01 Blog
13-07-26
Müterafik Kusur İndirimi

Hukuk felsefesinde köklü bir ilke vardır “Kimse kendi haksız fiilinden veya kusurundan faydalanamaz.” 
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralı, sorumluluk hukukunda Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesiyle hayat bulur. Bir tazminat davasında hakimin takdir yetkisinin en yoğun kullanıldığı, illiyet bağının en hassas şekilde tartıldığı alan şüphesiz müterafik (birlikte) kusur kavramıdır.
Bir hukukçu olarak dosya incelerken sıkça karşılaştığımız bu durum, sadece bir "indirim mekanizması" değil, aynı zamanda tazminat hukukunun temel amacı olan "zararın tamamının tazmini, ancak zarar görenin zenginleştirilmemesi" ilkesinin bir yansımasıdır. Zarar gören, makul bir insanın kendi menfaati gereği sakınacağı özeni göstermemişse, çelişkili davranış yasağı (venire contra factum proprium) gereği bu özensizliğin bedelini tazminattan düşülerek ödemelidir.

MÜTERAFİK KUSURUN ANATOMİSİ VE İLLİYET BAĞININ SINIRI
Müterafik kusur, Türk Borçlar Kanunun 52. maddesinde  “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. 
TBK m. 52/1, zarar görenin kusurunu üç farklı başlıkta ele alır. Zararı doğuran fiile rıza göstermek, zararın doğmasına katkıda bulunmak ve zararın artmasına sebep olmak. Ancak uygulamada en çok tartışma yaratan ve Yargıtay’ı en çok meşgul eden husus, koruyucu normun amacı ile zarar arasında kurulması gereken illiyet bağıdır.
Örneğin, motosiklet sürücüsünün kask takmaması veya araç içindeki yolcunun emniyet kemeri takmaması açık bir kural ihlalidir. Ancak bu kural ihlalinin TBK m. 52 kapsamında tazminattan düşülebilmesi için, meydana gelen zararın tam olarak o koruyucu normun önlemeyi amaçladığı bölgede gerçekleşmiş olması şarttır. Kask, kafa travmalarını önlemek için takılır; eğer yaralanma bacak bölgesindeyse, kask takmamanın zararın artmasına etkisinden (illiyet bağından) bahsetmek hukuken mümkün değildir. İşte dürüstlük kuralı, hakime burada indirim"yapma yetkisi vermez; nedensellik bağının varlığını titizlikle aratır.

MÜTERAFİK KUSUR BİR "DEFİ" MİDİR?
Sorumluluk hukukunun incelikli tartışma konularından biri, müterafik kusurun usuli niteliğidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, TBK m. 52 uyarınca yapılacak indirim, usul hukuku anlamında klasik bir "defi" (savunma) değildir. Dürüstlük kuralının ve kamu düzeninin bir gereği olarak, dosyada zarar görenin kusuruna dair olgular mevcut ise, tarafça ileri sürülmemiş olsa dahi hâkim tarafından resen dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerekir.
Tazminat hesaplamasında da kronolojik ve mantıksal bir sıralama zorunluluğu vardır. Önce kazanın oluşumundaki asli kusur dağılımı yapılır, ardından varsa hatır taşıması indirimi uygulanır, devamında zararın artmasındaki müterafik kusur indirimi yapılır ve en son olarak davadan önce yapılan ödemeler güncellenerek mahsup edilir. Bu sıralamanın dışına çıkmak, usul ve yasaya aykırılık teşkil eder.

