Suç ve Cezaların Memuriyete Etkisi
Memur olmak isteyen ya da halihazırda bir kamu kurumunda çalışan pek çok kişi, geçmişte yaşadığı bir adli olayın ya da aldığı bir cezanın kariyerini nasıl etkileyeceğini merak eder.
"Trafik kazasında birine çarptım, ceza aldım, memuriyete engel mi?"
"Hırsızlıktan hüküm giydim ama cezam ertelendi, yine de memur olabilir miyim?"
"Genel afla sicilim silindi, şimdi devlet memurluğuna başvurabilir miyim?"
Bu soruların cevapları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (DMK) 48. maddesinde gizlidir. Ancak bu madde zaman içinde birçok değişikliğe uğradığı ve ceza hukukundaki reformlarla etkileşim içinde olduğu için, konuyu tam anlamıyla kavramak her zaman kolay olmuyor. İşte bu yazıda, suç ve cezaların memuriyete etkisini en güncel haliyle, tüm detaylarıyla ve örnekleriyle açıklıyacağız.
MEMURİYETE GİRİŞTE ARANAN TEMEL ŞARTLAR
Anayasa'nın 70. maddesi, her Türk vatandaşının kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğunu söyler. Ancak bu hak sınırsız değildir. Devlet, kamu hizmetlerini yürütecek kişilerde belirli nitelikler arar. DMK 48. madde işte bu nitelikleri ikiye ayırır:
Genel şartlar ve özel şartlar.
Genel şartlar arasında en kritik olanı, DMK 48/A-5 bendinde düzenlenen "mahkum olmamak" koşuludur. Bu bent, 23 Ocak 2008 tarihli 5728 sayılı Kanun'la son halini almıştır ve şu şekildedir:
"Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak."
Bu uzun cümlede Kanun koyucu iki ayrı engel öngörüyor,
-Kasten işlenen herhangi bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezası almış olmak
-Kanunda sayılan belirli suçlardan herhangi bir ceza (hatta 1 gün hapis veya para cezası) almış olmak
Şimdi bu iki ana kategoriyi ve istisnalarını detaylandıralım.
1. MEMURİYETE ENGEL OLMAYAN MAHKUMİYETLER
Her mahkumiyet, memur olma hayalinizin sonu değildir. Aşağıdaki durumlarda, almış olduğunuz ceza memuriyete engel teşkil etmez.
A. Taksirli Suçlar
Taksir, en basit tanımıyla dikkat ve özen eksikliği sonucu bir suçun meydana gelmesidir. Yani ortada kasıt yoktur; fail, sonucu öngörmemiştir veya öngörmesine rağmen istememiştir.
Örnekler:
-Trafik kazasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına sebep olmak (bilinçli taksir hariç)
-İnşaat alanında gerekli güvenlik önlemlerini almayarak bir işçinin yaralanmasına yol açmak
-Doktorun dikkatsizliği sonucu hastanın zarar görmesi
DMK 48/A-5 maddesi açıkça "kasten işlenen bir suçtan" bahsettiği için, taksirli suçlardan alınan cezanın miktarı ve türü ne olursa olsun (10 yıl hapis bile olsa) memuriyete engel değildir. Danıştay da taksirli suçtan dolayı hükmedilmiş cezanın infaz edilmesinden sonra, hükümlünün aynı göreve iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir (D.12.D., T.11.10.1999, E.1997/3319, K.1999/1785)
Bu kuralın tek istisnası, taksirli suç nedeniyle cezaevinde geçen sürede memurun görevine devam edememesi sorunudur. Ancak bu durumda memur, DMK 137. madde uyarınca mazeretli sayılır ve infazın bitiminden sonra görevine dönebilir. Görevine son verilmesi söz konusu olmaz.
Danıştay; Devlet memurlarının; hükümlü bulundukları Devlet memurluğuna engel nitelik taşımayan hapis cezalarının infazı süresince, göreve devamsızlıkları nedeniyle memuriyetlerine son verilemeyeceği, bu kişilerin sözü edilen cezalarının infazı süresince hastalık ve yıllık izin kullanamayacakları ve bununla bağlantılı olarak maaş alamayacaklarına karar vermiştir.
B. Adli Para Cezaları
Hapis cezaları, belirli koşullarda adli para cezasına çevrilebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesine göre, 1 yıl ve altındaki hapis cezaları (buna "kısa süreli hapis cezası" denir) adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara dönüştürülebilir.
Peki, hapis cezası paraya çevrilirse memuriyete engel olur mu?
Bu sorunun cevabı, işlenen suçun türüne göre değişir:
DMK 48/A-5'te sayılan suçlar dışındaki bir suçtan dolayı verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilmişse, memuriyete engel yoktur. Çünkü kanun, asıl mahkumiyetin para cezası olduğunu kabul eder ve DMK'da para cezaları engeller arasında sayılmamıştır.
