Trafik İş Kazasının Hukuki Boyutu
Bu yazıda, trafik kazaları ile iş kazalarının hukuki tanımları, oluşum şartları ve işveren sorumluluğu çerçevesinde konunun nasıl ele alındığına dair detaylı bilgi verilmektedir.
1. Trafik Kazası ve Temel Tanımı
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda, trafik kazası “Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır. Trafik kazaları genellikle hiç beklenmedik bir şekilde meydana gelen, can ve mal kaybına yol açan olaylar olarak görülmektedir. Trafik kazası ile ilgili yapılan diğer tamımda ise nerede, ne zaman ve nasıl meydana geleceği önceden bilinmeyen ve çeşitli kayıplara neden olan olaylar trafik kazası olarak ifade edilmektedir.
2. İş Kazası Kavramının Hukuki Tanımı
2.1. Sosyal Sigortalar Kanunu Açısından İş Kazası
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada; işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle; bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda; emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olaydır.
5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında iş kazası,
“a) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8. mad) Bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde tanımlanmıştır.
5510 sayılı Kanun bakımından inceleme yapıldığında sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası unsurları kazaya uğrayanın 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılması, sigortalının kazaya uğraması, sigortalının kaza sonucu bedensel veya ruhsal bir zarara uğraması ve kaza ile sigortalının uğradığı bedensel zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır (Güzel, A./Okur, A.R./Caniklioğlu, N.: Sosyal Güvenlik Hukuku, İstanbul 2014, s. 417-432). 5510 sayılı Kanun'da iş kazası sayılan hâllerden (b) bendi dışında kazanın yapılan işle ilgisi aranmamaktadır. İş kazası kavramının kanunda bu şekilde geniş düzenlenmesinin sebebi sosyal güvenlik hakkının koruyucu kapsamının mümkün olduğunca genişletilmesinin amaçlanmasıdır (Süzek, S.: İş Hukuku (Genel Esaslar ve Bireysel İş Hukuku), İstanbul 2015, s. 449).
2.2. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Açısından İş Kazası
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde iş kazası "...İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen özre uğratan olay..." şeklinde tanımlanmıştır.
3. Trafik İş Kazası ve İlliyet Bağı
3.1. İlliyet Bağı Nedir?
İş kazasının varlığı için ilgili kişinin sigortalı olması, kazaya uğraması, kaza karinesinin varlığı ve kaza ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda somut olayın iş kazası olup olmadığını incelemek açısından nedensellik bağının üzerinde durulması gereklidir. Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. İşyerinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğunun niteliği Yargıtay’ın önceki kararlarında da benimsediği görüşe göre, kusura dayanmaktadır. Türk Hukuk Sistemi uyarınca, özel bir düzenleme söz konusu olmadıkça asıl olan kusur sorumluluğudur. Bu durumda, işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı yoksa işverenin sorumluluğundan söz edilemez.
İlliyet bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması, zararın eylemin bir neticesi olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın meydana gelmeyeceğinin kesin olarak bilinmesidir. Hiçbir hukuk düzeni mevcut olmayan illiyeti yaratamaz. Hukuki netice olarak zararın tazmin sorumluluğunun kabulü için, bir sebebe illi olarak bağlanan neticeler silsilesinin içinde hangi kesimin gerekli ve yeterli olacağını belirlemek yine hukuk düzeninin görevidir. Kusur sorumluluğunda üç hâlde illiyet bağı kesilebilir. Bunlar, mücbir neden ile zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurudur. Öğretide, illiyet bağını kesen nedenlerin bütün sorumluluk hâlleri için geçerli olduğu vurgulanmaktadır. İş hukuku ve sosyal güvenlik hukukunda iş kazası yönünden illiyet bağının belirlenmesi büyük önem taşır.
3.2. Ulaşım Araçları ve İşveren Sorumluluğu
İşverenler işin yapıldığı yere bir an önce ulaşmalarını sağlamak için işçilere taşıma aracı sağlayabilirler. İşin gerekli kılması ya da işverence sağlanan bir sosyal yardım olarak ortaya konulan toplu taşıma hizmeti sırasında, işçilerin işverenin hakimiyet alanı içinde bulundukları kabul edilebilir. Nitekim Sosyal Sigortalar Kanunu'nun getirdiği bir düzenleme ile anılan taşımalar esnasında araçta meydana gelen kazalar iş kazası sayılmıştır (Akın, L.; İş Kazasından Doğan Maddi Tazminat, Ankara 2001, s. 34).
