01 Blog
11-06-26
Özel Halk Otobüsü Kazalarında Belediyenin Sorumluluğu "işleten" Sıfatı ve Tazminat Hakkı

Trafik kazaları, hayatımızın beklenmedik bir parçası haline gelebiliyor. 
Özel halk otobüsü kazalarında belediyeler, mülkiyet kendilerinde olmasa bile "işleten sıfatı" ile doğan zararlardan hukuken müştereken ve müteselsilen sorumludur. 

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre belediyeler; ruhsat verme, güzergah belirleme, bilet ve taşıma tarifesini yönetme, hatları denetleme ve araç üzerinde kendi logo/ismini bulundurma nedenleriyle "ekonomik ve organizasyonel kontrolü" elinde tutan ana merci kabul edilir ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) Madde 85 uyarınca kusursuz sorumlu sayılır.

Bu yazıda, belediyenin neden ve nasıl sorumlu olduğunu, hukuki dayanaklarını ve Yargıtay’ın bu konudaki emsal kararlarını detaylıca inceleyeceğiz.

1-)  "İŞLETEN" KİMDİR VE SORUMLULUĞU NEDİR?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85. maddesinin 1. fıkrası, trafik kazalarındaki sorumluluğu "kusur" aramaksızın, "tehlike sorumluluğu" ilkesine dayandırır. 
Maddeye göre:
"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."

Burada, aracın kime ait olduğundan ziyade, aracın kimin hesabına, kimin denetiminde ve kimin adına çalıştırıldığıdır.

2-) BELEDİYEYİ "İŞLETEN" YAPAN TEMEL UNSURLAR
Yargıtay, bir aracın özel mülkiyette olsa dahi belediyenin "işleten" sayılabilmesi için somut olayda üç temel unsuru arar. Özel halk otobüslerinde bu unsurlar neredeyse her zaman mevcuttur:
A) Toplu Taşımacılık Yetkisi ve Ruhsat Verme
Kent içi ulaşım hizmeti esasen belediyenin yetki ve görev alanındadır (5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu md. 15). Belediyeler, özel girişimcilere belirli güzergahlarda taşımacılık yapma yetkisi verir, ruhsat düzenler ve bu ruhsatları denetler. Yani araç, belediyenin verdiği yetki olmadan yola çıkamaz.
B) Fiili Denetim ve Kontrol Mekanizması
Belediyeler, özel halk otobüslerinin sadece güzergahını değil; çalışma saatlerini, durak yerlerini, hatta personelin (şoför ve muavin) giyeceği kıyafetleri bile belirleme yetkisine sahiptir. Ayrıca, günümüzde yaygın olan elektronik bilet (akbil/istanbulkart vb.) uygulamaları belediyenin kontrolü ve denetimi altındadır. Araç, belediyenin belirlediği bu kurallar çerçevesinde "bağımsız olmayan" bir şekilde hizmet verir.
C) Hasılattan Pay Alma (Ekonomik Yarar)
Belediyeler, özel halk otobüsü işletmecilerinden vize ücreti, ruhsat harcı veya doğrudan hasılat üzerinden belirli bir oran pay alır. Bir teşebbüsten ekonomik yarar sağlayan ve gelirin bir kısmına el koyan kurum, hukuk önünde o teşebbüsün "sahibi" veya "ortak işleteni" olarak kabul edilir.
D) Görünüşe Güven İlkesi: Otobüslerin üzerinde ilgili belediyenin amblemi, adı ve "Özel Halk Otobüsü" ibaresi yer alır. Bu durum, üçüncü kişiler nezdinde taşıma hizmetini doğrudan belediyenin sunduğu algısını (görünüşte işleten) yaratır.

3-) YETKİLİ MAHKEME
Belediyeler genellikle "Biz bir kamu idaresiyiz, hizmet kusurundan dolayı açılan davalara İdare Mahkemesi bakmalıdır" savunması yapmaktadır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E: 2021/486, K: 2021/1422, T: 16.11.2021), özel halk otobüsü kazalarında yetkili merciin Adli Yargı (Asliye Hukuk Mahkemeleri) olduğuna kesin olarak hükmetmiştir. Çünkü burada belediyenin egemenlik yetkisini (kamu gücünü) kullanmasından ziyade, KTK md. 85 uyarınca özel hukuk tüzel kişisi gibi "araç işleteni" sıfatıyla hareket ettiği kabul edilmektedir.

4-) YARGITAY İÇTİHATLARI (EMSAL KARARLAR)
Belediyenin özel halk otobüsü kazalarındaki "işleten" sıfatıyla sorumluluğunu kabul eden ve bu yazıya temel teşkil eden güncel Yargıtay kararlarının özetleri aşağıda yer almaktadır:
1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E: 2024/3712, K: 2024/4219, T: 06.05.2024)
“Uyuşmazlık; davalıların araç maliki, işleteni, sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaranarak malul kalması sebebiyle talep edilen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. Davalı İstanbul Ulaşım Hizmetleri Araç Kiralama Sanayi ve Ticaret AŞ'nin sözleşme kapsamında çalıştırılan otobüs üzerinde denetim yetkisi bulunduğu gibi, hasılattan pay almak suretiyle işlettiği anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla davalı İstanbul Ulaşım Hizmetleri Araç Kiralama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin maliki olmadığı kazaya karışan özel halk otobüsü adı geçen davalı ile akdedilen sözleşmede öngörülen koşullara bağlı biçimde çalışabilmekte ve anılan davalının sorumluluğundaki elektronik bilet uygulamasıyla yolcu taşıyabilmektedir. Trafik kazasına karışan otobüs tamamen bağımsız olmayıp, denetimi altında bulunduğu davalı İstanbul Ulaşım Hizmetleri Araç Kiralama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin düzenlediği elektronik biletle yolcu taşıyabildiğinin anlaşılması karşısında; denetleme yetkisi bulunan, elektronik yolcu biletini düzenleyen ve hasılattan pay almak suretiyle gelir elde ettiği anlaşılan davalı İstanbul Ulaşım Hizmetleri Araç Kiralama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, KTK'nın 3 ve 85/1 inci maddeleri uyarınca trafik kazasından dolayı meydana gelen zarardan işleten sıfatıyla sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 61 inci maddesi ile KTK'nın 85 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca işletilmesinden doğan maddi ve manevi zararın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan, davalı İstanbul Ulaşım Hizmetleri Araç Kiralama Sanayi ve Ticaret AŞ'nin vekilinin bu konulara yönelen istinaf nedenleri isabetli kabul edilmemiştir.”

Mahkeme, davalı belediye şirketinin (İstanbul Ulaşım Hizmetleri A.Ş.) araca malik olmasa dahi, sözleşme kapsamında otobüs üzerinde denetim yetkisi bulunduğunu, hasılattan pay aldığını ve kendi sorumluluğundaki elektronik bilet uygulamasıyla yolcu taşıdığını vurgulamıştır. Bu nedenlerle belediyenin, KTK md. 85/1 uyarınca "işleten" sıfatıyla maddi ve manevi zararın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna hükmedilmiş, temyiz başvurusu reddedilerek karar ONANMIŞTIR.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E: 2021/486, K: 2021/1422, T: 16.11.2021)
“Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kazaya karışan aracın özel halk otobüsü olarak faaliyet gösterdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kısmen veya tamamen özelleştirmeyle kent içi ulaşımın özel kişilerin mülkiyetindeki otobüs veya midibüs gibi araçlarla yapılması hâlinde esasen toplu taşımacılık yetkisinin ilgili belediyeye ait olması, toplu taşımacılık hizmetinin ilgili belediye adına yapılmakta olması, halk otobüsü üzerinde ilgili belediyenin yazı ve ambleminin bulunması, belediyelerin bu özel halk otobüslerinin işletilmesi, denetlenmesi konusunda yetkili olması göz önüne alındığında bu motorlu araçların verdiği zararlar nedeniyle ilgili belediyenin de KTK'nın 85/I. maddesi gereğince sorumlulukları bulunmakta olduğundan davanın çözüm yeri adli yargıdır.”

Kazaya karışan aracın özel halk otobüsü olduğu, ancak toplu taşımacılık yetkisinin esasen belediyeye ait olduğu, hizmetin belediye adına yapıldığı, araçta belediye yazı/amblemi bulunduğu ve belediyenin denetim yetkisi olduğu gerekçesiyle, bu araçların verdiği zararlardan belediyenin de KTK md. 85/1 gereğince sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Davanın İdare Mahkemesi'nde değil, Adli Yargı'da görülmesi gerektiği kesin olarak belirtilmiştir.

