Zincirleme Suç Kapsamındaki Fiillerden Biri Hakkında Kesinleşmiş Mahkûmiyet Halinde Ceza Hesabı
Ceza hukukumuzun en çetrefilli alanlarından biri olan suçların içtimaı, özellikle zincirleme suç (TCK m.43) söz konusu olduğunda ve bu kapsama giren eylemlerden biri hakkında halihazırda kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunması durumunda, uygulamada ciddi duraksamalara ve hatalı ceza hesaplarına yol açabilmektedir.
Bu yazıda, teorik esaslar ışığında bu özel durumda ceza hesabının nasıl yapılması gerektiğini pratik bir örnekle ele alacak ve Yargıtay’ın konuya ilişkin güncel yaklaşımını inceleyeceğiz.
GERÇEK İÇTİMA VE İSTİSNASI OLARAK ZİNCİRLEME SUÇ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hâkim olan temel ilke, "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" olarak formüle edilen gerçek içtima kuralıdır. Ancak kanun koyucu, failin adalete olan borcunu rasyonelleştirmek ve cezalandırmada hakkaniyeti sağlamak adına bu kurala bazı istisnalar getirmiştir. Bu istisnaların en önemlilerinden biri olan zincirleme suç (TCK m. 43/1), bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda fail hakkında tek bir cezaya hükmedilmesini, ancak bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılmasını öngörmektedir. Zincirleme suçun varlığı için aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi, mağdurun aynı kişi olması ve tüm bu eylemlerin aynı suç işleme kararı (ortak bir plan veya genel niyet) altında gerçekleştirilmesi şarttır. Soruşturma aşamasında hukuki kesinti (iddianame düzenlenmesi) meydana gelmeden önce işlenen bu tür eylemler tek bir zincirleme suç olarak toplanmalıdır.
KESİNLEŞMİŞ HÜKÜM BULUNMASI HALİNDE CEZA HESABI
Zincirleme suça dâhil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır.
Eğer zincirleme suç kapsamında kalan eylemlerden biri veya birkaçı hakkında, bu durum gözetilmeksizin daha önce bağımsız bir kamu davası açılmış, mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmişse, yargılaması devam eden ikinci (veya sonraki) suç nedeniyle mahkemenin izlemesi gereken özel bir mahsup ve hesap yöntemi mevcuttur.
Bu durumda mahkeme, kesinleşen ilk hükümdeki eylemi de göz önüne alarak, sanki tüm eylemler tek bir dosyadaymış gibi toplam eylemler üzerinden zincirleme suç hükümlerini uygulamalı, temel cezayı ve artırım oranını belirlemelidir. Ortaya çıkan "sonuç cezadan", daha önce kesinleşmiş olan ilk hükümdeki ceza miktarı indirilerek (mahsup edilerek) sanığın mevcut davada alacağı net ceza belirlenmelidir. Böylece fail, hem mükerrer cezalandırılmaktan korunmuş olmaktadır.
CEZA HESABI ÖRNEĞI
Olay: Sanık (A), aynı mağdura karşı bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda iki kez "Resmî Belgede Sahtecilik" (TCK m. 204/1) suçunu işlemiştir. İlk eylem nedeniyle açılan dava neticesinde sanık hakkında TCK m. 204/1 uyarınca 2 yıl hapis cezası verilmiş ve bu hüküm kesinleşmiştir. Daha sonra, aynı hukuki dönemde işlenen ikinci sahtecilik eylemi nedeniyle yeni bir dava açılmıştır.
Mahkemenin Yapacağı Ceza Hesabı Adımları:
1. Mahkeme, her iki eylemin de aynı zincirleme suç kapsamında kaldığını ve aralarında iddianame ile hukuki kesinti oluşmadığını tespit eder.
2. İki eylemin bütünlüğü üzerinden TCK m. 204/1 uyarınca temel cezayı alt sınırdan 2 yıl hapis olarak belirler.
3. Eylemlerin zincirleme biçimde işlenmesi sebebiyle TCK m. 43/1 uyarınca cezada (örneğin) 1/4 oranında artırım yapar: 2 Yıl + 6 Ay = 2 Yıl 6 Ay hapis cezası (Toplam Ortak Sonuç Ceza).
4. Sanığın ilk davada aldığı ve kesinleşen 2 yıllık hapis cezası, bulunan bu toplam sonuç cezadan mahsup edilir: 2Yıl 6 Ay - 2 Yıl = 6 Ay hapis cezası.
5. Mahkeme, yargılaması devam eden bu ikinci dava nedeniyle sanığın neticeten 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmeder.