YARGITAY İÇTİHATLARI 
1. KORUYUCU NORMUN AMACI VE İLLİYET BAĞI (KASK VE YARALANMA BÖLGESİ)
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2024/8759 E., 2026/1591 K., 16.02.2026
tarihli kararında kask takmamanın her durumda indirim sebebi sayılamayacağına, illiyet bağının mutlaka aranması gerektiğine vurgu yapar. Bir kararda, davacının kask takmadığı sabit olsa dahi, maluliyet oranının kafa bölgesindeki yaralanmadan değil, omuz ve dirsek yaralanmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Kaskın koruyucu etkisinin omuz bölgesi için söz konusu olmaması nedeniyle, TBK m. 52 uyarınca ortak kusur indirimi yapılamayacağına hükmedilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2021/18369 E., 2022/15454 K., sayılı başka bir kararda da motosiklet kazasında davacının yüz ve çene bölgesinde yara izi oluşmuş, ancak meydana gelen hasarın kask takılıp takılmamasıyla giderilebilecek nitelikte (kafa travması) olmaması nedeniyle illiyet bağı kurulamamış ve indirim yapılamayacağına karar verilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2022/9222 E., 2024/4297 K. sayılı kararında, tarafların müterafik kusurlu olduğu bu durumda da her iki tarafın kusurlarını oranlayarak tazminat miktarını belirlemiştir. Karara göre belirlenen tazminat üzerinden %20 indirim yapılarak bir kusur dağılımı yapılmıştır. Kararda, motosiklet kazasında sürücülerin kafa ve yüz bölgelerinden darbe alması sonucu ölüm meydana gelmiştir. Kaza tespit tutanağında, sürücünün kask takıp takmadığına dair bilgi verilmemekle birlikte, ölümün baş bölgesinden alınan darbeler nedeniyle gerçekleştiği değerlendirilmiştir. Yargıtay, kask takmamanın zararın artmasında etkili olduğu sonucuna vararak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine karar vermiştir. Bu tür durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi gereği, davalıya tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde kusur indirimi uygulanmalıdır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/2286 Esas,  2019/338 Karar ve 17.01.2019 Tarihli İlamında aynen “…müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda davacıların desteği motosiklette yolcu olup kask takıp takmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Otopsi raporunda ise davacıların desteğinin ölüm sebebi kafa travmasına bağlı olarak değerlendirilmiştir. Davalılar vekili, kask takılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği savunmasında bulunmuştur.
Bu itibarla, davalının savunması üzerinde durularak mahkemece desteğin müterafik kusurun varlığı ve indirim yapılması gerekip gerekmediğinin irdelenip tartışılması, müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi halinde tazminattan %20 oranında indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 09.11.2022 tarihli, 2021/15595 E, 2022/14269 K, sayılı kararında aynen, “…Somut olayda; elektrikli bisiklet sürücüsü olan davacının kaza tespit tutanağında kask durumuna ilişkin herhangi bir bilgi olmadığı, tedavi evraklarına göre alnın sol tarafında kesi, sağ kulak arkasında kesi, frontal kemikte lineer fraktür bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davacının kafa bölgesinden yaralandığı anlaşılmakla Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, indirim yapılmamış olması doğru görülmemiştir. …” şeklindedir

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 28.03.2022 tarihli, 2021/13423 E, 2022/6070 K, sayılı kararında aynen, “…Davacı, kazaya karışan motosikletin sürücüsü olup kaza anında koruyucu tertibat takıp takmadığı konusunda kaza tespit tutanağında belirleme yapılmamış; İHH tarafından, bu hususta ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği gerekçesiyle, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Oysa; davacının davaya konu kazadan kaynaklanan %5 oranındaki maluliyetinin, kaza anında çenesinde oluşan yara izi için belirlendiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının kazadaki yaralanma şekline ve bu nedenle oluşan maluliyetine göre, 2918 KTK’nın 78. maddesi ve KTY hükümleri gereği, kask takmama nedeniyle müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek, TBK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan makul oranda (Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre bu oran % 20) indirim yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir

2. EMNİYET KEMERİ TAKMAMANIN İSPATINDA KARİNELER 
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2025/4204 E., 2025/7561 K., 12.05.2025
tarihli kararda özetle şu hususlara değinilmiştir., kaza tespit tutanaklarında emniyet kemeri durumu her zaman net olmayabilir. Yargıtay, bu durumlarda yaralanmanın niteliği ve diğer delillerden faydalanır. Arka koltukta yolcu olan davacının boyun bölgesinden yaralandığı ve ön koltuktaki diğer yolcunun beyanına göre kaza anında davacının savrulup yerde olduğu anlaşılmıştır. Bu bulgular emniyet kemeri takılmadığını sabit kıldığından, hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması uygun görülmüştür.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2024/3581 E., 2025/11253 K., 03.07.2025 tarihli başka bir kararda özetle şu hususlara değinilmiştir., araç içindeki fiziki koşulların özensizliği değiştirmeyeceği ilkesi de bir başka kararda ortaya konmuştur. Arka koltukta (üç kişi için uygun olan alanda) en küçüğü 9 yaşında olmak üzere toplam 6 kişinin oturduğu tespit edilmiştir. Yolcu sayısı ve yaralanma bölgeleri dikkate alındığında, davacının fiziksel olarak emniyet kemeri takmasının mümkün olmadığı anlaşılsa da, zararın artmasındaki katkısı nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi uygulanmıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2021/18369, K. 2022/15454 sayılı kararında, müterafik kusur indirimine gidilebilmesi için zarar ile eylem arasında illiyet bağı kurulması gerektiğine karar vermiştir. Karara göre, motosiklet kazasında davacının kaskını takmamış olması, zarar ile doğrudan bir illiyet bağı oluşturmadığı için müterafik kusur indirimi uygulanamayacağını belirtmiştir. Zira meydana gelen hasar kask takılıp takılmamasıyla giderilebilecek nitelikte değildir.  Kararda, davacı motosikletle seyir halindeyken bir kaza geçirmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre motosiklet kullanıcılarının kask takmaları zorunlu olsa da, davacının kask takmaması nedeniyle zarar artmamıştır. Yargıtay, zarar ile davacının eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığını belirleyerek, müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğuna karar vermiştir. Bu durum, müterafik kusurun ancak illiyet bağının bulunması halinde uygulanabileceğini göstermektedir.

3. ZARARIN ARTMASINA SEBEP OLMA: ANİ FREN VE SAVRULMA
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2024/6313 E., 2025/13791 K., 08.10.2025
tarihli kararda özetle şu hususlara değinilmiştir., müterafik kusur, sadece zararın doğmasında değil, artmasında da etkilidir. Davacının yolcu olduğu araç, sürücünün ani fren yapması sonucu kaza yapmış ve davacı torpidoya çarparak yaralanmıştır. Davacının emniyet kemeri takmaması kazanın meydana gelmesinde etkili olmasa da, savrulup torpidoya çarpması suretiyle zararın artmasına doğrudan neden olmuştur. Bu durum, zararın ağırlaşmasındaki özensizliğin tipik bir örneğidir.

4. BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE NEDENSELLİK BAĞININ KESİLMESİ 
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/108 E., 2022/1450 K., 08.11.2022
tarihli kararda özetle şu hususlara değinilmiştir., sorumluluk hukuku sadece trafik kazalarından ibaret değildir. Davacının banka kartı ATM’de sıkışmış, ancak davacı durumu 3 gün sonra bankaya bildirmiştir. Bu süre zarfında kart, şifre ile birlikte kullanılarak limit dahilinde harcamalar yapılmıştır. Kart ve şifreyi koruma yükümlülüğü kart hamilinde olduğundan ve davacı derhal bildirimde bulunmayarak ağır kusur işlediğinden, zarar ile banka kusuru arasındaki nedensellik bağı kesilmiş; banka sorumlu tutulamamıştır. Kararda, “Her ne kadar bir güven kurumu olması nedeniyle en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulan bankanın ATM cihazında yeterli önlemi almadığından kusurlu olduğu ve doğan zarardan sorumlu tutulması gerektiği düşünülse bile, somut olayda şifrenin üçüncü kişilerce ele geçirilmesinde davacı kart hamilinin ağır kusuru bulunduğundan, davalı banka bakımından doğan zarar ile kusur arasında nedensellik bağı kesilmiş olup davanın reddine karar verilmesi gerekir.” şeklinde hüküm kurulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,  19.12.2019 tarihli, 2017/131 E, 2019/1395 K sayılı farklı bir kararında ise aynen, “…Davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde açılan ceza davasında verilen … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin … sayılı kararında; … çekin sahte olduğu dosya kapsamı ile sabittir. 
Davalı bankanın … Şubesine çeklerin çalındığının bildirilmesine ve şube tarafından bankanın sistemi üzerinden çeklerin iptal edilmesine rağmen çekin ibrazı üzerine ödeme yapılması, ayrıca en basit tedbirlere dahi başvurulmaması davalı bankanın objektif özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığının ve 6762 sayılı TTK’nın 724. (6102 sayılı TTK’nın 812.) maddesi anlamında sorumlu olduğunun açıkça göstergesidir. Zira davalı banka çalışanları en azından çekteki keşideci imzası ile davacı şirket yetkililerinin bankanın sistemine yüklenmesi gereken imzalarını karşılaştırarak sahteciliği önleyici tedbirler alabilirlerdi. Bu nedenle en basit tedbirlere dahi başvurmayan davalı bankanın davacının oluşan zararından sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte dava konusu çeklerin M… A…’in cüzdanında bulunduğu, 05.12.2009 tarihinde saat 18.00 sıralarında arabasıyla seyir hâlinde iken yoldaki bir vatandaşın el kaldırması üzerine durduğu ve havanın yağışlı olması nedeniyle vatandaşı otobüs durağına bırakmak için arabasına aldığı, çeklerin de içinde bulunduğu cüzdanın bu şahıs tarafından çalındığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut olayda kış mevsiminde ve yağmurlu bir havada ayrıca akşam vakti yardım isteyen bir kişinin otobüs durağına bırakılması için arabaya alınması nedeniyle davacıya kusur izafe edilmesi hakkaniyete uygun olmayacaktır. Ayrıca davalı banka tarafından davacının dava dışı kişilerle birlikte bankayı dolandırmak amacıyla el ve iş birliği içerisinde hareket ettiği de iddia ve ispat edilebilmiş değildir. Bu nedenle somut olay çerçevesinde yukarıda bahsedildiği üzere davacının kendisine bırakılan çek defterini iyi saklamamış olduğu davalı tarafından ispatlanamadığından davacının tazminat miktarından indirim sebebi olan müterafik (ortak) kusurunun bulunduğu söylenemez.
… 
Hâl böyle olunca, davacının müterafik (ortak) kusurunun bulunmadığını ve tüm sorumluluğun davalı bankaya ait olduğunu kabul eden direnme kararı yerindedir. …” şeklinde hüküm kurmuştur


5. HAKSIZ HACİZ VE ZARARI ARTIRMAMA ÖDEVİNİN SINIRI
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1502 E., 2020/753 K., 13.10.2020
tarihli kararda özetle şu hususlara değinilmiştir. Müterafik kusur, zarar görenden "kendi aleyhine fedakarlık" bekleyemez. Davacının ayakkabıları haksız yere haczedilip yediemin deposuna konulmuştur. Haciz kaldırılmasına rağmen davacı, yediemin ücretini ödememek için mallarını teslim almamıştır. Hukuka aykırı haciz nedeniyle yediemin ücretini ödemesi davacıdan beklenemez; malları teslim etme yükümlülüğü haczettiren davalıya aittir. Bu nedenle davacının zararın artmasına müterafik kusuru bulunmadığına karar verilmiştir.

 Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 08.11.2017 Tarihli 2015/14990 E, 2017/6969 K., sayılı ilamında, haksız el koymadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin davada, davacının aracın uzun süre davalı yedinde kalmasına sebebiyet vererek zararın artmasında kusurlu olduğu anlaşıldığından, davacının müterafik (bölüşük) kusuru bulunduğu gözetilerek hükmedilecek tazminat miktarından TBK. mad. 52 gereğince uygun miktarda indirim yapılması gerektiğine değinilmiştir.

