Ön Ödeme Nedeniyle Düşme Kararı Verilmesi Halinde Vekalet Ücreti
Ceza davalarında ön ödeme nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği, uygulamada sıklıkla tartışılan konulardan biridir.
Ceza muhakemesi hukukunda düşme kararı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde düzenlenmiştir. Düşme kararı, yargılamanın devamına engel olan kanuni bir nedenin (ölüm, şikâyetten vazgeçme, zamanaşımı, ön ödeme, uzlaşma vb.) ortaya çıkması üzerine, mahkemenin işin esasına girmeksizin yargılamayı sonlandırdığı kesin bir hüküm türüdür. Bu karar, sanığın suçlu veya suçsuz olduğuna dair bir tespit içermez; sadece yargılamanın sona erdiğini bildirir.
Ön ödeme kurumu ise Türk Ceza Kanunu’nun 75. maddesinde düzenlenmiştir. Yalnızca adli para cezasını veya üst sınırı altı ayı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilir. Belirlenen tutarın kanuni sürede ödenmesiyle kamu davası düşer.
YARGILAMA GİDERLERİ VE VEKÂLET ÜCRETİ BAKIMINDAN HUKUKİ DURUM
5271 sayılı CMK’nın 324 ila 330. maddeleri arasında yargılama giderleri düzenlenmiştir.
Yargılama giderleri
Madde 324 – (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
(2)Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
(3)Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.
(4)Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle: 2.7.2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.
(5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.
Sanığın yükümlülüğü
Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
(2) (Değişik: 6.12.2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.
(4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider
Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi;
Ceza davalarında ücret
MADDE 14- (1) Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Bu hüküm, katılanın 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekili bulunması durumunda kovuşturma için ödenen ücret mahsup edilerek uygulanır.
(2) Ceza hükmü taşıyan özel kanun, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda bu Tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.
(3)4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret ikinci kısmının ikinci bölümünün dokuzuncu sırasındaki ücretten az, on üçüncü sırasındaki ücretten fazla olamaz.
(4)Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır.
(5)Ceza mahkemelerinde görülen tekzip, internet yayın içeriğinden çıkarma, idari para cezalarına itiraz gibi başvuruların reddi, kabulü veya ilk derece mahkemesinin kararına yapılan itiraz üzerine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması halinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna göre ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konu idari para cezasının miktarı bu Tarifenin ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin altında ise idari para cezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.
Anılan Yasanın “Beraat veya Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilmesi Halinde Gider” başlıklı 327. maddesinin birinci fıkrası ise; “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir” şeklinde düzenlenmiş olup, fıkranın açık hükmünden de anlaşılacağı üzere, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde sanık ancak, kendi kusurundan ileri gelen giderlerden sorumlu olacaktır.
Madde gerekçesinde kendi kusurundan ne anlaşılması gerektiği; “hakkında kamu davası açılmış olan kişi savsama ve kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan giderlerden sorumludur” şeklinde açıklanmıştır.
5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının yargılama giderlerine ilişkin bölümünde, anılan Yasanın 223/8. maddesi uyarınca verilen düşme kararlarında sanığın yargılama giderlerinden sorumlu olup olmayacağı ya da hangi hallerde sorumlu tutulacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yasanın 327. maddesinde yalnızca beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına kararları verilmesi halinde yargılama giderlerinin kimden ve ne suretle tahsil edileceği düzenlenmiş olduğundan, anılan Yasanın 223/8. maddesi uyarınca verilen düşme hükümlerinde yargılama giderlerinden kimin sorumlu tutulacağı anılan madde hükümleri uyarınca değil, aynı Yasanın 325. maddesi hükmü uyarınca belirlenmelidir.
CMK m.223’te ise duruşmanın sona ermesi halinde verilebilecek hükümler sayılmıştır. Madde 223/1’e göre; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.”
CMK m.325/1-2 uyarınca; mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi hallerinde tüm yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği belirtilmiştir. Bu hükmün mefhum-u muhalifinden hareketle, CMK m.223’te sayılan diğer hükümlerde (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi, düşme) yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna varılır.
5271 sayılı CMY'nın 325/1. maddesi gereğince, ancak ceza veya güvenlik tedbirine mahkumiyet halinde yargılama giderlerinin sanığa yükletilmesi olanaklı olup, sanık hakkında açılan davanın düşmesine karar verilmiş olduğundan, müşteki lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulması olasılığı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, ön ödeme nedeniyle verilen düşme kararı bir mahkûmiyet kararı olmadığından, CMK m.325/1’in uygulanma imkânı yoktur. Ayrıca, CMK’da düşme kararları yönünden m.325/2 veya m.327’ye benzer özel bir düzenleme öngörülmediğinden, bu kararla ortaya çıkan ödenmiş ve ödenecek tüm yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılması gerekir.
KATILAN LEHİNE VEKÂLET ÜCRETİNE HÜKMEDİLEBİLİR Mİ?
Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyasın olanaklı olduğu, bu itibarla kıyas yoluyla anılan Yasanın 327. maddesi uyarınca sanığın müşteki lehine hükmolunacak vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülebilir ise de; kıyas ancak genel nitelikteki hükümler bakımından söz konusu olup, 327. maddenin ise istisnai bir hüküm olması nedeniyle, kıyas yoluyla da olsa, maddenin kapsamının genişletilmesi olanaklı değildir.
Öğretide bu konuyla ilgili şu görüşler mevcuttur.
“Ceza Muhakemesi hukukunda, kural olarak kıyas yapılabilir. Ancak, ceza muhakemesi hukukunda da yasallık ilkesinin bir sonucu olarak kıyasa başvurulmasının sınırları vardır. Şu hallerde kıyas (benzetme) yolu ile boşluk doldurulamaz: 1- sınırlayıcı hükümlerin sözkonusu olması, 2- istisnai hükümlerin söz konusu olması” (Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, sf. 49), “Oysa ceza muhakemesi hukukunda üç noktada kıyas engellenmiştir; bu üç noktada artık kanunilik ilkesi, ceza muhakemesinde çok etkin bir rol oynamaya başlamıştır ve kıyas yasaktır. Bunlar sınırlayıcı ve istisnai normlar ile koruma tedbirlerine ilişkin düzenlemelerdir” (Ünver, Yener-Hakeri, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, sf.26)
Ön ödeme ile dosyanın kapanması halinde, katılan (müşteki) tarafın bir vekili olsa dahi, sanık aleyhine “karşı vekâlet ücretine” hükmedilmez. Bunun temel gerekçesi, ön ödemenin bir sulh veya düşme sebebi olması ve mahkemenin esas hakkında bir mahkûmiyet kararı vermemiş olmasıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02.04.2024 tarihli ve 2021/25944 E, 2024/4321 karar sayılı ilamında, sanık hakkında, çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan açılan davada; sanığın ön ödeme önerisini yerine getirmesi nedeni ile 5237 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Sanık hakkında ön ödeme nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi nedeniyle, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediği şeklinde konuyu net bir şekilde karara bağlamıştır.
Olayda, sanık hakkında çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan açılan kamu davasında, sanık ön ödeme önerisini yerine getirmiş ve mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi, bu kararla birlikte katılan lehine vekâlet ücretine hükmetmemiştir.
Bu karar ön ödeme nedeniyle düşme kararlarında karşı vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini açıkça teyit etmektedir.