Ses ve Görüntü Kayıtlarının Hukuk ve Ceza Yargılamalarında Delil Niteliği
1-) Günümüzde teknoloji araçlarının hızla ilerlemesi sonucunda, gündelik hayatta uyum sağlama konusunda birçok problemler ortaya çıkmaktadır. Hukuk ve ceza yargılamaları ise bu uyum sağlama konusunda çeşitli usulsüzlüklerin önüne geçebilme maksatlı yasa koyucu ve Yargıtay, kanunlarda yapılan değişiklikler ve yargısal içtihatlar bakımından birçok yeniliklere başvurmuştur. Yargılamanın nasıl bir yol izlemesi gerektiğini usul kanunları belirlemiştir. Nitekim TC Anayasası ise bu konuda temel bir düzenlemede bulunmuştur. Anayasa 38. maddesinde ''Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.'' şeklinde hem ceza yargılaması hem de hukuk yargılaması açısından bir temel düzenlemede bulunmuştur.
-Özel hukuk uyuşmazlıkları (boşanma davası, alacak davası vb.) hakkında mahkeme tarafından karar verilirken hukuka aykırı deliller bir vakıanın ispatında dikkate alınmaz (HMK m.189/2).
-Ceza muhakemesinde “delillerin serbestliği” ilkesi mevcuttur. Ceza davalarında her şey delil olarak değerlendirilebilir. Ancak, şüpheli veya sanığın işlediği suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir (CMK m.217/2). Hukuka aykırı elde edilerek ceza davasında kanıt olarak ileri sürülen deliller hâkim tarafından reddedilir (CMK m.206/2-a). Mahkeme gerekçeli kararında hukuka aykırı delillerin hangileri olduğunu gösterir (CMK m.230/1-b).
Akabinde usulsüz yoldan hukuka aykırı bir şekilde elde edilen ses, görüntü veya video kaydı 5271 sayılı Türk Ceza Kanunun ‘da düzenlenen'' Özel Hayatın Gizliliği İhlali'' suçu gündeme getirecektir. Yazımızın devamında bu bahsedilen hususlar daha ayrıntılı bir şekilde açıklanacaktır.
Hukuk ve Ceza Yargılamaları Bakımından:
2-) Özel hukuk yargılamalarında yargılamaya esas olan belirli ilkeler vardır. Bunlardan bir tanesi de taraflarca getirilme ilkesidir. Bu ilke yargılamanın başlangıcından sonuna kadar taraflara yönelik yargılamayı yönlendirme bakımından verilmiş bir irade sunma şeklidir. Çünkü özel hukuk yargılamalarında hâkim veya mahkeme, istisnalar hariç olmak üzere taleple bağlılık ilkesi ile hareket ederler. Bu ilke sonucunda taraflar tarafından mahkemeye sunulmuş iddia ve deliller kapsamında yargılama yürütülür. Ancak bu iddia ve deliller kapsamında belirli usul kuraları düzenlenmiştir. Ses ve görüntü kayıtlarıda delil kapsamında yer almaktadır dolayısıyla belirli usul kurallarına tabidir. O halde bu usul kuralları nedir?
Ses ve Görüntü kayıtlarının hukuk yargılamalarında delil olarak mahkemece değerlendirilebilmesi için belirli usuli kurallar vardır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 189. madde 2 fıkrasında ’‘Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz'' hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir. Böylece ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukukî çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması esası getirilmiştir ve bir hukuk yargılamasında delilerin hangi usulde elde edilmesi gerektiği ve mahkemeye/hakim'e hangi usuli kuralların sağlanmasından sonra sunulması gerektiği belirlenmiştir. Hukuk yargılamalarında sunulan usule uygun olmayan bu deliller mahkemece re'sen reddedilir. Ancak burada ikili bir ayrıma gidilmesi gerekir. Şöyle ki;
Usulü aykırı olarak delil elde etmek ve usule aykırı olarak delil elde ederek yargılamaya sunmak bu ikisi arasında çok önemli bir fark vardır.
a-)Usule aykırı olarak delil elde etmek;
Mahkeme/hâkim bir şekilde hukuka aykırı olan ses ve görüntü delilini değerlendirmeye alır. Yani usule aykırı olarak elde edilse dahi mahkeme bu delili değerlendirir ancak hükme gidilen yolda esastan değerlendirmeye alamaz ve nitekim kanun çerçevesinde reddeder.