YARGITAY KARARLARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2021 tarih, 2016/21-1093 E., 2021/98 K sayılı içtihatlarına göre, “Zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği meselesine gelince; Zincirleme suça dahil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır. Zincirleme suça dahil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.04.1999 tarihli ve 61-74 sayılı kararında bu şekilde yapılan uygulamanın isabetli olduğu belirtildiği gibi, Yargıtay Ceza Dairelerinin süre gelen uygulamalarının aynı şekilde olduğu anlaşılmaktadır (Örneğin; 11. Ceza Dairesinin 10.06.2015 tarih ve 3690-26932; 23.11.2015 tarih ve 23925-31124; 10. Ceza Dairesinin 12.06.2015 tarih ve 2258-31755; 2. Ceza Dairesinin 13.04.2015 tarih ve 5306-7580; 28.04.2010 tarih ve 12228-14136; 5. Ceza Dairesinin 26.3.2012 tarih ve 8459-2592; 14.3.2012 tarih ve 9041-2042; 21. Ceza Dairesinin 30.09.2015 tarih ve 10828-3351; 02.12.2015 tarih ve 12921-5763 sayılı kararları)
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.04.2019 tarih, 2017/3930 E., 2019/3955 K. sayılı içtihatlarına göre, Zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tabi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği meselesine gelince; Zincirleme suça dahil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır. Zincirleme suça dahil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 E. - 2016/128 K. sayılı kararına konu olayda, sanığın aynı gün farklı şehirlerde gerçekleştirdiği uyuşturucu sevkiyatlarının yakalanması üzerine açılan davalardan ilkinin kesinleştiği, ikinci yargılamayı yapan mahkemenin toplam uyuşturucu miktarını dikkate alarak TCK m. 188 ve TCK m. 43/1 uyarınca belirlediği toplam zincirleme suç cezasından, kesinleşen ilk mahkemenin "sonuç cezasını" indirmesi gerekirken takdiri indirim (TCK m. 62) uygulanmadan önceki ham cezayı düşerek eksik ceza tayin ettiği saptanmış, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hatalı hesaplama yöntemi Özel Dairece bozma nedeni yapılmayarak eleştiriyle onanmıştır.
Karar aynen “Sanığın aynı gün Van ve Erzincan şehirlerinde gerçekleştirdiği uyuşturucu madde ticareti suçlarında, bir suç işleme kararı altında her iki suçu işlemesi ve mağdurun toplumu oluşturan herkesin olması nedeniyle suçların zincirleme suç kapsamında kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmayan olayda; Van’daki suçtan dolayı sanığın Van 1. Ağır Ceza Mahkemesince yargılamasının yapılarak zincirleme suç hükümleri uygulanmadan 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin onama ilamıyla kesinleştiği, Erzincan’da gerçekleşen suçun yargılaması sonucunda Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin, ele geçirilen toplam uyuşturucu miktarını da gözetip TCK’nun 188. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca belirlediği 21 yıl hapis ve 4.500 gün adli para cezasını, zincirleme suç hükümleri uyarınca aynı kanunun 43/1. maddesi gereğince ¼ oranında artırarak ulaştığı 26 yıl 3 ay hapis ve 5625 gün adli para cezasından Van 1. Ağır Ceza Mahkemesince TCK'nun 62. maddesi uygulamadan önce belirlenen cezayı indirmek suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar vermesinde; TCK'nun 43. maddesinin uygulanmasıyla ulaşılan cezadan Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen sonuç cezası olan 10 yıl hapis ve 25.000 Lira adli para cezası yerine TCK'nun 62. maddesi uygulanmadan önceki 12 yıl hapis ve 1500 gün adli para cezasını indirmesi nedeniyle eksik ceza tayini dışında bir isabetsizliğin bulunmadığı, aleyhe temyiz olmaması nedeniyle anılan hususun eleştiri konusu yapılarak hükmün özel dairece onanmasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.” Şeklindedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 20.11.2025 tarihli ve 2024/2264 E. - 2025/14842 K. sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere, sanıklar hakkında gerçek dışı belgelerle usulsüz destekleme ödemesi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından açılan davalarda, UYAP üzerinden benzer eylemlere ilişkin diğer derdest veya istinaftaki dosyaların titizlikle araştırılması, suç ve iddianame tarihleri netleştirilerek mükerrer yargılama bulunup bulunmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının tespiti halinde ise tayin olunacak toplam cezadan kesinleşmiş önceki cezanın indirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmektedir.