Aile ve miras hukuku, kişilerin aile ilişkilerinden doğan hak ve yükümlülükleri ile bir kişinin ölümü sonrasında malvarlığının mirasçılarına geçmesi ve mirasın paylaşılması süreçlerini düzenleyen hukuk alanıdır. Türkiye'de aile ve miras hukukuna ilişkin temel düzenlemeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu içerisinde yer almaktadır.
Aile hukuku kapsamında evlenme, boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi ve aile bireyleri arasındaki hukuki ilişkiler; miras hukuku kapsamında ise mirasçılık, tereke, mirasın paylaşılması, vasiyetname, miras sözleşmesi ve miras uyuşmazlıkları gibi konular gündeme gelebilir.
Aile hukuku; nişanlanma, evlenme, evliliğin genel hükümleri, boşanma, velayet ve nafaka gibi aile ilişkilerinden doğan hukuki sonuçları düzenler. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tarafların haklarının yanı sıra çocukların üstün yararı ve somut olayın özellikleri de önem taşır.
Aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların önemli bir bölümü aile mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Aile mahkemelerinin görev alanı 4787 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.
Evlilik birliğinin kanunda öngörülen nedenlerden biri veya birkaçı nedeniyle sürdürülemez hâle gelmesi durumunda boşanma davası gündeme gelebilir. Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli olarak yürütülebilir.
Çekişmeli boşanma davalarında boşanma sebebinin yanında kusur durumu, çocukların velayeti, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile diğer fer'î talepler de uyuşmazlığın kapsamına girebilir. Anlaşmalı boşanmada ise tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşmaları ve bu anlaşmanın hâkim tarafından uygun bulunması gerekir.
Boşanma veya ayrılık süreçlerinde velayet konusunda karar verilirken çocuğun üstün yararı temel değerlendirme konularından biridir. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması da mahkeme tarafından düzenlenebilir.
Çocuğun yaşı, ihtiyaçları, eğitim durumu, tarafların yaşam koşulları ve somut olayın diğer özellikleri velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinde dikkate alınabilecek unsurlar arasındadır.
Aile hukuku kapsamında tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası gibi farklı nafaka türleri gündeme gelebilir. Nafakanın türü, talebin dayanağı ve tarafların ekonomik koşulları hukuki değerlendirmede önem taşır.
Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ebeveynlerin ekonomik güçleri oranında katılması söz konusu olabilir. Mevcut nafakanın şartların değişmesi nedeniyle artırılması, azaltılması veya kaldırılması da kanuni koşullar çerçevesinde talep edilebilir.
Boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören ya da kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş bakımından, kanunda öngörülen şartların oluşması hâlinde maddi veya manevi tazminat talep edilebilir.
Tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde boşanmaya sebep olan olaylar, tarafların kusur durumu, ekonomik ve sosyal koşulları ile somut olayın diğer özellikleri dikkate alınabilir. Yargıtay kararlarında da bu unsurların tazminat miktarının belirlenmesinde değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Evliliğin sona ermesiyle birlikte, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi gündeme gelebilir. Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında eşlerin evlilik süresince edindikleri malvarlığı değerlerinin niteliğinin belirlenmesi ve tasfiye hesabının yapılması gerekebilir.
Malvarlığının edinilme tarihi, hangi kaynakla edinildiği, kişisel mal veya edinilmiş mal niteliği, mevcut borçlar ve diğer ekonomik değerler mal rejiminin tasfiyesinde önem taşıyabilir. Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen bazı malvarlığı değerleri kanunda kişisel mal kapsamında düzenlenmiştir.
Boşanma süreçlerinde ziynet eşyaları, kişisel eşyalar ve eşlerin birbirlerinden talep edebilecekleri malvarlığı değerleri hakkında da uyuşmazlık çıkabilir.
Ziynet eşyalarının kime ait olduğu, eşyaların kim tarafından alındığı veya teslim edildiği, mevcut olup olmadığı ve aynen iadenin mümkün bulunup bulunmadığı somut olayın delilleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu tür uyuşmazlıklarda düğün görüntüleri, fotoğraflar, tanık anlatımları ve diğer deliller önem taşıyabilir. Yargıtay'ın yakın tarihli kararlarında ziynet alacağı taleplerinin boşanma uyuşmazlıklarıyla birlikte ele alındığı görülmektedir.
Miras hukuku, kişinin ölümüyle birlikte malvarlığında bulunan hak, alacak ve borçların mirasçılarına geçmesi, mirasçıların belirlenmesi ve mirasın paylaşılmasıyla ilgili hukuki kuralları kapsar.
Mirasın açılmasıyla birlikte terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi, yasal ve atanmış mirasçıların tespiti, mirasçılık belgesinin alınması ve mirasın paylaşılması gibi işlemler gündeme gelebilir.
Kanunda belirlenen kişiler, mirasbırakanın yasal mirasçılarıdır. Miras paylarının belirlenmesinde mirasbırakanın altsoyu, sağ kalan eş, ana ve baba zümresi ile diğer yasal mirasçılara ilişkin kanuni düzenlemeler dikkate alınır.
Mirasçılık durumunun belirlenmesi bakımından mirasçılık belgesi önemli bir belgedir. Ancak mirasın paylaşılması sırasında terekenin tamamının ve mirasçıların birbirleriyle olan hukuki ilişkilerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Mirasın birden fazla mirasçıya kalması hâlinde miras ortaklığı ve mirasın paylaşılması gündeme gelebilir. Tereke içerisindeki taşınır ve taşınmazların, banka hesaplarının, şirket paylarının, alacakların ve borçların belirlenmesi paylaşımın sağlıklı şekilde yapılabilmesi bakımından önem taşır.
Mirasçıların anlaşarak paylaşım yapabilmeleri mümkün olabileceği gibi, anlaşma sağlanamaması durumunda mirasın paylaşılmasına ilişkin hukuki yolların kullanılması gerekebilir.
Mirasbırakan, kanunun kendisine tanıdığı tasarruf özgürlüğü çerçevesinde vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla ölümünden sonra malvarlığı üzerinde düzenleme yapabilir. Ancak bu tasarrufların geçerliliği ve kapsamı kanunda öngörülen şartlara tabidir.
Vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmesi, mirasbırakanın tasarruf ehliyeti ve vasiyetnamenin içeriği ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından önem taşıyabilir.
Kanunda öngörülen şartların bulunması hâlinde vasiyetnamenin iptali talep edilebilir. Vasiyetnamenin düzenlenme şekli, iradenin oluşumu, ehliyet ve kanunda düzenlenen diğer iptal sebepleri somut olayın özelliklerine göre incelenir.
Vasiyetnamenin iptali ile saklı payın ihlali nedeniyle açılabilecek tenkis davası birbirinden farklı hukuki taleplerdir. Bu nedenle mirasbırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarrufun hukuki niteliğinin doğru şekilde belirlenmesi önemlidir.
Saklı pay, kanunun belirli mirasçılar bakımından koruduğu miras payını ifade eder. Mirasbırakanın tasarrufları sonucunda saklı payı ihlal edilen mirasçılar, kanuni şartların oluşması hâlinde tenkis davası açabilir.
Tenkis hesabında terekenin ölüm tarihindeki aktif ve pasifinin belirlenmesi, net terekenin hesaplanması ve saklı payların tespit edilmesi önem taşır. Yargıtay'ın 2025 tarihli bir kararında da tenkis hesabında net terekenin ve saklı payların belirlenmesine ilişkin hesaplama yöntemleri ayrıntılı şekilde ele alınmıştır.
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bazı taşınmaz devirlerinin, görünüşte başka bir işlem olarak düzenlenmesine rağmen gerçekte mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı iddiası muris muvazaası uyuşmazlıklarına konu olabilir.
Bu tür davalarda taşınmazın devrine ilişkin resmi kayıtlar, taraflar arasındaki ilişkiler, satış bedeli, mirasbırakanın ekonomik ve sosyal durumu, işlem koşulları ve diğer deliller birlikte değerlendirilebilir. Yargıtay'ın 2026 tarihli kararlarında da muris muvazaası iddialarında mirasbırakanın gerçek iradesinin ve mirasçılar arasında mal paylaşımı kastının değerlendirilmesine ilişkin hususlar ele alınmıştır.
Kanunda öngörülen belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde mirasbırakan, saklı paylı bir mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir. Mirasçılıktan çıkarma işleminin geçerliliği için kanuni şartların ve ölüme bağlı tasarrufa ilişkin koşulların değerlendirilmesi gerekir.
Mirasçılıktan çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmesi ve bu sebebin uyuşmazlık hâlinde ispatı bakımından kanunda özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Aile ve miras hukuku uyuşmazlıklarında kullanılabilecek deliller, uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilir. Nüfus kayıtları, evlilik ve boşanma belgeleri, banka kayıtları, tapu kayıtları, veraset ve intikal belgeleri, vasiyetnameler, sözleşmeler, fotoğraf ve video kayıtları, yazışmalar, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemeleri önem taşıyabilir.
Özellikle miras uyuşmazlıklarında terekeye dahil malvarlığının eksiksiz şekilde tespit edilmesi, taşınmaz ve banka kayıtlarının incelenmesi ve mirasbırakanın yaptığı işlemlerin hukuki niteliğinin belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü açısından önemlidir.
Aile ve miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar, kişilerin hem özel hayatını hem de önemli malvarlığı haklarını doğrudan etkileyebilir. Boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, miras paylaşımı, vasiyetname, tenkis ve muris muvazaası gibi uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuki yol somut olayın özelliklerine göre değişebilir.
GNB Hukuk, aile ve miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki durumun değerlendirilmesi, dava ve başvuru süreçlerinin hazırlanması, delillerin değerlendirilmesi ve yargılama sürecinin takip edilmesi konularında hukuki destek sunmaktadır.
Aile ve miras hukukunda hak kaybının önlenebilmesi bakımından olayların kronolojik olarak ortaya konulması, ilgili belgelerin korunması ve uygulanabilecek hukuki yolların süresi içinde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.