01 Blog
31-08-26
Kısmi Ödeme ve Mahsup Sırası

İcra takip süreçlerinde ve itirazın iptali davalarında sıklıkla karşılaşıldığı, ancak uygulamasında sıklıkla hata yapılan veya gözden kaçırılan kritik bir husus varsa, o da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi uyarınca yapılan kısmi ödemelerin mahsup sırasıdır.

Pratikte borçlular veya icra müdürlükleri, takip sonrası yapılan kısmi ödemeleri doğrudan anaparadan (asıl alacak) düşme eğilimindeyken; bu durum Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri'nin yerleşik içtihatlarına aykırılık teşkil etmekte, dolayısıyla icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve bakiye alacak hesaplamalarında telafisi güç usulsüzlüklere yol açmaktadır

MADDENİN RUHU
TBK m. 100’ün ikinci fıkrasında "Borçlu, faiz ve giderleri ödemekte gecikmemişse, yaptığı ödeme öncelikle faiz ve giderlerden düşülür" ibaresi yer almaktadır. Ancak hem doktrindeki baskın görüş hem de Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, bu ifadenin bir kanun yazım hatası (droitto hatası) olduğunu kabul etmektedir. Maddenin birinci fıkrası ve sistematik bütünlük gereği, bu ifadenin "gecikmişse" şeklinde okunması ve uygulanması gerekmektedir. Zira borçlu faiz ve giderleri ödemede gecikmemişse, zaten birikmiş bir fer'i alacak bulunmayacağından ödemenin faiz/giderden düşülmesinin pratikte bir karşılığı kalmamaktadır. Kanun koyucunun buradaki asıl amacı, temerrüde düşmüş borçlunun, alacaklının rızası dışında kısmi ödemeyi anaparaya saydırarak alacaklının teminatını (örneğin rehini) zayıflatmasını engellemektir.

MAHSUP SIRASI
Kısmi ödemenin fer'i alacaklara (faiz ve giderlere) mahsup edileceği konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, faiz ve giderlerin kendi aralarındaki sıralama konusunda doktrin ile Yargıtay arasında bir ayrılık bulunmaktadır:
Doktrindeki Baskın Görüş: "En uzaktakinden daha yakına" ilkesini savunur. Buna göre öncelikle icra masrafı, vekalet ücreti gibi giderler karşılanmalı, ardından faize geçilmeli, en son kalan tutar anaparaya sayılmalıdır.
Yargıtay, faiz ve masrafları bir bütün olarak "fer'i alacak" kabul etmekte, ancak mahsup sırası söz konusu olduğunda önceliğin faize verilmesi gerektiği yönünde istikrar kazanmış bir içtihada sahiptir. Yargıtay'a göre kısmi ödeme öncelikle işlemiş faiz borcuna, ardından giderlere, artan kalan anaparaya mahsup edilmelidir.

USULİ SONUÇLAR VE "RE'SEN" UYGULAMA ZORUNLULUĞU
TBK m. 100 hükmü kamu düzenine ilişkin nitelikte olduğundan, icra müdürlüklerince ve mahkemelerce re'sen dikkate alınması zorunludur. Tarafların talebi olmasa dahi, takip sonrası yapılan kısmi ödemelerin anaparadan düşülmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, alacaklı borcun tamamı muaccel ise kısmi ifayı reddetme hakkına sahiptir (TBK m. 84). Alacaklı kısmi ifayı zararı olmaksızın reddedebilecekken, borçluyu zarara uğratmaksızın reddetmemişse, yapılan ödemenin anaparadan düşülmesi hakkaniyete aykırıdır. Bu nedenle, takibe konu alacakta TBK m. 100 uygulaması yapılmaması, itirazın iptali davalarında hükmün bozulması veya istinaf/temyiz aşamasında kararın kaldırılması sebebi teşkil etmektedir.

İcra takip taleplerinde mutlaka "TBK m. 100 uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve giderlere mahsup edilerek bakiye borç hesabının yapılması" şerhinin düşülmesi, alacaklı vekilleri açısından hayati önem taşımaktadır. İtirazın iptali veya menfi tespit davalarında ise, takip sonrası yapılan her türlü kısmi ödemenin anaparadan düşüldüğü varsayılarak verilen kararların, Yargıtay ve BAM'ların yukarıda özetlenen güncel içtihatları gözetilerek derhal istinaf ve temyiz yoluna taşınması, müvekkil menfaatlerinin korunması için elzemdir.

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İÇTİHATLARI
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/954, K. 2010/2699, T. 04.05.2010

Yargıtay bu kararında, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmesi halinde, yapılan kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz borcuna mahsup edilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamış; bu kuralın taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin, kısmi ödemenin faizden mahsup edilmeden doğrudan anaparaya indirilmesini usule ve yasaya aykırı bularak hükmü bozması, TBK m. 100'ün (ve eski BK m. 84) emredici niteliğinin erken dönemdeki en net teyitlerinden biri olmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/353, K. 2016/13419, T. 05.05.2016
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte verilen bu kararda, TBK m. 100/1'in uygulanması için takip talebinde ayrıca bir istem bulunmasına gerek olmadığı, icra memurunun re'sen dikkate alması gerektiği hükme bağlanmıştır. Karar, kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilerek bakiye alacağın bu suretle saptanması gerektiğini açıkça ortaya koymuş, ayrıca yabancı para borçlarında faiz hesaplamasının nasıl yapılacağına dair TTK ve 3095 sayılı Kanun uyarınca önemli bir içtihat oluşturmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/26157, K. 2016/8488, T. 09.05.2016
İlamsız icra takibine itirazın iptali davasında, takip tarihinden önce yapılan ödemenin faizi kapsayacak kadar olup olmadığının tartışıldığı bu kararda; ödemenin faizi kapsamadığı durumlarda bunun "kısmi ödeme" sayılacağı ve TBK m. 100 uyarınca İİK m. 33 kapsamında öncelikle faiz ve masraflardan, geriye kalanın asıl alacaktan mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin bilirkişi raporu gözetmeksizin resen hesaplama yapması usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2017/689, K. 2018/3603, T. 04.10.2018
Eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağında, dava tarihinden sonra ancak icra takibi sırasında yapılan kısmi ödemenin mahsup sırasının incelendiği karardır. Mahkeme, borçluların faiz ve giderleri ödemede geciktikleri gerekçesiyle, TBK m. 100 uyarınca yapılan ödemenin ana borçtan düşülemeyeceğini, ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında faiz ve giderlerden düşülerek bakiyenin belirlenmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin doğrudan anaparadan düşüm yaparak hüküm kurmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/7611, K. 2018/12418, T. 28.11.2018
İcra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin mahsup sırasına ilişkin bu kararda, borçlunun ödemesinin takipten sonraki ödeme olması sebebiyle kısmi ödeme niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. TBK m. 100 gereğince bu ödemenin öncelikle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masraflarından düşülerek icra müdürlüğünce bakiye borç hesabında dikkate alınması gerektiği, mahkemenin bu usulü gözetmemesi halinde hükmün bozulacağı net bir dille ifade edilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/2282, K. 2020/3605, T. 29.06.2020
Kira alacağı nedeniyle açılan itirazın iptali davasında, takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce yapılan 950 TL'lik kısmi ödemenin mahsup sırasının tartışıldığı karardır. Yargıtay, mahkemenin resen hesaplama yaparak icra giderlerini de tutara dahil etmesini usul ve yasaya aykırı bulmuş, ödemenin ne kadarının faiz, harç ve vekalet ücretinden düşüleceğinin denetime elverişli bilirkişi raporuyla saptanması, yalnızca ödenmemiş asıl alacak ve faiz üzerinden hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararı her iki taraf yararına bozmuştur.

Adana BAM 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/2080, K. 2023/277, T. 07.04.2023
Yıllık peşin ödenmesi kararlaştırılan işyeri kirasının ödenmemesi üzerine başlatılan tahliye ve itirazın kaldırılması talepli takibe ilişkin verilen istinaf kararında, kiracının takipten sonra tevdi mahalline yatırdığı altı aylık kira bedelinin TBK m. 100 uyarınca önce işlemiş faiz ve masrafa mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Daire, ilk derece mahkemesinin alacağın tamamı yönünden itirazı kaldırmasını isabetsiz bularak, kısmi ödemenin fer'i alacaklara mahsubu sonrası kalan asıl alacak yönünden itirazın kaldırılmasıyla yetinilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı kaldırıp yeniden hüküm kurmuştur.

Adana BAM 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/1197, K. 2024/1562, T. 30.09.2024
Sigorta poliçesi bedellerinin tahsili için belediye aleyhine başlatılan takibe itirazın iptali davasında verilen bu kararda; icra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin, temerrüde düşmüş borçlu bakımından anapara borcundan düşülemeyeceği, öncelikle o ana kadar işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. İlk derece mahkemesinin ödemelerin tarih ve tutarlarını belirlemeden ve TBK m. 100'e göre mahsup yapmadan karar vermesi eksik inceleme sayılarak, her iki tarafın istinaf başvurusu kabul edilmiş ve karar kaldırılmıştır.

Adana BAM 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/185, K. 2025/986, T. 22.05.2025 
Faturaya dayalı menfi tespit davasında, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait borçların ödenip ödenmediğinin tartışıldığı kararda; davacının takip öncesi ve sonrası yaptığı ödemelerin (çek, havalesi ve 3. şahıs kredi kartları) davalının ticari defterlerindeki kayıtlarla örtüşmediği görülmüştür. Daire, mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğini belirterek, dosyanın bilirkişiye tevdi edilip her bir ödeme tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz belirlenerek, TBK m. 100/1'e uygun şekilde ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle bakiye borcun tespitinin zorunlu olduğunu hükme bağlamıştır.

Adana BAM 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/2636, K. 2026/214, T. 02.02.2026
Banka kredi borcuna ilişkin itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin taleple bağlılık kuralını aşarak hüküm kurması sebebiyle karar re'sen kaldırılmıştır. Daire, esas hakkında yeniden hüküm kurarken, takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan 1.090,98 TL'lik kısmi ödemenin TBK m. 100 uyarınca takip öncesi işlemiş faiz alacağından mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiş; bakiye asıl alacak, faiz ve icra inkar tazminatını bu mahsup esasına göre yeniden hesaplayarak davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair yeni bir hüküm tesis etmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5888, K. 2026/2935, T. 11.05.2026 
İcra takibine itirazın iptali istemiyle açılan davada, alacaklının icra takibinde TBK m. 100'ün uygulanmasını talep etmesi üzerine verilen bu emsal kararda; icra takibinden sonra, itirazın iptali davasından önce borçlu tarafından yapılan ödemelerin öncelikle faizden düşülmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yargıtay, bu mahsup kuralının uygulanması gerektiğinin açık olması nedeniyle, alacaklı tarafın bakiye alacağı tahsil etmek amacıyla itirazın iptali davası açmakta "hukuki yararı" bulunduğunu kabul etmiş ve alt mahkemenin kararını onamıştır.

Yasal Uyarı:

Bizi Takip Edin

WhatsApp Icon