Meydana gelen trafik kazasının iş kazası olup olmadığı doğru tespit edilmelidir. İşçinin işe giderken veya işten gelirken geçirdiği trafik kazaları veya başkaca diğer trafik kazalarının iş kazası sayılıp sayılmayacağı birçok etmene bağlıdır. Bu nedenle işin yapılışı esnasında meydana gelen her trafik kazası iş kazasıdır demek doğru olmayacaktır.
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.
4. Yargıtay’ın Uygulamaları ve Emsal Kararlar
4.1. Trafik İş Kazası Örnekleri
Yargıtay İşveren tarafından kiralanan araçta meydana gelen kazayı da, kiralanan aracı o işverenin emir ve talimatı altında sayarak yukarıdaki karar doğrultusunda değerlendirmiştir.
Yargıtay bir başka olayda işverenin işçileri işe geliş ve gidişlerini sağlamak amacıyla kiraladığı aracın kaza yapması sonucu kiralanan servis şoförünün işverenin işçisi olmamasına rağmen kazaya uğrayan işçiler için işvereni sorumlu tutmuştur.
Başka bir olayda trafik iş kazası sonucu ölen işçinin, olay günü yönetimindeki araçla göreve giderken kaza yapması durumunda, eski ve bakımsız araç ile kazalıyı göreve göndermesi nedeniyle yerel mahkemece kusurlu bulunmayan işveren, Yargıtay tarafından kusurlu bulunmuştur.
Benzer şekilde tarafından düzenli bakımı yapılmayan 15 yıllık araçla işçisini göreve gönderen işverenin İş Kanunu'nun kendisine yüklediği yükümlülüklerin tamamını yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği açıktır.
Görüldüğü üzere Yargıtay uygulamalarında iş kazası tespiti yapılan trafik kazalarında işverenin sorumluluğu kusura dayanmayan kusursuz sorumluluk olarak kabul edilmekte ve oldukça geniş bir şekilde yorumlanmaktadır. Bununla beraber illiyet bağının kesilmesi durumlarında ise (üçüncü kişinin, kazalının ağır kusurları ya da mücbir sebep) işverenin sorumlu tutulamayacağı açıkça ortaya konmaktadır.
4.2. Önemli Yargıtay Kararları
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.03.2025 tarihli ve 2025/634 E, 2025/3674 K sayılı ilamında “Davacılar murisinin, Karayolu üzerinde, 27. kilometresinde, köprü yol yapım çalışması işinde bayrakçı, trafik işaretleyicisi olarak görev yapmakta iken saat 17:50 sıralarında evine dönmek için yolun karşı tarafında bulunan minibüse doğru yöneldiği sırada geçirdiği trafik kazasının iş kazası olduğu gerekçesiyle davacılar murisinin 26.09.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasının trafik iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.” Şeklinde servis aracına binmek üzere, işveren tarafından belirlenen bekleme yerine giderken, üçüncü kişiye ait aracın çarpması sonucu ölme olayı iş kazası olarak değerlendirilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.03.2023 Tarihli ve 2023/1867 E., 2023/2634 K. sayılı ilamında “…Eldeki davada; davacının murisi olan müteveffa işçi …’nin davalı şirketin Sinop Organize Sanayi ‘de bulunun işyerinde aşçı olarak çalıştığı, her gün şirket yetkilisinin onu kendi aracıyla alarak işe götürdüğü ,olay günü ise havanın çok yağmurlu olduğu, … ‘nin işe gitmek için yol kenarında beklediği sırada aynı işyerinde çalışan diğer işçi …’un ordan geçerken havanın çok yağışlı olmasından dolayı beklememesi için onu kendi aracıyla işe bırakmayı teklif ettiği, … ‘nin de yetkiliye bunu bildirerek araca binip gittiği ve söz konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmakla, kazanın iş güzergahında ve işe giderken meydana gelmiş olması karşısında olayın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi kapsamında olayın iş kazası olduğunun kabulü gerekirken aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” şeklinde şirket çalışanın işçiyi işe bırakırken kaza yapmasını işçi açısından iş kazası olarak değerlendirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.02.2022 Tarihli ve 2021/8195 E., 2022/1803 K. Sayılı ilamında “…Dosya kapsamından, davacının servis aracıyla işe giderken meydana gelen kaza sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Sigorta Tahkim Komisyonu’nca; SGK Başkanlığınca rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak ödeme yapılmışsa rücuya tabi ilk peşin sermaye değerinin 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmü gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir…” şeklinde servisle işe giderken kaza yapılmasını iş kazası olarak değerlendirmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.03.2023 