3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E: 2022/16128, K: 2025/9401, T: 16.06.2025)
“Uyuşmazlık; davalının kullandığı halk otobüsünün karıştığı trafik kazasında davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; ...'nin özel şahıslarca kendi nam ve hesaplarına olmak üzere işletilen geliri ... İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne aktarılmayan özel halk otobüsünün verdiği zarardan sorumlu olmadığını, ...'nin işleten sıfatı bulunmadığını, Yargıtay kararları ile belirlenen işleten sıfatını taşımaya gerekli şartları barındırmadığını, kusur yönünden yeterli inceleme yapılmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.”

Belediye, aracın özel şahıslarca işletildiğini ve gelirin belediyeye aktarılmadığını savunarak işleten sıfatını reddetmiştir. Yargıtay, özel halk otobüslerinin belediyenin yetki ve denetimi altında faaliyet gösterdiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, belediyenin işleten sıfatıyla sorumlu olduğunu tespit etmiş ve yerel mahkemenin belediyeyi sorumlu tutan kararını ONAMIŞTIR”

4. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (E: 2012/2131, K: 2013/3477, T: 14.03.2013)
“Somut olayda kazaya karışan aracın özel halk otobüsü olarak faaliyet gösterdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kısmen veya tamamen özelleştirmeyle kent içi ulaşımın özel kişilerin mülkiyetindeki otobüs veya midibüs gibi araçlarla yapılması halinde esasen toplu taşımacılık yetkisinin ilgili belediyeye ait olması, toplu taşımacılık hizmetinin ilgili belediye adına yapılmakta olması, halk otobüsü üzerinde ilgili belediyenin yazı ve ambleminin bulunması, (somut olayda "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Halk Otobüsleri" yazı ve ambleminin bulunması gibi), belediyelerin bu özel halk otobüslerinin işletilmesi, denetlenmesi 1/2 konusunda yetkili olması gözönüne alındığında bu motorlu araçların verdiği zararlar nedeniyle ilgili belediyenin de KTK'nın 85/I. maddesi gereğince sorumlulukları bulunmaktadır. Bu bakımdan mahkemece somut olayda kazaya karışan motorlu aracın özel halk otobüsü olarak işletilmesi bakımından KTK'nın 85/I. maddesi ve yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davalı İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunun bulunduğu ve 3645 sayılı Yasa gereğince tüzel kişiliğe sahip olduğu da dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü hakkında açılan davanın yargı yolu yönünden görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir”

Mahkeme, KTK md. 85'in sadece araç sahibini değil, "bağlı olduğu teşebbüsün sahibini" de sorumlu tuttuğunu hatırlatmıştır. Özel halk otobüsünün belediye adına hizmet vermesi, belediye amblemini taşıması ve belediye tarafından denetlenmesi nedeniyle, İETT (veya ilgili belediye) kuruluşunun da zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, bu nedenle davanın görevsizlik nedeniyle reddedilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

5. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (E: 2014/25016, K: 2017/5136, T: 08.05.2017)
 “Uyuşmazlık, davalı ... Belediye Başkanlığı'nın işleten sıfatının bulunup bulunmadığı, dolayısıyla, hasardan müteselsilen sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasındadır. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, birleşen davada davalı ... Belediye Başkanlığı’nın özel halk otobüsleri üzerindeki denetim, ruhsat veme, kontrol yetkisi, personelin kıyafetinden çalışma saatlerine kadar tüm hususları belirleme yetkisi bulunması, bu araçlardan ekonomik yarar sağlaması ve araç üzerinde “... Büvükşehir Belediyesi" yazması karşısında aracın verdiği zarardan Belediyenin müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varılmalıdır. Bu durumda mahkemece, birleşen davada davalı ... Belediye Başkanlığı’nın zarardan sorumlu bulunduğu kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken, kazaya karışan halk otobüsünün belediyenin mülkü ve sürücüsünün belediye çalışanı olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Kararda, belediyenin özel halk otobüsleri üzerindeki denetim, ruhsat verme/geri alma, güzergah ve çalışma saatlerini belirleme, personelin kıyafetini düzenleme yetkisinin bulunduğu ve vize/ruhsat ücretleri aracılığıyla ekonomik yarar sağladığı vurgulanmıştır. Aracın belediye mülkü olmaması veya şoförün belediye personeli olmaması, belediyenin "işleten" sıfatıyla müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararı BOZULMUŞTUR.

WhatsApp Icon