b-)Usule aykırı olarak delil yaratarak yargılamaya sunmak;
Bu hallerde kesin ret gündeme gelecektir. Çünkü bu yola başvuran kimsenin artık gerçekle bir ilişkisi kalmamış olup tek yolun yargılama sonucunda haklı çıkmayı başarmaya yönelik olmasıdır. Bu sebepten dolayısıyla mahkeme/hâkim hiç bir şekilde değerlendirmeye almadan direkt kesin olarak reddeder ya da reddetmesi gerekir.
Yargıtay Kararlarının Işığında :
3-) Her ne kadar ispat kuralı düzenlenmiş ise de hukuk düzeninde en başta dikkat edilmesi gereken husus, her somut olayın kendi sınırları çerçevesinde bir tane olmasıdır. Daha açıklayıcı olmak gerekirse her somut olaya uygulanacak kanun maddeleri ya da gerekçesinde sunulacak yargısal içtihatlar farklılık gösterebilir. Bu gibi durumlarda ise dava konusu somut uyuşmazlıkta işin esasına inilerek amaca, saiklere, uyuşmazlığın neden ortaya çıkarılmak istenildiğini detaylıca araştırmak gerekmektedir. Ve ulaşılan hakikate uygun kararlar verilmesi gerekmektedir. Nitekim yazımıza konu, ses ve görüntü delillerini bu kapsamda değerlendirmeye alınması gerekmektedir. Bu konuda bizlere yüksek mahkeme olan Yargıtay Karaları yol gösterecektir.
Yargıtay uygulamasına göre, aşağıdaki şartların tümü bir arada gerçekleştiği takdirde elde edilen delil hem özel hukuk hem de ceza hukuku anlamında hukuka uygun delil olarak kabul edilir:
i-) Ses, görüntü veya video kaydı yapan kişinin kendisine veya yakınlarına karşı işlenmekte olan (cinsel taciz, cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için kayıt yapması gerekir.
ii-) Kayıt yapan kişinin veya yakınları aleyhine işlenen suç veya haksız saldırı, "tesadüfen" veya “ani gelişen bir olay” şeklinde cereyan etmelidir.
iii-) Ses, fotoğraf veya video kaydı yapan kişinin, işlenen suç nedeniyle o anda kolluk güçlerine başvurma imkânından yoksun olması gerekir.
iiii-) Ses, görüntü veya video kaydı yapan kişi kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleme ve yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla bu kayıtları yapmalıdır. Kayıtların üçüncü kişilerle paylaşılması veya bu amaçla yapılması suç teşkil eder.
iiiii-) Boşanma davası, alacak davası, tazminat davası gibi özel hukuk davalarında kişinin kendisinin veya bir yakının iddiasını ispatlamak amacıyla bir kereye mahsus yapılan kayıtlar da delil değerine sahiptir. Örneğin, kızını aldatan damadını bir kadınla birlikte sokakta sarılmış bir vaziyette gören kayınvalide bu durumu video kaydı ile tespit edip boşanma davasında kullandığında, yapılan kayıt hukuka uygun delil olarak kabul edilir.
Yukarıda bahsedilen hallerde hukuka aykırı yolla elde edilen delillerin hukuka uygun kabul edilmesinin temel şartı, artık başka bir yol ile ispat edilmesi mümkün değilse gündeme gelecektir.
Boşanma Davaları ve Açısından:
4-) Gizlice yapılan çekim neticesinde elde edilen ses veya video kaydı ile fotoğraflar boşanma davalarının önemli bir delil kaynağı haline gelmiştir. Ancak, boşanma davalarına ibraz edilen bu kayıtların delil olarak kabul edilebilmesi için doğal seyrinde yapılan bir sohbet veya görüntünün kaydedilmesi gerekir. Karşı tarafa özel sorular sorarak, yönlendirme veya tahrik etme suretiyle elde edilen kayıtlar “delil oluşturma” amacını güttüğünden, boşanma davasında da delil olarak kullanılamaz.
