01 Blog
25-04-26
Resmi Nikahsız Karı Koca Hayatı Yaşayanların Birbirine Destekliği

Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil başlığı altında düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m. 53), hukuka aykırı bir eylem sonucu desteğini yitirenlerin sosyal ve ekonomik dengesini korumayı amaçlayan, cezai nitelikten uzak sosyal karakterli özel bir tazminat türüdür. Borçlar hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan ve doktrinde de tartışma yaratan konulardan biri; resmi nikah bağı bulunmaksızın “karı-koca hayatı” süren, imam nikahlı veya fiili birliktelik içindeki partnerlerin bu tazminatı talep edip edemeyeceğidir.

Hukuki Çerçeve: “Destek” Kavramının Hukuki Niteliği
Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle destek ilişkisinin varlığının ispatlanması gerekir. Yargıtay içtihatlarında yerleşik bir ilke olarak; destek kavramı hukuksal bir statüyü değil, eylemli ve düzenli bir bakım ilişkisini ifade eder.
Bu kapsamda:
-Resmi nikah, akrabalık bağı veya mirasçılık sıfatı şart değildir.
-Önemli olan; desteğin sağlığında fiili olarak düzenli ve sürekli yardım sağlaması ve bu yardımın ölüm gerçekleşmeseydi yakın gelecekte de devam edeceğinin öngörülebilmesidir.
-Talep edebilmek için destekten yoksun kalan kişinin gerçek bir ihtiyaç içinde bulunması ve ölüm nedeniyle desteğin sağladığı yaşam düzeyinin altına düşmesi gerekir.

Yargıtay İçtihatları: 
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu T. 21.04.1982 E. 1979/4-1528, K. 1982/412 sayılı ilamda, destek kavramının hukuksal ilişki mi yoksa fiili durum mu olduğu yönündeki tartışmada, “Borçlar Kanunu’nun 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır... destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu T. 13.04.2011 E. 2011/173, K. 2011/242 sayılı ilamda, boşanmış ancak fiilen birlikte yaşamaya devam eden ve desteğini yitiren partnerin tazminat talebiyle ilgili “Destekten yoksun kalma tazminatı istemi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek yoktur. Önemli olan, düzenli ve eylemli bir birliktelik ve destek ihtiyacının kanıtlanmasıdır.” şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi T. 30.03.2015 E. 2014/10266, K. 2015/5025 sayılı ilamda, resmi nikahsız birlikte yaşayan partnerin trafik kazasında vefat eden desteğinden tazminat talebiyle ilgili Hakem heyeti eksik incelemeyle reddetmiş, Yargıtay bozmuştur.
“Desteklik ilişkisi için resmi evlilik şartı bulunmayıp, tazminat talep edenle desteğinin eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamaları, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğu açıktır... destek olgusunun varlığı halinde tazminat hesabı için aktüer bilirkişiden rapor alınması gerekir.”

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi T. 29.03.2016 E. 2016/264, K. 2016/5478 sayılı ilamda,nikahsız partnerin destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, sonradan resmi evlenmesi durumunda hesaplama süresinin kesilmesiyle ilgili “Bilinen varken varsayıma dayalı olarak hesaplama yapılamaz. Hal böyle olunca sağ kalan eşin olay tarihi ile evlenme tarihi arasında, ölenin desteğinde olduğunun kabulü gerekirken, sigortalının bakiye yaşam süresince desteğinde olacağının kabulü ile maddi tazminat karar verilmesi isabetsiz olmuştur.” şeklinde karar verilmiştir.

Bölge Mahkemesi Uygulamaları
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi (09.09.2020, E.2018/289, K.2020/292), İstanbul BAM 40. HD (15.06.2022, E.2021/394, K.2022/1141) ve Yargıtay 11. HD (15.01.2007, E.2005/13529, K.2007/189) tarihli kararları da imam nikahlı veya fiili birlikte yaşayan eşlerin destekten yoksun kalma tazminatından yararlanabileceği yönündeki yerleşik içtihatı desteklemektedir.