Tarihli ve 2023/987 E., 2023/1987 K. sayılı ilamında “…Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında SGK kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre göre davacı ile birlikte aynı araçta bulunan kimselerin kazanın meydana geldiği tarihte … bölgesindeki tüm mağaza sorumlularını kapsayan toplantıya katıldıkları, davacının da içinde olduğu çalışanların bu toplantıya kazaya karışan araç ile gelinmesinin davalı tarafça istendiği, aracın yol masraflarının ödeneceğinin davalı tarafça davacı da dahil araçta bulunan kişilere bildirildiği, toplantının sona ermesi üzerine şubelerine dönmek üzere mesai saatleri içerisinde yola çıktıkları ve kazanın meydana geldiği, davalı şirketin talimatlarının yerine getirilmesi neticesinde meydana gelen kaza ile zarar arasında nedensellik bağının olduğu, 5510 sayılı Kanun’un 11 inci maddesine göre “araçların” da işyeri sayıldığı, davacının kullandığı araç her ne kadar özel araç olsa da davalı şirketçe çalışanların toplantıya gelebilmesi için bir aracın tahsis edilmediği, kaldı ki davacının yaptığı masrafların karşılanacağının belirtildiği, bu haliyle davacının aracının davalı işverence sağlandığı anlaşılmış olup, dava konusu olayın 5510 sayılı Kanun’un 13/e bendi gereğince iş kazası olduğunun kabulünde hata bulunmadığı gerekçeleri ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir…” şeklinde işyerine ait toplantıya giderken yapılan kazayı iş kazası olarak değerlendirmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarih ve 2016/2569 E, 2020/956 K sayılı ilamında “Uyuşmazlık müteveffanın işyerine gelmek amacıyla yürürken işin yapıldığı yere 100 metre kala geçirdiği trafik kazasının iş kazası olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasındadır. Barakanın asıl işin yapıldığı inşaat sahasından uzak bir yerde bulunması nedeniyle trafik iş kazası meydana gelmiştir. İşveren iş organizasyonu kapsamında doğrudan ve dolaylı kontrolü altında bulunan ve kendi iradesiyle kurduğu baraka ile asıl işin yapıldığı inşaat sahasına sigortalıların güvenli bir şekilde gelip gitmesini sağlamakla mükelleftir. Bu kapsamda sigortalıların işe gidiş geliş süresince bedence veya ruhça zarara uğraması sonucunu doğuran her türlü kazanın iş kazası olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, bu nedenle sigortalının ölümüne yol açan trafik kazasının iş kazası sayılması gerektiğine ilişkin direnme kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarih ve 2019/389 E, 2020/120 K sayılı ilamında ”Somut olayda; müteveffanın 12.12.2012 tarihinde baraj inşaatı işinden işveren tarafından sağlanan servis ile evine dönerken servis aracının arızalanması neticesinde araçtan indiği ve yanında bulunan bir kısım iş arkadaşlarıyla para çekmek amacıyla ilçe merkezinde bulunan bankamatiğe kadar yürüme kararı verdikleri ve servisin arızalandığı noktadan uzaklaştıkları anda trafik kazası yaşandığı konusunda şüphe bulunmamaktadır. Bu durumda sigortalının işverenin yeni servis göndereceğini bildirmesine rağmen kendi iradesi ile işverenin hakimiyet alanı olarak kabul edilen servis noktasından ayrıldığı ve para çekmek amacıyla yürürken trafik kazasının yaşandığı hususları değerlendirildiğinde, yaşanan trafik kazasının iş kazası olarak kabul edilmesi usul ve yasaya uygun değildir.”
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.04.2016 tarihli ve 2016/6933 E. 2016/7258 K. tarihli kararında, servis aracına binmek üzere, işveren tarafından belirlenen bekleme yerine giderken, üçüncü kişiye ait aracın çarpması sonucu ölme olayı iş kazası olarak değerlendirilmiştir.
5. Sonuç: İşveren Sorumluluğu ve İş Kazası Tespiti
İş kazalarının sosyal sigortalar kapsamında değerlendirilmesi, kazanın meydana geldiği yer, zaman, illiyet bağı ve işverenin organizasyonundaki rol gibi birçok unsurun dikkate alınmasını gerektirir.
-Kusur ve Nedensellik Bağı: İşverenin kusur sorumluluğunun varlığı, kaza ile zarar arasındaki nedensellik bağının kesilmemiş olması durumunda söz konusu olur.
-İşverenin Önemli Görevi: İşverenin, işçilerin güvenliğini sağlamak adına iş organizasyonu kapsamında gerekli önlemleri alması büyük önem taşır.
Bu kapsamda, her olayın kendine has koşullarının dikkatlice değerlendirilmesi, iş kazası tespiti ve sonrasında yapılacak sosyal sigorta ödemeleri açısından kritik bir rol oynamaktadır.