Yukarıda belirtilen tahdidi sebeplerin varlığı dışında hukuka aykırı delil elde etmek 5271 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında belirli suçların oluşmasına yol açacaktır.
Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu: bu suçun oluşabilmesi için iki kişi arasında aleni olmayan bir görüşmeyi taraflardan birisi kayıt alına alarak 3 kişinin ihtilafına sunması sonucu gündeme gelecektir. Aksi halde dinleme ve ses kaydına alma suçu gündeme gelmeyecektir. Kayıt altına alınan bu suç başka kimseler ile paylaşılırsa bu suç oluşacaktır.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu: İki kişi arasında aleni olmayan konuşmaları bir başkası/3. Kimse dinlerse bu suç gündeme gelecektir. Aksi halde taraflardan birisi tarafından kayda alınması bu suçun oluşması için yeterli değildir.
Özel hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, failin izinsiz bir şekilde mağdura ait bir özel hayat olayını veya bilgisini elde etmesi, kaydetmesi veya ifşa etmesi ile oluşur. Özellikle belirtmek gerekir ki, iki kişi arasındaki konuşmayı taraflardan biri diğer tarafın rızası dışında kaydetmiş olsa dahi özel hayatın gizliliğini ihlal edecek bir takım ses, görüntü veya videolar söz konusuysa özel hayatın gizliliğini ihlal suçu vücut bulur. Daha genel nitelikli bir suç olup yani özel hayatın gizliliğine ilişkin daha özel bir suç işlenmiş ise özel suç tiplerine göre kişi cezalandırılır.
5-) Nitekim bu hususlar en fazla boşanma davalarında eşlerin birbirlerine karşı delil elde etme maksadıyla hareket ettiklerinde gündeme gelmektedir. Örneğin yargıtay karalarında belirtilen gerekçelerde hangi hallerde meşru hale gelmektedir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23.02.2021 tarihli 2021/478 Esas 2021/1604 Karar Sayılı ilamı:
“Kadının, erkeğin telefonundaki SKYPE isimli uygulamadan, başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların, erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak ekran görüntüsü alması hukuka aykırı değildir usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delil, hükme esas alınmalıdır.”
Özel Dedektif Tarafından Elde Edilen Kayıtların Niteliği:
6-) Eşlerin boşanma davalarında delil elde etme maksadıyla özel dedektif tutmaları ve diğer eşin özel hayatına yönelik elde edilen ses ve görüntülerde mahkemelere delil olarak sunulamaz, sunulduğu takdirde özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu gündeme gelecektir. Akabinde özel dedektif tutularak diğer eşe karşı onun özel hayatını takip altına alarak ses, görüntü veya video kaydı alınırsa kişinin özel hayat bütünlüğünün ihlal edilmesi sonucuna ulaşılacaktır. Her halükarda özel dedektif tutularak elde edilmeye çalışılan bu belgeler yargılamada delil niteliği taşımamakla kalmayacak TCK kapsamında Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu gündeme gelecektir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1268 E. 2019/3978 K.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davalı kadına yüklenen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış fiilinin ispatında kullanılan ve dedektif tarafından çekilen fotoğrafların hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle kusur belirlemesinde esas alınamayacağı, ancak yapılan yargılama ve toplanan diğer delillerden davalıya ait telefon görüşme dökümlerine göre davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun, ayrıca davacı erkeğin de dedektif tutmak suretiyle kusurlu olduğunun, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının yine de ağır kusurlu bulunduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.
Alacak Davaları Açısından Değerlendirilme:
7-) Alacak davalarına konu örneğin işçi alacağı, ticari alacak, hizmet alacağı... Gibi hukuk yargılamasına konu davalarda tarafların elde etmiş oldukları ses ve fotoğraflar ya da video kayıtları delil olarak kabul edilir. Ancak bu deliller hukuki ilişkiyi ne şekilde ispat ettiği 6100 sayılı HMK madde 189/2 de düzenlenen ispat kuralına göre ispat edilir. Emredici bir kural olup aksi halde mahkeme tarafından reddedilir.
Hukuk Davası Yargıtay Kararı: Davalılardan Berrin’in davacı ile aralarındaki iş bu davadan önce görülmekte olan hukuk davasında delil elde etmek üzere, diğer davalıları hasta gibi davacı doktorun muayenesine yönlendirerek, muayene sırasında aralarında yaptıkları görüşmeleri gizlice kaydettirip dosyaya sunması karşısında yapılan bu eylemin hukuka aykırı olup olmadığı, diğer bir deyişle davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır. Yukarıda ifade edildiği üzere, bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir. Davacının konuşmalarının kendisinden habersiz olarak davalı Berrin’in yönlendirmesi ile diğer davalılarca kaydedildiği ve kayıt yapan davalıların davacıyı konuşmaya ve kendisini yönlendirmeye çalıştıkları bilirkişi tarafından dökümü yapılan ses kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Bu nedenle, bu delilin hukuka aykırı olarak elde edildiği kabul edilmelidir (YHGK-K.2014/960).
Mücbir Sebeplerin Varlığı Halinde:
8-) Mücbir sebeplerin varlığı halinde kişi başka bir şekilde kanıt elde etme imkânı yoksa elde etmiş olduğu ses ve görüntü kayıtlarını mahkeme delil olarak kabul etmek zorundadır demiştik. Aksi halde kişiye yönelik harekete geçildiği zaman başka türlü ispat imkânı kalmaması söz konusu olmayabilir. Mesela kişinin işletmiş olduğu iş yerine gelerek tehdit, hakaret ya da gasp gibi suç işlemeye yönelik hareketlerde bulunmuş ise ve bir daha geleceği biliniyorsa akabinde geleceği zaman ses ve görüntü kaydı alınırsa mağdura yönelik gerçekleştirilen bu suç fiili ispat edilmiş olması gerekir çünkü kişinin başka türlü bir ispat vasıtası yoktur.
Nitekim Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlarda bu doğrultuda olup somut olay nezdinde delil elde eden kimsenin başka bir şekilde ispat edebilme özelliği olup olmadığını değerlendirmeye alınması gerektiğine yöneliktir. Bu değerlendirme aslında meşru müdafaa gibi olup kişinin başka bir çaresi olup olmadığını en son yöntem olarak bu yola başvurulması gerektiğine, aksi halde kişinin iş yerine gelen bir kimseyi tahrik ederek onu yönlendirme maksadıyla suç işlemesine yönelik kasten harekete geçirmeye çalışır ve bu sonuca ulaşacağını tahmin edip ses ve görüntü kaydı alınması halinde mahkemede hukuka uygun yollarla elde edilmiş delil olarak kabul edilmemesi gerekir. Mağdur olan kimsenin haklarını korumasına yönelik oluşturulmuş bu yasalar hakkın kötüye kullanılmasına örnek teşkil edecektir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/9011 E., 2021/3093 K.
Dosya kapsamına göre, resmi nikâhlı eşi olan katılan... Tarafından şahsına sürekli hakaret edildiğini iddia eden sanık ...’ın, henüz boşanma davasının açılmadığı ve katılanla fiilen birlikte yaşadıkları dönemde, katılanla aralarında geçen tartışmayı ve bu esnada katılan tarafından söylenen rencide edici sözleri gizlice kaydedip, söz konusu ses kaydını delil olarak boşanma davasına sunduğu olayda; Dosyada mevcut CD’de yer alan ses kayıtlarının içeriğine ve tarafların beyanlarına göre, konuşmanın tarafları sadece sanık ve katılan olup, sanığın tarafı olduğu konuşmayı kaydetmesinden dolayı iddianamede sanığa yüklenen TCK'nın 133/1. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları bir aletle dinleme veya bir ses alma cihazı ile kaydetme suçunun yasal unsurları oluşmadığı gibi, katılana ait ses kayıtlarını, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, daha sonra açılan boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmaması nedeniyle sanığın eyleminin TCK’nın 134/1. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacağı anlaşıldığından, yerel mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığa isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Ceza Yargılaması Bakımından:
9-) Delillerin serbestliği ilkesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217/2'de şu şekilde düzenlenmiştir: "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." Buna göre, ceza muhakemesinde iddianın her türlü delille ispatlanması mümkündür. Ancak, ispat için dayanılan delillerin hukuka uygun olması gerekir. Mahkemece hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı deliller ispat vasıtası olarak kabul edilemez, hükme esas alınamaz.
Peki bir delilin hukuka uygun olup olmadığına nasıl karar vereceğiz?
Bu durumda mahkeme elde edilen ses, görüntü veya video kaydına ilişkin delillerin hakkaniyete uygun olmasına, dürüstlük kuralı çerçevesinde elde edilmiş olduğuna ve ani gelişen bir olay karşısında başka türlü ispat imkânın kalmaması hallerinde hukuka uygun olarak elde edildiğine karar verecektir. Nitekim bu koşullar her somut olay nezdinde ayrı ayrı tespit edilerek hukuka uygun elde edilip edilmediğine karar verilir.
Yargıtayın vermiş olduğu kararlar ses, görüntü veya video kaydının hukuka uygun olarak elde edilip edilmediğine ilişkin yol gösterici nitelik taşır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 03.07.2023 tarihli, 2023/9234 E. ve 2023/6015 K;
“Bu itibarla; hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen bilgilerin Anayasanın 38’nci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun′un 206’ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217’nci maddesinin ikinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı, hukuka aykırı yolla elde edilen delil ile bu delillerden hareketle elde edilen delillerin de, zehirli ağacın meyvesinin de zehirli olacağı olgusuyla hükme esas alınamayacağının anlaşılması karşısında; bu nedenlerle sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür”.
10-) Her ne kadar yetkili makamlar tarafından maddi gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik, delil elde etmek maksadıyla görevli kişiler aracılığıyla yerine getirilmeye çalışılan teknik araçlarla izleme yolunda, hukuka uygun olmayan yol ile bir delil elde edilirse hükme esas alınamaz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/25815 E. , 2022/23809 K.
Mahkemece, katılan tarafından ibraz edilen ses kaydı, sanığın bilgisi ve rızası dışında yasal olmayan yollardan kaydedildiği gerekçesiyle, yasal delil olarak kabul edilmemiş ise de, Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK'nın 21/05/2013 tarih, 2012/1270 esas, 2013/248 karar sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı, ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulünün zorunlu olduğu ve somut olayda sanıkların katılana karşı ani gelişen tartışma sırasında hakaret ve tehdit içeren sözler söylediği anlaşıldığından başkaca delil elde etmesine imkan bulunmaması, suça tahrik ve planlama ile kayıt yapmamış olması nedeniyle ses kaydının hukuka aykırı delil olmaması ve delil değerlendirme kapsamında kalmaması karşısında, bahse konu ses kaydının delil değerlendirme kapsamına alınarak ses kayıtlarının sanıklara okunarak ve dinletilerek söz konusu tehdit ve hakaret sözlerinin kendilerine ait olup olmadığının sorulması, ses kayıtlarının kendilerine ait olmadığını belirtmesi halinde ses analizi yaptırılması suretiyle, konuşma kayıtlarındaki seslerin sanıklara ait olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı ve katılan... Vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11-) Yazımızı kısaca özetleyecek olursak ceza ve hukuk yargılamalarında hukuka aykırı bir şekilde elde edildiği tespit edilen ses, fotoğraf veya video kayıtları hükme esas alınamaz ve reddedilir. Ancak bu değerlendirmeler yapılırken her dava bakımından somut olayın biricikliği göz önüne alınmalıdır ve delili yargılamaya sunan kimsenin bir daha başka herhangi bir şekilde ispat vasıtası kalmayacağına karar verilirse delil hukuka uygun olarak elde edildiğine karar verilir. Ceza muhakemesi ve Hukuk Muhakemesi sıkı şekil şartlarını ön görerek delilin, ispat kuralına ilişkin yasa koyucu belirli hükümler düzenlemiştir. Her ne kadar Ceza Muhakemesinde her şeyin delil olabileceği bir kural olsa da delil serbestisi ilkesi benimsenmiş ise de bu delilin elde edilişi usule uygun olmalıdır. Nitekim hukuk yargılamalarında her şeyin delil olamayacağı kesin delil ve takdiri delil olarak tahdidi bir sınırlamaya gidilmişse de delilin ispat kuralı aynı sistematik düzende ilerlemektedir yani elde edilen delil hukuka uygun olmalıdır. Ceza ve Hukuk yargılamalarında bir delilin hukuka uygun olarak elde edilmesi aynı doğrultudadır.