01 Blog
05-10-26
Seri Muhakeme Usulünde Mahkeme Kararına İtiraz, Savcılıkla Yapılan Anlaşmayı Doğrudan Bozar mı?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde düzenlenen Seri Muhakeme Usulü, ceza yargılamasında usulü ekonomi sağlamak amacıyla getirilmiş, savcı ile şüpheli arasında kurulan "usulü sözleşme" niteliğindeki özel bir kurumdur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.05.2021 tarih ve E. 2021/259, K. 2023/299 sayılı kararında seri muhakeme usulünün, normal yargılama usulünden farklı, kendine özgü bir ceza muhakemesi türü olduğu vurgulanmıştır. 

Uygulamada avukatların ve şüphelilerin sıkça sorduğu, hatta zaman zaman mahkeme kalemlerinde dahi yanlış anlaşılan kritik bir soru bulunmaktadır:

"Seri muhakeme usulünde mahkemece kurulan hükme itiraz edilmesi, savcılıkla yapılan anlaşmayı kendiliğinden (doğrudan) geçersiz kılar mı? Dosya otomatik olarak genel hükümlere göre yargılamaya mı döner?"

1. "ANLAŞMA" - "MAHKEME HÜKMÜ" 
Konuyu doğru okuyabilmek için iki farklı hukuki olguyu birbirinden ayırmamız şarttır

Seri Muhakeme Anlaşması (Usuli Sözleşme) savcının teklifi ve şüphelinin müdafi huzurunda özgür iradesiyle bu teklifi kabul etmesiyle ortaya çıkan sözleşmedir.

Mahkeme Hükmü ise Asliye Ceza Mahkemesinin, bu sözleşmenin kanuna uygunluğunu denetleyerek verdiği onay kararına (hükme) denir.

Şüphelinin mahkeme hükmüne karşı itiraz etmesi, altta yatan "usulü sözleşmeden" vazgeçtiği anlamına gelmez. İtiraz, mahkemenin denetim işlemine veya hükmün şekli/esasi yönlerine yönelik bir hukuki itirazdır. Kanun koyucu da CMK m.250/14 ile bu hükmüne açıkça itiraz yolu öngörmüştür. Kanunun açıkça izin verdiği bir kanun yoluna başvurulması, tek başına "ben anlaşmadan vazgeçtim" demek değildir.

2. İTİRAZ MERCİİNİN DENETİMİ
İtirazın anlaşmayı doğrudan bozmamasının en büyük kanıtı, itiraz merciinin inceleme yetkisinin sınırlı olmasıdır. 
Yargıtay 5. Ceza Dairesi de E. 2022/8282, K. 2022/14480 sayılı kararında aynı doğrultuda, seri muhakemede mahkemenin esasen bir denetim işlevi gördüğünü ve talepname doğrultusunda kurulan hükme karşı kanunun ayrıca itiraz yolu öngördüğünü belirtiyor. 

Seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul eden şüpheli hakkında düzenlenen talepnamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine kurulan hükme karşı itiraz edilebileceği 5271 sayılı CMK'nın 250/14. maddesinde düzenlenmiş, Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliğinin 15. maddesinde ise itirazın genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla seri muhakeme usulü, belirli uyuşmazlıklarda uygulama girişiminde bulunulması zorunlu olan ve bu nedenle aynı zamanda muhakeme şartı oluşturan, özel bir ceza muhakemesi türüdür (Hakan Karakehya-Asuman İnce Tunçer, "Seri Muhakeme Usulünün Adil Yargılanma Hakkı ve Diğer Bazı Anayasal İlkeler Açısından Değerlendirilmesi," Hacettepe HFD, 11(1) 2021, s.11)

Ancak, itiraz her ne kadar genel hükümlere tabi olsa da itiraz üzerine yapılacak denetim sınırlıdır. Yönetmeliğin 14. maddesinde, hüküm kuracak olan mahkemenin talepnameyi eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı, bu usulün şüpheliye Kanun'da öngörülen koşullar çerçevesinde teklif edilip edilmediği ve şüphelinin bu teklifi müdafi huzurunda özgür iradesiyle kabul edip etmediği açısından değerlendireceği düzenlenmiştir. Kurulan hükmü itiraz üzere inceleyen mahkemenin de denetim sınırları bu kapsamda olmalıdır. 08.07.2021 tarihli 7331 sayılı Kanun değişikliği ile CMK'nın 250. maddesine eklenen "İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler." şeklindeki ikinci cümle de itirazın sınırlarını açıkça belirlemiştir. Bu düzenleme uyarınca, itiraz mercii Yönetmeliğin 14. maddesinde yer alan hususlara ek olarak ayrıca talepname doğrultusunda hüküm kurulup kurulmadığını da denetleyebilecektir.

