelidir. 

KESİN DELİL NİTELİĞİNİ BELİRLEYEN KRİTERLER 
-İlk davada davalı taraf rapora ayrıntılı itiraz etmiş, temyiz/istinaf dilekçelerinde raporun esasına yönelik tüm itirazlarını ileri sürmüş ve üst mahkemelerce (Yargıtay/BAM) bu itirazlar incelenip/tartışılıp reddedilerek toplam alacak miktarı onaylanıp kesinleşmişse; rapor ek davada kesin delil haline gelir. 
-Eğer ilk davada davalı taraf rapora ilişkin ayrıntılı itirazlarını ileri sürememiş, üst mahkeme bozması veya onaması farklı usuli gerekçelerle (örn. görevsizlik, husumet, farklı bozma sebepleri) verilmiş ve raporun esası tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarı yönünden netleşmemişse; rapor ek davada takdiri delil olarak kalır ve ek davada rapora yönelik itirazlar incelenebilir. 

YARGITAY VE AYM KARARLARI
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/58 Esas, 2022/429 Karar, 30.03.2022 tarihli kararında
“Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan kısmi davanın kabul edilip Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesinden sonra açılan ek davada; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kural olarak kesin delil olmayacağını belirtmekle birlikte; somut olayda ilk davadaki raporun tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmesi ve usulü kazanılmış hakların gerçekleşmesi nedeniyle ek davada kesin delil olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Mahkemenin kesinleşen ilk dava uyarınca bakiye bedele karar vermesi gerektiği vurgulanmıştır.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/429 E, 2022/1650 K, 01.12.2022 tarihli kararında “Avukatlık vekâlet ücretinin tahsili amacıyla açılan kısmi davanın yargısal denetimden geçerek kesinleşmesinden sonra açılan ek davada; sonradan yürürlüğe giren Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının kesinleşmiş kısmi dava hükmüne ve onun tespit bölümüne etkili olamayacağı ifade edilmiştir. Kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun, tüm yargısal denetim yollarından geçerek taraflar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu ve ek davada mahkemeyi bağlayan kesin delil niteliği kazandığı kabul edilmiştir.”

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8336 E, 2025/633 E, 15.01.2025 tarihli kararında “Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili amacıyla açılan ilk kısmi davada tazminat miktarının tespit edilip taleple bağlı kalınarak karar verilmesi ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi karşısında; saklı tutulan bakiye kısım için açılan ek davada, ilk davada alınan ve kesinleşen bilirkişi raporunun hem tarafları hem de Mahkemeyi bağlayacak nitelikte kesin bir delil mahiyetini aldığı, bu nedenle ek davada yeniden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ilk rapordaki bakiye bedelin hüküm altına alınmasının usul ve yasaya uygun olduğu kararlaştırılmıştır.” 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/1728 E, 2015/1036 K, 13.03.2015 tarihli kararında, “Adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında; ilk kısmi davada bozma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile toplam zarar tespit edilmiş ve bu karar onanarak kesinleşmiştir. Bakiye alacak için açılan ek davada yerel mahkeme ilk rapordaki miktarla bağlı kalarak davanın kabulüne karar vermiş, Özel Daire ise yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. HGK, kısmi davada alacağın tamamını gösteren ve yargısal denetimden geçerek kesinleşen rapor içeriğinin ve raporda tespit edilen miktarın ek dava yönünden tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı kesin delil niteliğinde olduğuna ve yeniden rapor alınmasının usulü kazanılmış hak kuralını ihlal edeceğine karar vererek yerel mahkeme direncini onamıştır. 

Anayasa Mahkemesi (1. Bölüm) — Başvuru No: 2017/15460, 08.09.2020 T.(Mehmet Beşir Arda Başvurusu) kararında ise, somut olayı değerlendirirken; kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan raporun tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılamadığı, davalı idarenin rapora ilişkin ayrıntılı temyiz itirazlarının üst mahkemece usuli gerekçelerle (bozma kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle) incelenmeksizin kararın onandığı hallerde, raporun tüm yargısal denetim yollarından geçerek kesinleştiğinin söylenemeyeceği belirtilmiştir. Bu gibi somut durum ekseninde raporun kesin delil niteliğini kazanmayıp takdirî delil niteliğinde kaldığı, bu nedenle ek davada bilirkişi raporuna yönelik istinaf/temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 
 

WhatsApp Icon