6. İNDİRİMLERİN UYGULAMA SIRASI VE VEKALET ÜCRETİ
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2022/11979 E., 2025/1685 K., 04.02.2025
tarihli kararda özetle şu hususlara değinilmiştir. Tazminat hesaplamasında sıralama hatası, yargılamanın bozulmasına gerekçe teşkil eder. Trafik kazasında tazminat belirlenirken önce kazanın oluşumundaki kusur oranı, ardından hatır taşıması indirimi, sonra zararın artmasındaki müterafik kusur indirimi ve en son olarak da sigorta şirketinin davadan önce yaptığı ödemelerin güncellenip mahsup edilmesi gerekir. Ayrıca, müterafik kusur nedeniyle reddedilen tutar üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi zorunludur.

7.KÖPEK TARAFINDAN ISIRILMA NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ - ORTAK KUSUR İNDİRİMİ 
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/1035 Esas, 2022/6756 Karar vee 20.09.2022
Tarihli İlamında aynen “Davacının davalıya ait köpek tarafından kolundan ısırılarak yaralanması nedeniyle tazminat istemiyle açılan eldeki davada mahkemece, maddi zararın hesaplanmasına yönelik alınan hesap raporu ile tazminat miktarı belirlenmiş olup, işbu bedelden % 80 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak karar verildiği, uygulanan indirim oranının fazla olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; olayın meydana gelmesinde hayvanı idare eden sıfatıyla gerekli özeni göstermeyen, gözetim ve denetim görevini yerine getirmeyen davalının kusursuz sorumluluğunun yanında ayrıca ek kusurunun bulunduğu, öte yandan köpeğe müdahalede bulunması sonucu zarar gören davacının ise ortak kusurlu sayılacağı dikkate alınıp, maddi tazminat miktarından daha düşük ( makul ) oranda ortak kusur indirimi yapılması gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir” şeklindedir

8.KAMYONETİN KASASINDA SEYAHAT ETME
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.06.2021 Tarihli, 2017/3150 Esas, 2021/870
Karar sayılı ilamında, müterafik kusur (zarar görenin kusuru) indiriminde hâkim tarafından her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisinin değerlendirilmesi ve değerlendirmeye uygun oranda bir indirim yapılması gerektiği,  kusur ile müterafik kusur kavramları ve sonuçları birbirinden tamamen farklı olup müterafik kusurun kusur kavramının içinde eritilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece; (kamyonetin kasasında) yük üzerinde yolcu olarak bulunan davacının bizatihi trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru yok ise de; davacının, sigortalı kamyonetin kasasında seyahat ettiğinin anlaşılması karşısında, davacının müterafik kusuru nedeniyle makul oranda ve hakkaniyete uygun bir biçimde tazminattan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda denetime olanak sağlayacak biçimde tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine değinilmiş olup, kararda aynen; “kaza tespit tutanağında, davacıya açık yük üzerinde tehlikeli ve gayrinizamî seyahat ettiğinden ötürü kusur verilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacı aynı nedenle %5 oranında kusurlu bulunmuştur. Davacının, sigortalı kamyonetin kasasında seyahat ettiği hususu sabittir. Yerel mahkemece %5 oranındaki indirimin müterafik kusur indirimi olarak uygulandığı ve bu hususun da ilk kararın gerekçesinde tartışıldığı ileri sürülmüş ise de; ilk kararda müterafik kusur indirimi yapıldığı tartışılmadığı gibi açıkça yük üzerinde seyahat ettiğinden ötürü %5 oranında kusur indirimi yapılmıştır. Kusur ile müterafik kusur kavramları ve sonuçları birbirinden tamamen farklı olup müterafik kusurun kusur kavramının içinde eritilmesi mümkün değildir. Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yolcuya da kusur izafe edilmesi, izafe edilen bu dağılımın esas alınması, nihayetinde de düşülen bu oranın aslında müterafik kusur olabileceğinin direnme kararıyla kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece; yük üzerinde yolcu olarak bulunan davacının bizatihi trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru yok ise de; davacının, sigortalı kamyonetin kasasında seyahat ettiğinin anlaşılması karşısında, davacının müterafik kusuru nedeniyle makul oranda ve hakkaniyete uygun bir biçimde tazminattan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususu denetime olanak sağlayacak biçimde tartışılıp sonucuna göre karar verilmelidir.” şeklinde hüküm kurulmuştur.

WhatsApp Icon