Resmi Eş ve Nikahsız Partnerin Birlikte Varlığı
Pratikte en çok ihtilaf yaratan konu desteğin hem resmi nikahlı eşi hem de resmi nikahsız partnerinin bulunması halidir. Doktrinde iki ana görüş mevcuttur.
Fiili Destek Yeterlidir Görüşü: Destek ilişkisi tamamen eylemsel bir duruma dayandığından, hem nikahlı eş hem de nikahsız partner aynı anda tazminat talep edebilir.
Genel Ahlak ve Hukuk Düzeni Sınırı Görüşü: Resmi nikahla evli bir kişinin başkasıyla resmi nikahsız yaşaması, Türk Medeni Kanunu’nun tek eşlilik ilkesine ve genel ahlak kurallarına aykırılık teşkil eder. Bu durumda resmi nikahsız partnerin tazminat talebinin kabulü, yasa dışı birleşmeleri teşvik edici nitelikte olacağından reddedilmelidir.
Taraflardan herhangi birinin halihazırda resmi nikahlı bir birlikteliği bulunmuyorsa, resmi nikahsız karı-koca hayatı süren partner, tıpkı resmi nikahlı eş gibi tazminat hakkına sahiptir. Aksi durum, özellikle kırsal kesimde ev işleri, tarım/hayvancılık ve aile bakımı gibi alanlarda emeği geçen partnerin tüm katkılarının hukuk tarafından yok sayılması anlamına gelir ve adalet anlayışına aykırıdır. Ancak desteğin resmi evli olduğu hâlde gayri resmi bir birliktelik sürdürmesi durumunda, Yargıtay ve genel ahlak ilkesi çerçevesinde nikahsız partnerin tazminat talebinin reddi yönünde eğilim söz konusudur.

İspat, Hesaplama ve Dava Stratejisi
Destekten yoksun kalma davalarında resmi nikahsız partner lehine hüküm kurulabilmesi için somut, inandırıcı ve bütünsel bir delil zinciri kurulması şarttır. 

1. Anne, baba, eş ve çocuk için destek aldıkları yönünde yasal karine vardır. İspat yükü karşı tarafa geçer. Nikahsız partner, kız arkadaş, nişanlı veya akraba olmayan kişiler için karine uygulanmaz. Davacı, düzenli ve sürekli desteği somut delillerle ispatlamak zorundadır.

2. Yargıtay 17. HD. 30.03.2015 Tarihli Kararından Hareketle Toplanması Gereken Deliller, Zabıta tutanakları ve kolluk kuvveti ifadeleri, Muhtarlık ikametgâh ve nüfus kayıt örnekleri, Elektrik, su, doğalgaz, internet faturaları (ortak adreste), Seçmen kütüğü kayıtları, Açılmışsa ceza davası dosyası ve müşteki beyanları, Tanık dinletmeleri (komşu, akraba, işveren), Banka havalesi/EFT kayıtları, ortak kredi veya kira sözleşmeleri, Sosyal medya paylaşımları, fotoğraf/video kayıtları (destekleyici nitelikte)

3. Tazminatın amacı, desteğin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik yaşam standardını korumaktır.
Nikahsız partnerin sonradan resmi evlenmesi, destek ilişkisini otomatik olarak keser. Hesaplama yalnızca olay tarihi ile evlenme tarihi arasındaki süre için yapılmalıdır. Bakiye ömür üzerinden hesaplama Yargıtay tarafından bozulma sebebidir.
Mutlaka Aktüer Bilirkişi Raporu alınmalı; destekten yoksun kalanın yaşı, çalışma durumu, sosyal güvencesi, destek sağlayıcının muhtemel bakiye ömrü ve enflasyon/reeskont oranları dikkate alınmalıdır.

4. Destekten yoksun kalma tazminatı ceza değil, sosyal tazminattır. Karşı tarafın “yaptırım” veya “haksız kazanç” argümanlarına karşı, Yargıtay H.G.K.’nun 06.03.1978 ve 30.11.2005 tarihli içtihatlarında vurguladığı “yaşam düzeyinin korunması” ilkesi öne sürülmelidir. Genel ahlak gerekçesiyle ret iddiasına karşı, birlikte yaşamın istikrarı, ekonomik katkı, çocuk bakımı ve toplumsal gerçekler vurgulanarak “eylemli destek” olgusunun ön plana çıkarılması sağlanmalıdır.
Resmi nikahsız birlikte yaşayan partnerlerin destekten yoksun kalma tazminatı hakkı, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile fiili destek ilişkisine dayandırılmıştır. Hukukçular için kilit nokta; resmi evlilik bağının olmamasının tazminat hakkını ortadan kaldırmadığı, ancak ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve delil zincirinin eksiksiz kurulması gerektiğidir.
Uygulamada başarı; kolluk kayıtları, faturalar, tanık beyanları ve aktüer hesaplamalarının titizlikle dosyaya işlenmesine, hesaplama sürelerinde yeniden evlenme gibi kesinti hallerinin dikkate alınmasına ve genel ahlak tartışmalarında somut yaşam gerçeklerinin hukuki zemine oturtulmasına bağlıdır.

WhatsApp Icon