Tenkis Davalarında Net Tereke Hesabı
Türk Medeni Kanunu (TMK), miras bırakanın tasarruf özgürlüğü ile saklı pay sahibi mirasçıların korunması arasında hassas bir denge kurmuştur. TMK m. 560’a göre saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Ancak bu davanın en kritik ve uygulamada en çok tartışma yaratan aşaması, hiç kuşkusuz "net tereke" hesabı ile buna bağlı olarak belirlenen "sabit tenkis oranı"dır.
Bu yazıda, öncelikle net terekenin nasıl hesaplanacağına dair yasal çerçeveyi ve doktrindeki görüşleri ortaya koyacak, ardından uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir soruna —bilirkişi raporlarının özellikle kadastro ve imar uygulamalarına konu olan taşınmazlar yönünden denetlenmesi meselesine— dikkat çekeceğim.
I. Tenkis Davasının Hukuki Dayanakları ve Saklı Pay Oranları
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı ve sağlar arası kazandırmalarının tasarruf nisabına çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu bir davadır.
TMK’ya göre saklı paylı mirasçılar ve oranları şu şekildedir:
-Altsoy (çocuklar, torunlar, evlatlıklar): Yasal miras payının yarısı
-Anne ve baba (her biri için): Yasal miras payının dörtte biri
-Sağ kalan eş: Altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü.
Önemli bir nokta: Kardeşler, 10.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5650 sayılı Kanun ile saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarılmıştır. Bu tarihten sonra gerçekleşen ölümlerde kardeşler tenkis davası açamaz; ancak bu tarihten önce gerçekleşen ölümlerde, daha sonra açılan tenkis davalarında kardeşlerin de saklı payı göz önüne alınır.
II. Net Tereke Hesabının Püf Noktaları
Saklı payın ihlal edilip edilmediği, mirasın açıldığı tarihteki net tereke üzerinden hesaplanır. "Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifinin indirilmesi ile bulunur." Peki bu unsurlar nelerdir?
A. Terekenin Aktifi
TMK m. 505 vd. çerçevesinde terekenin aktifine dahil edilmesi gereken değerler:
-Mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı: Taşınırlar, taşınmazlar, alacaklar, haklar.
-Denkleştirmeye ve tenkise tabi kazandırmalar: Mirasbırakan tarafından sağlararası yapılan bağışlamalar, saklı payı ihlal eden ölüme bağlı tasarruflar.
-Hayat sigortası satın alma bedeli değerleri: Mirasbırakanın kendi adına yaptırdığı hayat sigortalarına ilişkin ödediği primler.
B. Terekenin Pasifi (TMK m. 507/2)
Net tereke hesabında terekeden indirilmesi gereken kalemler:
-Miras bırakanın borçları
-Cenaze giderleri
-Terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri
-Miras bırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri
Yukarıdaki kalemler terekeden indirildikten sonra ulaşılan net rakam, net tereke olup tasarruf nisabının ve saklı payın belirlenmesinde esas alınır.
C. Değerleme Esası — Mirasın Açıldığı Tarihteki Fiyatlar
Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilip parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre "terekenin dava tarihindeki değeri esas alınarak saklı pay ve tenkis hesapları yapılamaz".
III. Sabit Tenkis Oranı (Tenkis Oranı)
Uygulamada miras bırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına "sabit tenkis oranı" denilmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 11.11.1994 tarih ve 4/4 sayılı Kararı uyarınca, sabit tenkis oranı "tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır". Bir başka ifadeyle sabit tenkis oranı, el atılan saklı payın (ihlal edilen saklı pay), tasarrufun değerine (kazandırma tutarı) oranı olup, bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.
Lehine kazandırma yapılan davalının da saklı pay mirasçısı olması durumunda, ona yapılan kazandırma tutarından saklı payı indirildikten sonra tenkise tabi kazandırma miktarı dikkate alınmalıdır (Yargıtay 2. HD 2007/21515 Esas sayılı kararı)
IV. TMK m. 564 ve Bölünmez Malda Tercih Hakkı
TMK m. 564, tenkis davasının en çok tartışılan maddelerinden biridir. Maddeye göre:
"Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi halde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir."
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir hata, mahkemelerin sabit tenkis oranı ortaya çıkmadan ve tereke tam olarak belirlenmeden davalıya tercih hakkı kullandırmasıdır.
Yargıtay 7. HD, 2024/4197 E., 2025/1315 K. sayılı kararına göre “Sabit tenkis oranı ortaya çıkmadan ve tereke tam belirlenmeden kullanılan tercih hakkına dayanılarak tenkis miktarı yönünden usuli kazanılmış hak doğmayacağı" vurgulanmıştır.
Bu nedenlerle izlenecek usul şöyledir,
-Önce tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği araştırılır.
-Mal bölünebiliyorsa, bu kısımlar bağımsız bölüm halinde taraflar adına tescil edilir.
-Mal bölünemez nitelikte ise, davalıya tercih hakkı kullandırılır. Davalı ya malda kalmayı (tenkise tabi kısmın değerini ödeyerek) ya da nakit bedeli almayı seçebilir.
-Davalının tercihine göre nakit ödeme söz konusu olursa, ödenecek miktar karar tarihindeki değer üzerinden hesaplanır.
Ayrıca, tenkis alacağının faizi konusunda da güncel bir yaklaşım bulunmaktadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.01.2024 tarihli ve 2021/8272 E, 2022/4336 K. sayılı ilamında tenkis alacağının tercih hakkının kullanıldığı anda muaccel olduğunu ve bu tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir.
V. Bilirkişi Raporlarının Denetlenmesi
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan en büyük zorluklardan birini teşkil eden konu, taşınmazların kadastro ve imar uygulamaları nedeniyle değişen vasıfları karşısında bilirkişi raporlarının denetlenebilir olup olmadığıdır.
Tenkis davalarında alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması için, taşınmazların tedavüllü tapu kayıtlarının dosya arasına alınması zorunludur. Zira:
-3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 22/A uyarınca kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların ada ve parsel numaraları değişebilmektedir.
-İmar uygulamasına tâbi tutulan taşınmazlar ifraz veya tevhid edilebilmekte, böylece miras bırakanın ölüm tarihindeki fiziki durumu ile yargılama sırasındaki durum arasında farklılıklar ortaya çıkabilmektedir.
Bu durumda, bilirkişi tarafından yapılan değerlemenin sağlıklı olabilmesi için, taşınmazların ölüm tarihinden itibaren geçirdiği tüm hukuki ve fiili değişikliklerin —tedavüllü tapu kayıtları, imar planları, kadastro tutanakları— eksiksiz olarak dosyaya kazandırılması ve bilirkişiye bu kayıtlar üzerinden değerlendirme yaptırılması gerekir.
Aksi halde, Yargıtay'ın içtihatları gereği ( bkz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2025/1141 E, 2025/2470 K.), bu tür eksiklikler taşıyan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması bozma sebebidir.