CMK m.250/14 ve Seri Muhakeme Yönetmeliği m.14 uyarınca itiraz mercii (Ağır Ceza Mahkemesi), dosyayı baştan sona bir istinaf mahkemesi gibi inceleyemez. İtiraz mercii yalnızca şu sınırları denetler:
-Eylemin seri muhakeme katalog suçlarından olup olmadığı,
-Şartların gerçekleşip gerçekleşmediği,
-Teklifin kanuna uygun yapılıp yapılmadığı,
-Şüphelinin özgür iradesiyle kabul edip etmediği,
-Mahkemenin talepname doğrultusunda hüküm kurup kurmadığı.

Örneğin itiraz mercii, TCK m.62 (takdiri indirim) veya TCK m.61 gibi genel hükümlerin uygulanıp uygulanmadığını denetleyemez.

3. İTİRAZ ANLAŞMAYI BOZMAZ, SINIRLARI ÇİZER
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E. 2025/7093, K. 2026/3206 sayılı kararında, Seri muhakeme sonucu hüküm kurulmuş, ancak yerel mahkeme (itiraz mercii), hükmün gerekçesinde TCK m.62 (takdiri indirim) uygulanmadığı gerekçesiyle itirazı kabul ederek hükmü bozmuştu.

Yargıtay, bu yerel mahkeme kararını seri muhakeme usulünde itiraz merciinin denetimi yalnızca usulün geçerlilik şartlarıyla sınırlı olduğu ve Mahkemenin TCK 62 gibi takdiri indirimleri uygulayıp uygulamaması itiraz merciinin yetki ve denetim alanı dışında olduğu gerekçesiyle bozmuştur.

Bu karara göre; şüpheli veya savcı, mahkeme kararına itiraz ederken genel ceza hukuku kurallarına (TCK 62, iyi hal vb.) atıf yapıyorsa, bu itiraz savcılıkla yapılan anlaşmayı hedef almaz. Sadece mahkemenin hukuki denetimini hedef alır. İtiraz mercii zaten bu sınırları aşamayacağı için, itirazın reddine karar verir ve anlaşma ile kurulan hüküm aynen geçerliliğini korur.

4. ANLAŞMA HANGİ DURUMDA FİİLEN ORTADAN KALKAR
İtiraz etmek anlaşmayı doğrudan bozmaz; ancak itirazın kabulüne hükmedilmesi durumunda eğer itiraz mercii; "Şüpheli müdafi huzurunda değildi", "Şüphelinin iradesi baskı altındaydı (irade sakatlığı)" veya "Suç katalog suçlarından değil" gibi CMK 250/3 ve 250/9 şartlarına aykırı bir durum tespit ederse itirazı kabul eder. İtiraz kabul edildiğinde ise Mahkemenin seri muhakeme hükmü ortadan kalkar. Dosya, genel hükümlere göre soruşturma/kovuşturma yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Bu aşamadan sonra, şüphelinin seri muhakeme sırasında verdiği "suçu kabul" beyanları ve yaptığı belgeler, genel yargılamada aleyhine delil olarak kullanılamaz.

Yani anlaşmayı bozan şey "itiraz dilekçesinin verilmesi" değil; itiraz mercii tarafından usulün kuruluşunda bir sakatlık (irade bozukluğu, katalog hatası vb.) tespit edilmesidir.
Özetle; mahkemenin seri muhakeme sonucunda verdiği karara sanığın itiraz etmesi, tek başına savcılıkta kabul edilen seri muhakeme teklifini/anlaşmasını bozmaz ve dosyanın kendiliğinden normal yargılama usulüne dönmesine neden olmaz.

5.YARGITAY İLAMI
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.04.2026 Tarihli ve 2025/7093 E, 2026/3206 K
, sayılı ilamında “Seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul eden şüpheli hakkında düzenlenen talepnamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine kurulan hükme karşı itiraz edilebileceği, ancak, itiraz her ne kadar genel hükümlere tabi olsa da itiraz üzerine yapılacak denetim sınırlı olduğu, Yönetmeliğin 14. maddesinde, hüküm kuracak olan mahkemenin talepnameyi eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı, bu usulün şüpheliye Kanun'da öngörülen koşullar çerçevesinde teklif edilip edilmediği ve şüphelinin bu teklifi müdafi huzurunda özgür iradesiyle kabul edip etmediği ve ayrıca talepname doğrultusunda hüküm kurulup kurulmadığını da denetleyebileceği, itiraz merciinin, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmamasına ilişkin inceleme yapma yetkisinin olmadığı” şeklinde karar verilmiştir. 
 

Yasal Uyarı:

Bizi Takip Edin

WhatsApp Icon