Ancak DMK 48/A-5'te sayılan suçlardan (örneğin hırsızlık, dolandırıcılık) mahkum olanlar için ceza paraya çevrilse dahi memuriyet yasağı aynen devam eder. Çünkü maddede "hükümlü olmamak" ifadesi kullanılmış, cezanın türü konusunda bir ayrım yapılmamıştır.
Danıştay uygulaması da bu yöndedir. Danıştay 5. Dairesi, hırsızlık suçundan 500.000 TL ağır para cezasına mahkum edilen bir kişinin memuriyete atanmamasını hukuka uygun bulmuştur.
C. 1 yılı geçmeyen hapis cezaları (sayılı suçlar dışında)
DMK 48/A-5'te sayılan suçlardan olmamak kaydıyla, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl ve daha az süreli hapis cezası alanlar memur olabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken noktalar:
Cezanın kesinleşmiş olması gerekir.
1 yıllık sınır toplam ceza üzerinden değil, her bir suç için ayrı ayrı değerlendirilir. Örneğin aynı anda iki ayrı suçtan 8'er ay hapis cezası alan kişi, toplam 16 ay ceza almış olsa bile, her bir suç ayrı ayrı 1 yılın altında olduğu için memuriyete engel oluşmaz. (Yeni TCK'da gerçek içtima sistemi geçerlidir.)
2008 öncesinde bu sınır 6 ay idi. 5728 sayılı Kanun'la 1 yıla çıkarılmıştır. Bu nedenle 2008 öncesinde işlenen suçlar bakımından 6 aylık sınırın dikkate alınması gerekir.
Danıştay Onikinci Dairesinin 22/05/2018 tarihli ve 2016/8142 E, 2018/2259 K sayılı ilamında “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Cezanın Belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin 6. fıkrasında, hapis cezasının süresinin gün, ay ve yıl hesabıyla belirleneceği, bir günün, yirmidört saat; bir ayın, otuz gün, yılın ise resmi takvime göre hesap edileceği düzenlemesine yer verildiği, bu hesaplama usulüne göre de davacı adına düzenlenen müddetnamede, cezaevine girdiği tarih olan 16.05.2012 tarihinden itibaren her ay 30 gün kabul edilerek 12 ay üzerinden yapılan hesaplama sonrasında toplam cezasının 360 gün, tahliye tarihinin ise 10/05/2013 olarak belirlendiği, diğer taraftan, 1 yıl anlaşılması gereken sürenin de 365 gün 5 saat 49 dakika olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, bu durumda, davacının toplam 12 ay hapis cezasının karşılığının toplam 360 gün olması ve 360 günün de 1 yıl olarak kabul edilemeyecek bulunması dolayısıyla davacının kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceğinden” 12 Ay hapis cezası alan memur 1 yıl hapis cezası almadığı ı̇çin memuriyetin son bulmayacağı açıkça belirtilmiştir.
D. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb)
HAGB, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenen ve 2006 yılında hukuk sistemimize giren önemli bir kurumdur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde yer almadığından, hüküm niteliği taşımamaktadır. Davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, lehe veya aleyhe bir sonuç da doğurmamaktadır.
Sanığa verilen ceza 2 yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası ise, mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakabilir.
Sanık, 5 yıl denetim süresine tabi tutulur.
Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemezse ve yükümlülüklerine uyarsa, hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer.
Aksi halde hüküm açıklanır.
HAGB kararı verilen kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet bulunmadığından, bu durum memuriyete engel oluşturmaz. Bu kural, DMK 48/A-5'te sayılan suçlar için de geçerlidir. Yani hırsızlık suçundan yargılanan ve HAGB kararı verilen kişi, denetim süresini iyi halli geçirirse memur olabilir.
Danştay'ın konuya yaklaşımı, tecil konusunda verdiği 1990 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na paraleldir: Deneme süresi başarıyla geçirildiğinde mahkumiyet hiç gerçekleşmemiş sayılır.
'Zimmet (ihtilaslı) suçu nedeniyle davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bu aşamada lehe veya aleyhe hukuki bir sonuç doğurmayacağı, bir başka ifadeyle davacının, 2489 sayılı Kefalet Kanunu'nun 6. maddesinde yer alan "... suçları muhakeme ile sabit olduğu" şartını henüz kaybettiğinden bahsedilemeyeceği açıktır. (D.12.D., T.23.10.2024, E. 2022/5726, K. 2024/1625)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması yolundaki karara da yanılarak, davacının vergi müfettişi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davacı hakkında bir mahkumiyet kararı bulunmamasına karşın, ceza yargılamasına konu eylemlerin davacı tarafından işlediğinin sabit olduğu varsayımına dayanılarak verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı (D.2.D., T.12.11.2020, E. 2020/ 1605, K. 2020 / 3353)
Davacının yaralama suçundan dolayı 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin, fiilin niteliği ve olayın oluş şekli göz önünde alındığında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına yol açmayacağı (D.12.D., T. 25.1.2017, E. 2016/240, K. 2017/8)
2. MEMURİYETE KESİN ENGEL OLAN SUÇLAR
Şimdi gelelim işin en kritik kısmına. Bazı suçlar vardır ki, cezanın süresi ne olursa olsun, hatta affa uğramış veya tecil edilmiş olsa bile sizi ömür boyu memuriyetten men eder.
A. Devlete ve Anayasal Düzene Karşı Suçlar
DMK 48/A-5 maddesinde sayılan bu suçlar şunlardır:
Devletin güvenliğine karşı suçlar (TCK 302-308)
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (TCK 309-316)
Milli savunmaya karşı suçlar (TCK 317-325)
Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk (TCK 326-339)
Bu suçlardan 1 günlük hapis cezası almak, memur olma hakkınızı tamamen ortadan kaldırır. Üstelik bu suçlar affa uğrasa bile yasak devam eder. Kanun koyucu, bu suçları devletin varlığı ve güvenliği açısından o kadar tehlikeli görmüştür ki, hiçbir şekilde affedilmesine müsamaha göstermemiştir.
B. "Yüz Kızartıcı" Olarak Nitelendirilen Suçlar
Eski düzenlemede "yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar" gibi muğlak bir ifade vardı. Bu nedenle hangi suçların bu kapsama girdiği yıllarca tartışıldı. Danıştay, ırza geçme gibi suçları da bu kapsamda değerlendirebiliyordu.
5728 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik, bu tartışmalara son noktayı koydu. Artık "gibi" ifadesi kaldırıldı ve sadece maddede sayılan suçlar memuriyete engel sayılıyor.
Zimmet, kamu görevlisinin, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi
İrtikap, kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya zorlaması
Rüşvet, kamu görevlisinin, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması karşılığında menfaat temin etmesi
Hırsızlık, başkasına ait taşınır bir malı, zilyedinin rızası olmaksızın faydalanmak amacıyla bulunduğu yerden almak
Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlamak
Sahtecilik, resmi veya özel belgede sahtecilik yapmak (belgede sahtecilik suçları)
Güveni kötüye kullanma, başkasına ait olup kendisine belirli bir şekilde kullanılmak üzere verilmiş mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına tasarrufta bulunmak
Hileli iflas, borçlunun, alacaklıları zarara sokmak amacıyla malvarlığını azaltması veya gizlemesi
İhaleye fesat karıştırma, kamu kurumlarının yaptığı ihalelerde hile yaparak ihalenin sonucunu etkilemek
Edimin ifasına fesat karıştırma, kamu kurumlarına karşı yüklenilen edimlerin ifası sırasında hile yapmak
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suçtan elde edilen gelirleri yasal görünüme kavuşturmak (kara para aklama)
Kaçakçılık, 5067 ve 1918 sayılı yasalar
Vergi kaçakçılığı (213 sayılı VUK m.359) bu kapsamda değildir. Danıştay, vergi kaçakçılığı suçunun memuriyete engel olmadığına karar vermiştir.
C. 1 Yılı Aşan Hapis Cezaları (Kasten İşlenen Suçlarda)
DMK 48/A-5'te sayılan suçlar dışında kalan herhangi bir kasıtlı suçtan dolayı 1 yıldan fazla hapis cezası alanlar memur olamaz.
Kasten yaralama suçundan 1 yıl 1 ay hapis cezası alan kişi memur olamaz.
Mala zarar verme suçundan 2 yıl hapis cezası alan kişi memur olamaz.
Hakaret suçundan 12 ay hapis cezası alan kişi memur olabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken, cezanın kesinleşmiş olması ve infazının tamamlanmış olmasının beklenmesi gerektiğidir. İnfaz tamamlanmadan memuriyete başvurulamaz.
3. Affın Memuriyete Etkisi
Af, devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesidir. İki türü vardır: Genel af ve özel af.
Genel Af
Genel af, kamu davasını, verilmiş cezaları ve mahkumiyetin tüm sonuçlarını ortadan kaldırır. Genel afla birlikte kişi hiç suç işlememiş sayılır.
Ancak DMK 48/A-5 maddesi, genel af konusunda çok önemli bir istisna getirmiştir: Maddede sayılan suçlar (devlete karşı suçlar ve yüz kızartıcı suçlar) genel affa uğramış olsalar bile memuriyete engel olmaya devam eder. Yani hırsızlık suçundan mahkum olup genel afla cezası silinen kişi memur olamaz.
Devletin güvenliğine karşı suçtan mahkum olup genel afla cezası silinen kişi memur olamaz.
Trafik kazasında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan mahkum olup genel afla cezası silinen kişi memur olabilir.
Özel Af
Özel af, sadece cezayı etkiler; mahkumiyetin kanuni sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle özel af, hiçbir şekilde memuriyet engelini kaldırmaz. Kişi yine de mahkum sayılır.
4. Tecilin (Cezanın Ertelenmesi) Memuriyete Etkisi
Tecil, mahkum olunan hapis cezasının belirli bir deneme süresiyle ertelenmesi ve bu sürenin iyi halli geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılmasıdır.
2008 öncesi dönemde, eski düzenlemede, tecil edilmiş mahkumiyetler (DMK 48/A-5'te sayılan suçlar hariç) memuriyete engel değildi. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 1990 tarihli kararı da bu yöndeydi.
2008 sonrası dönemde, 5728 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası, tecilin memuriyete etkisi tamamen ortadan kalkmıştır. Madde metninden "tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere" ibaresi çıkarılmıştır.
DMK 48/A-5'te sayılan suçlardan alınan mahkumiyetler tecil edilse bile memuriyete kesin engeldir.
Sayılan suçlar dışında kalan suçlardan 1 yılı aşan hapis cezası tecil edilse bile memuriyete engeldir.
Sayılan suçlar dışında 1 yıl ve altındaki hapis cezaları zaten engel değildir; tecilin burada bir önemi yoktur.
5. Adli Sicil Kaydının Silinmesinin Etkisi
Adli sicil kaydı, kişinin mahkumiyetlerinin tutulduğu resmi kayıttır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre, cezanın infazının tamamlanması, genel af veya zamanaşımı gibi nedenlerle adli sicil kayıtları silinerek arşive alınır.
Eski Adli Sicil Kanunu döneminde, adli sicilden silinen bir mahkumiyet "hiç yaşanmamış" gibi kabul edilir ve memuriyete engel olmazdı. Danıştay da bu görüşteydi.
Yeni Adli Sicil Kanunu, silinen kayıtların arşive alınacağını ve belirli kurumlar tarafından görülebileceğini düzenlemiştir. Bu nedenle, DMK 48/A-5'te sayılan suçlar bakımından adli sicil kaydının silinmesi memuriyet engelini kaldırmaz.
Sayılı suçlar dışındaki suçlar bakımından ise, ceza infaz edildikten ve kanunda öngörülen süreler geçtikten sonra memuriyete engel kalmaz.
6. Memnu Hakların Geri Verilmesi (Yasaklanmış Hakların İadesi)
Memnu hakların iadesi, mahkumiyet nedeniyle kaybedilen hakların mahkeme kararıyla geri verilmesidir.
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi, kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak kişinin belirli haklardan yoksun kalacağını düzenler. Bu yoksunluk cezanın infazı tamamlanana kadar sürer. İnfaz bittiğinde haklar kendiliğinden geri gelir.
Ancak özel kanunlarda (örneğin 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu) sürekli yasaklılık öngörülen hallerde, memnu hakların iadesi yoluna başvurmak gerekir.
Memnu hakların iadesi kararı, ileriye dönük olarak tüm ehliyetsizlikleri ortadan kaldırır. Yani bu kararı alan kişi, teorik olarak memur olabilir. Ancak bu karar, eski göreve otomatik dönüş hakkı vermez. İdarenin açıktan atama konusunda takdir yetkisi vardır. Danıştay, DMK 48/A-5'te sayılan suçlardan mahkum olup memnu hakları iade edilen kişilerin memuriyete atanmasının idarenin takdirinde olduğuna karar vermiştir.
7. Memuriyet Sırasında Suç İşlenmesi
Peki ya memur iken bir suç işlerseniz?
DMK'nın 98/b maddesine göre, memuriyet sırasında 48/A-5'te belirtilen şartları kaybeden veya bu bentte sayılan suçlardan birini işleyen memurun görevine son verilir. Bu işlem için, mahkumiyet kararının kesinleşmesi beklenir.
İdare, mahkumiyeti öğrendiği andan itibaren işlem tesis etmek zorundadır; takdir yetkisi yoktur (bağlı yetki).
Göreve son verme işlemi disiplin cezası değil, bir statü kaybıdır.
Taksirli bir suçtan mahkum olan memurun görevine son verilmez. Cezaevinde geçen süre için mazeret izni kullandırılır ve infaz sonrası göreve döner.